• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Tâhâ  suresi ❭
  • İbni Kesir ❭
  • Tâhâ  suresi ❭
  • Tâhâ  Suresi Türkçe Meali


  • Tâhâ  1: Ta-Ha.
  • Tâhâ  2: Biz; Kur´an´ı, sana güçlük çekesin diye indirmedik.
  • Tâhâ  3: Ancak Allah´tan korkanlara bir bir öğüt olarak.
  • Tâhâ  4: Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından indirmedir.
  • Tâhâ  5: Rahman, Arş´a hükmetmiştir.
  • Tâhâ  6: Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar O´nun.
  • Tâhâ  7: İstersen sen sözü açığa vur, şüphesiz ki O; gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
  • Tâhâ  8: Allah´tan başka hiç bir ilah yoktur. En güzel isimler O´nundur.
  • Tâhâ  9: Ve sana Musa´nın haberi geldi mi?
  • Tâhâ  10: Hani o; bir ateş görmüştü de ailesine: Durun, ben bir ateş gördüm. Size ya ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum, demişti.
  • Tâhâ  11: Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.
  • Tâhâ  12: Şüphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuçlarını çıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva´dasın.
  • Tâhâ  13: Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle.
  • Tâhâ  14: Şüphesiz ki Ben; Allah´ım. Benden başka hiç bir ilah yoktur. Öyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl.
  • Tâhâ  15: Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis işlediğinin karşılığını görsün diye onu neredeyse gizliyorum.
  • Tâhâ  16: Ona inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni bundan alıkoymasın, yoksa helak olursun.
  • Tâhâ  17: O sağ elindeki de nedir ey Musa?
  • Tâhâ  18: Dedi ki: O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim ve daha bir çok işlerde ondan faydalanırım.
  • Tâhâ  19: Buyurdu: Ey Musa bırak onu.
  • Tâhâ  20: O da bıraktı. Bir de ne görsün; o, hemen koşan bir yılan oluvermiş.
  • Tâhâ  21: Buyurdu: Tut onu korkma. Biz onu yine eski durumuna çevireceğiz.
  • Tâhâ  22: Elini de koltuğunun altına koy ki; diğer bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.
  • Tâhâ  23: Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.
  • Tâhâ  24: Firavun´a git, doğrusu o, azmıştır.
  • Tâhâ  25: Dedi ki: Rabbım, göğsümü aç.
  • Tâhâ  26: İşimi kolaylaştır.
  • Tâhâ  27: Dilimden de düğümü çöz ki;
  • Tâhâ  28: Sözümü iyi anlasınlar.
  • Tâhâ  29: Kendi ailemden bir vezir ver bana;
  • Tâhâ  30: Kardeşim Harun´u.
  • Tâhâ  31: Onunla destekle beni.
  • Tâhâ  32: Onu işimizde ortak yap,
  • Tâhâ  33: Ki seni daha çok tesbih edelim.
  • Tâhâ  34: Ve seni daha çok analım.
  • Tâhâ  35: Şüphesiz ki Sen, bizi görmektesin.
  • Tâhâ  36: Buyurdu: Ey Musa; istediğin sana verilmiştir.
  • Tâhâ  37: Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.
  • Tâhâ  38: Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.
  • Tâhâ  39: Onu bir sandığa koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da düşman olan birisi onu alır. Gözümün önünde yetişesin diye, senin üzerine katımdan bir sevgi koydum.
  • Tâhâ  40: Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.
  • Tâhâ  41: Ve seni kendim için yetiştirdim.
  • Tâhâ  42: Sen ve kardeşin ayetlerimle git. İkiniz de Beni zikretmede gevşek davranmayın.
  • Tâhâ  43: Firavun´a gidin, doğrusu o, azmıştır.
  • Tâhâ  44: Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.
  • Tâhâ  45: Dediler ki: Rabbımız; onun bize taşkınlık yapmasından veya azgın davranmasından endişe ederiz.
  • Tâhâ  46: Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem görür, hem de işitirim.
  • Tâhâ  47: Haydi ona gidin ve deyin ki: Doğrusu biz, senin Rabbının elçileriyiz. Artık İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbından sana bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanların üzerine selam olsun
  • Tâhâ  48: Doğrusu bize vahyolundu ki; yalanlayıp sırt çevirene azab vardır.
  • Tâhâ  49: Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi.
  • Tâhâ  50: Dedi ki: Rabbımız her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yola eriştirendir.
  • Tâhâ  51: Öyle ise önceki nesillerin durumu nedir? dedi.
  • Tâhâ  52: Dedi ki: Onların bilgisi Rabbımın katında bir kitabdadır. Benim Rabbım şaşırmaz, unutmaz.
  • Tâhâ  53: O ki; sizin için, yeryüzünü döşemiş, orada sizin için yollar açmış, gökten su indirmiştir. Biz o su ile çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
  • Tâhâ  54: Hem siz yeyin, hem hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bunlarda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.
  • Tâhâ  55: Ondan yarattık sizi, oraya da döndüreceğiz. Ve sizi, bir kere daha oradan çıkaracağız.
  • Tâhâ  56: Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.
  • Tâhâ  57: Ve dedi ki: Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?
  • Tâhâ  58: Şimdi biz de seninkine benzer bir sihir göstereceğiz sana. Bizimle senin aranda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et ki; sen de, biz de düz bir yerde bulunalım, caymayalım.
  • Tâhâ  59: Buluşma zamanımız; sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.
  • Tâhâ  60: Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve sonra bütün hilesini toplayıp geldi
  • Tâhâ  61: Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size, Allah´a karşı yalan uydurmayın Sonra azabla sizi yok eder. Doğrusu Allah´a iftira eden, hüsrana uğramıştır.
  • Tâhâ  62: Derken onlar işi aralarında tartıştılar ve gizlice müşavere ettiler.
  • Tâhâ  63: Dediler ki: Muhakkak bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkar mak ve örnek olan yolunuzu yok etmek istiyorlar.
  • Tâhâ  64: Onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin. Bugün üstün gelen felah bulmuştur.
  • Tâhâ  65: Dediler ki: Ey Musa; ya sen at, ya da ilk atanlar biz olalım.
  • Tâhâ  66: O da: Hayır siz atın, dedi. Bir de ne görsün; onların ipleri ve değnekleri, büyüleri yüzünden kendisine gerçekten yürüyorlarmış gibi geldi.
  • Tâhâ  67: Bu sebeple Musa, içinde bir korku hissetti.
  • Tâhâ  68: Korkma; muhakkak sen daha üstünsün, dedik.
  • Tâhâ  69: Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Zira onların yaptıkları, sadece sihirbaz düzenidir. Nerede olursa olsun sihirbaz asla felah bulamaz.
  • Tâhâ  70: Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun´un Rabbına inandık.
  • Tâhâ  71: Dedi ki: Ben size izin vermeden mi O´na inandınız? Doğrusu o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak keseceğim ve sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangimizin azabının daha çetin ve devamlı olduğunu bileceksiniz.
  • Tâhâ  72: Dediler ki: Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.
  • Tâhâ  73: Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah´ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.
  • Tâhâ  74: Kim Rabbına suçlu olarak gelirse; şüphesiz ki cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.
  • Tâhâ  75: Kim de O´na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.
  • Tâhâ  76: Altlarından ırmaklar akan ve içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır ve bu, arınanların mükafatıdır.
  • Tâhâ  77: Andolsun ki; Musa´ya şöyle vahyettik: Kullarımı geceleyin yürüt. Denizde onlara kuru bir yol aç. Batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme.
  • Tâhâ  78: Firavun da ordusuyla onu takip etti. Deniz de onları nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.
  • Tâhâ  79: Firavun kavmini saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.
  • Tâhâ  80: Ey İsrailoğulları; sizleri düşmanınızdan kurtardık ve size Tur´un sağ yanını vaad eetik. Ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
  • Tâhâ  81: Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı hak etmeyesiniz. Gazabımı hak eden, muhakkak mahvolmuştur.
  • Tâhâ  82: Muhakkak ki ben; tevbe edeni, inanarak salih amel işleyeni sonra da doğru yola gireni elbette bağışlayanım.
  • Tâhâ  83: Ey Musa; seni, kavminden daha çabuk gelmeye sevk eden nedir?
  • Tâhâ  84: Dedi ki: Onlar izim üzerindedirler. Rabbım, hoşnud olman için sana çabucak geldim.
  • Tâhâ  85: Buyurdu: Doğrusu biz, senden sonra kavmini sınadık ve Samiri de onları saptırdı.
  • Tâhâ  86: Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü ve: Ey kavmim; Rabbınız size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti aradan, yoksa Rabbınızın gazabına uğramak istediniz de mi bana verdiğiniz sözden caydınız? dedi.
  • Tâhâ  87: Onlar: Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O kavmin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı ve biz onları attık. Samiri de aynı şekilde attı, dediler.
  • Tâhâ  88: Derken o, kendilerine böğüren bir buzağı heykeli çıkarmıştı. Dediler ki: İşte bu, sizin de, Musa´nın da tanrısıdır. Fakat o, unuttu.
  • Tâhâ  89: Görmüyorlar mıydı ki; o kendilerine ne bir söz söyleyebilirdi, ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirdi.
  • Tâhâ  90: Andolsun ki; daha önce Harun da onlara: Ey kavmim; siz, bununla sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbınız Rahman´dır. Bana uyun ve emrime itaat edin, demişti.
  • Tâhâ  91: Onlar da: Musa bize dönene kadar, buna sarılmaktan asla vazgeçmeyeceğiz, demişlerdi.
  • Tâhâ  92: Dedi ki: Ey Harun; bunların saptıklarını görünce ne alıkoydu seni,
  • Tâhâ  93: Benim ardımdan gelmekten? Yoksa benim emrime karşı mı geldin?
  • Tâhâ  94: O da: Ey anamın oğlu; saçımdan sakalımdan tutma. Doğrusu; İsrailoğulları arasına ayrılık soktun, sözüme bakmadın, demenden korktum, dedi.
  • Tâhâ  95: Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.
  • Tâhâ  96: O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Ve bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi, dedi.
  • Tâhâ  97: Dedi ki: Haydi git, doğrusu hayatta artık; bana dokunmayın, demenden başka yapacağın bir şey yoktur. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir ceza günü var. Sarılıp durduğun üstüne düşüp tapındığın ilahına bak; yemin olsun ki; biz onu yakacağız, sonra da parçaparça edip denize atacağız.
  • Tâhâ  98: Sizin ilahınız; ancak O´ndan başka hiç bir ilah olmayan Allah´tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
  • Tâhâ  99: Sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana, katımızdan bir de zikir verdik.
  • Tâhâ  100: Kim, ondan yüz çevirirse; şüphesiz ki kıyamet günü ağır bir günah yüklenecektir.
  • Tâhâ  101: Onda temelli kalacaklardır. Bu, kıyamet gününde onlar için ne kötü bir yüktür.
  • Tâhâ  102: Sur´a üflendiği gün, işte o gün; suçluları, gözleri korkudan gövermiş olarak toplarız.
  • Tâhâ  103: Aralarında gizli gizli konuşarak: Siz, sadece o gün eğleştiniz, derler,
  • Tâhâ  104: Onların söylediklerini Biz daha iyi biliriz. En akıllıları da: Sadece bir gün eğleştiniz, der.
  • Tâhâ  105: Ve sana dağlardan sorarlar. De ki: Rabbım, onları ufalayıp savuracak.
  • Tâhâ  106: Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.
  • Tâhâ  107: Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin.
  • Tâhâ  108: O gün; hiç bir tarafa sapmadan o davetçiye uyacaklardır. Sesler, Rahman´ ın heybetinden kısılmıştır ve sen; fısıltıdan başka bir şey işitmezsin.
  • Tâhâ  109: O gün; Rahman´ın izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
  • Tâhâ  110: O, onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiç birinin ilmi asla bunu kavrayamaz.
  • Tâhâ  111: Ve bütün yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah´a baş eğmiştir. Bir zulüm yükü taşıyanlar ise gerçekten hüsrana uğramıştır.
  • Tâhâ  112: Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse; o, zulümden ve hakkının yenmesinden korkmaz.
  • Tâhâ  113: Biz onu böylece Arapça bir Kur´an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret verir diye tehditleri açıkladık.
  • Tâhâ  114: Gerçek hükümdar olan Allah; yücedir. Kur´an sana vahyedilirken; vahiy bitmezden önce unutmamak için acele tekrar edip durma ve: Rabbım, ilmimi artır, de.
  • Tâhâ  115: Andolsun ki; Biz, daha önce Adem´e de ahid vermiştik. Fakat o unuttu ve Biz onda bir azim bulmadık.
  • Tâhâ  116: Hani meleklere demiştik ki: Adem´e secde edin. İblis´ten başka hepsi secde etmiş, o ise dayatmıştı.
  • Tâhâ  117: Biz de demiştik ki: Ey Adem, doğrusu bu, hem senin hem de eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa bedbaht olursun.
  • Tâhâ  118: Zira cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın.
  • Tâhâ  119: Orada ne susarsın, ne de güneşte yanarsın.
  • Tâhâ  120: Ama şeytan ona vesvese verdi ve: Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir mülkü göstereyim mi? dedi.
  • Tâhâ  121: Bunun üzerine ikisi de ondan yediler. Hemen ayıp yerleri açıldı. Üzerlerine cennet yapraklarından yamamaya başladılar. Adem, Rabbına karşı geldi de şaşkın düştü.
  • Tâhâ  122: Sonra Rabbı onu seçti de tevbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi
  • Tâhâ  123: Buyurdu ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir yol gösteren gelir de kim, benim yoluma uyarsa; ne sapar, ne de bedbaht olur.
  • Tâhâ  124: Kim de benim zikrimden yüz çevirirse bilsin ki; onun dar bir geçimi olur ve kıyamet gününde Biz onu kör olarak haşrederiz.
  • Tâhâ  125: Der ki: Rabbım, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben gören biriydim
  • Tâhâ  126: Allah buyurur ki: Öyledir işte. Sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuştun. Bugün de sen öylece unutulursun.
  • Tâhâ  127: İşte israf edenleri, Rabbının ayetlerine inanmayanları böylece cezalandıracağız. Hem ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir.
  • Tâhâ  128: Kendilerinden önce nice nesilleri yok edişimiz hala onları uyarmadı mı? Halbuki onların yurdlarında gezinip duruyorlar. Doğrusu bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.
  • Tâhâ  129: Şayet Rabbının verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir vakit olmasaydı; hemen azaba uğrarlardı.
  • Tâhâ  130: Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbını hamd ile tesbih et. Gece saatlarında ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbının rızasına eresin.
  • Tâhâ  131: Onlardan bazılarına; denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbının rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
  • Tâhâ  132: Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır.
  • Tâhâ  133: Rabbından bize bir ayet getirseydi ya derler. Onlara önceki kitablarda apaçık deliller gelmedi mi?
  • Tâhâ  134: Eğer onları daha evvel azaba uğratarak yok etseydik: Rabbımız, bize bir peygamber gönderseydin de hor ve rüsvay olmadan önce ayetlerine uysaydık olmaz mıydı? diyeceklerdi.
  • Tâhâ  135: De ki: Herkes gözlemektedir, siz de gözleye durun. Şüphesiz kimlerin dosdoğru yolun sahipleri olduğunu ve kimlerin hidayete ermiş bulunduğunu yakında bileceksiniz.
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat