• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Zuhrûf  suresi ❭
  • İbni Kesir ❭
  • Zuhrûf  suresi ❭
  • Zuhrûf  Suresi Türkçe Meali


  • Zuhrûf  1: Ha, Mim.
  • Zuhrûf  2: Apaçık kitaba andolsun ki;
  • Zuhrûf  3: Düşünüp anlayasınız diye gerçekten Biz, onu arabça bir Kur´an kılmışızdır
  • Zuhrûf  4: O nezdimizdeki ana kitabdadır. Şanı yücedir, hikmet doludur.
  • Zuhrûf  5: Haddi aşan bir kavimsiniz diye, sizi o Kur´an´la uyarmaktan vaz mı geçelim?
  • Zuhrûf  6: Daha öncekilere nice peygamberler göndermiştik.
  • Zuhrûf  7: Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi.
  • Zuhrûf  8: Biz, bunlardan daha güçlü olanları helak ettik. Öncekilerin misali geçti.
  • Zuhrûf  9: Andolsun ki; onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, muhakkak: Onları Aziz, Alim yaratmıştır, diyeceklerdir.
  • Zuhrûf  10: O ki; yeri, sizin için bir beşik kılmış, doğru gidesiniz diye orada yollar var etmiştir.
  • Zuhrûf  11: O ki; gökten bir ölçüye göre su indirmiştir. İşte Biz, onunla ölü bir memleketi dirilttik, siz de böylece çıkarılacaksınız.
  • Zuhrûf  12: Ve O ki; bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve davarlar var etmiştir.
  • Zuhrûf  13: Ta ki bunların üzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak: Bunları bize müsahhar kılan ne yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
  • Zuhrûf  14: Ve biz, şüphesiz Rabbımıza döneceğiz.
  • Zuhrûf  15: Ama onlar; kullarından bir kısmını, O´nun bir parçası saydılar. İnsan, gerçekten apaçık bir nankördür.
  • Zuhrûf  16: Yoksa; Allah, yarattıkları arasından kızları kendisine alıp oğulları size mi ayırdı?
  • Zuhrûf  17: Ama Rahman´a isnad edilen kız evladla onlardan birisi müjdelenince; yüzü kapkara kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
  • Zuhrûf  18: Yoksa süs içinde yetiştirilip de mücadelede açık olmayanı mı?
  • Zuhrûf  19: Onlar; Rahman´ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler. Onların şehadetleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.
  • Zuhrûf  20: Ve derler ki: Eğer Rahman dilemiş olsaydı; biz, onlara ibadet etmezdik. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.
  • Zuhrûf  21: Yoksa; daha önce onlara bir kitab verdik de ona mı tutunuyorlar?
  • Zuhrûf  22: Hayır, dediler ki: Doğrusu biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz.
  • Zuhrûf  23: Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Doğrusu biz, babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız.
  • Zuhrûf  24: Şayet size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmişsem; yine mi bana uymazsınız? deyince, dediler ki: Doğrusu sizin gönderildiğiniz şeyi, biz inkar ediyoruz.
  • Zuhrûf  25: Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
  • Zuhrûf  26: Hani İbrahim; babasına ve kavmine demişti ki: Şüphesiz ben, sizin taptığınız şeylerden uzağım.
  • Zuhrûf  27: Beni yaratan müstesna. Şüphesiz ki O; beni hidayete iletecektir.
  • Zuhrûf  28: Ve onu; belki dönerler diye ardından gelenler için kalıcı bir kelime kıldı.
  • Zuhrûf  29: Hayır. Ben, onları da, atalarını da hakkı açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.
  • Zuhrûf  30: Hak kendilerine geldiğinde ise: Bu bir büyüdür. Doğrusu biz, onu inkar ediyoruz, dediler.
  • Zuhrûf  31: Ve dediler ki: Bu Kur´an, o iki kasabanın birinden büyük bir adama indirilmeli değil miydi?
  • Zuhrûf  32: Yoksa Rabbının rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimlerini aralarında Biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürebilmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık. Rabbının rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
  • Zuhrûf  33: Şayet insanlar, tek bir ümmet haline gelmeyecek olsaydı; Rahman´ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve üzerinde yükseldikleri merdivenleri gümüşten yapardık.
  • Zuhrûf  34: Evlerinin kapılarını ve üzerlerine yaslanacakları kerevetleri de,
  • Zuhrûf  35: Altına boğardık. Bunların hepsi sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise; Rabbının katında müttakiler içindir.
  • Zuhrûf  36: Kim, Rahman´ın zikrinigörmezlikten gelirse; Biz, ona şeytanı musallat ederiz.
  • Zuhrûf  37: Şüphesiz ki onlar da bunları yoldan çıkarırlar. Bunlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
  • Zuhrûf  38: Nihayet Bize gelince der ki: Keşki benimle senin aranda Doğu ile Batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı. Sen, ne kötü arkadaş imişsin.
  • Zuhrûf  39: Zulmettiğiniz için, bugün pişmanlığın hiç bir faydası yoktur. Muhakkak ki azabda ortaksınız.
  • Zuhrûf  40: Sen mi duyuracaksın o sağırlara? Körleri ve apaçık sapıklıkta olanları sen mi hidayete eriştireceksin?
  • Zuhrûf  41: Seni onlardan uzaklaştırsak da; muhakkak ki Biz, onlardan intikam alırız.
  • Zuhrûf  42: Yahut da onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü Biz, onlara karşı gücü yetenleriz.
  • Zuhrûf  43: Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
  • Zuhrûf  44: Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.
  • Zuhrûf  45: Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor: Biz, Rahman´dan başka ibadet edecek tanrılar kılmış mıyız?
  • Zuhrûf  46: Andolsun ki; Biz, Musa´yı da ayetlerimizle Firavun´a ve erkanına göndermiştik. Ve demişti ki: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbının elçisiyim.
  • Zuhrûf  47: Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.
  • Zuhrûf  48: Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.
  • Zuhrûf  49: Ve dediler ki: Ey sihirbaz; sana verdiği ahde göre Rabbına bizim için dua et. Muhakkak biz, hidayete eriştirilmiş olacağız.
  • Zuhrûf  50: Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.
  • Zuhrûf  51: Firavun, kavmine seslendi ve dedi ki: Ey kavmim; Mısır mülkü ve altımdan akan şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?
  • Zuhrûf  52: Ben, açıkça söyleyemeyecek derecede zavallı olan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?
  • Zuhrûf  53: Ona altın bilezikler verilmeli veya beraberinde kendisine yardım edecek melekler gelmeli değil miydi?
  • Zuhrûf  54: Firavun, kavmini küçümsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, fasık olan bir kavim idi.
  • Zuhrûf  55: Bizi öfkelendirince; onlardan intikam aldık ve hepsini suda boğduk.
  • Zuhrûf  56: Ve onları, sonradan geleceklere bir geçmiş ve örnek kıldık.
  • Zuhrûf  57: Meryem´in oğlu misal olarak verilince; senin kavmin hemen bağrıştı.
  • Zuhrûf  58: Ve: Bizim tanrılarımız mı, yoksa o mu daha iyidir? dediler. Sana böyle demeleri, sadece tartışmaya girişmek içindir. Hayır, onlar kavgacı bir kavimdir.
  • Zuhrûf  59: O; kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
  • Zuhrûf  60: Şayet dileseydik; sizden, yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.
  • Zuhrûf  61: Şüphesiz ki o, saatın bilgisidir. O´ndan hiç şüphe etmeyin ve Bana tabi olun. İşte doğru yol.
  • Zuhrûf  62: Sakın şeytan sizi çevirmesin. Şüphesiz ki o, size apaçık bir düşmandır.
  • Zuhrûf  63: İsa huccetlerle gelince; demişti ki: Size hikmetle ve ihtilafa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak için geldim. Öyleyse Allah´tan korkun ve bana itaat edin.
  • Zuhrûf  64: Muhakkak ki Allah, benim de Rabbımdır, sizin de Rabbınızdır. Öyleyse O´ na ibadet edin. İşte doğru yol.
  • Zuhrûf  65: Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa düştüler. Acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline.
  • Zuhrûf  66: Onlar, farkında değillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar?
  • Zuhrûf  67: O gün; müttakilerin dışında, dostlar birbirlerine düşman olurlar.
  • Zuhrûf  68: Ey kullarım; bugün size korku yoktur. Ve siz, üzülecek de değilsiniz.
  • Zuhrûf  69: Onlar ki; ayetlerimize iman etmiş ve müslüman olmuşlardır.
  • Zuhrûf  70: Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin.
  • Zuhrûf  71: Onlara altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Canların istediği ve gözlerin hoşlandığı her şey oradadır. Ve siz, orada ebediyyen kalacaksınız.
  • Zuhrûf  72: İşte o cennet, işlediklerinize karşılık size miras kılındı.
  • Zuhrûf  73: Orada sizin için meyveler vardır. Ve onlardan yersiniz.
  • Zuhrûf  74: Muhakkak ki mücrimler; ebediyyen kalacakları cehennem azabındadırlar.
  • Zuhrûf  75: Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen ümitsiz kalacaklardır.
  • Zuhrûf  76: Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalimlerin kendileridir.
  • Zuhrûf  77: Ey nöbetçi; Rabbın hiç olmazsa bizi ölüme mahkum etsin, diye çağırışırlar. O da: Siz, böyle kalacaksınız, der.
  • Zuhrûf  78: Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat çoğunuz hakkı hoş görmüyordunuz.
  • Zuhrûf  79: Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.
  • Zuhrûf  80: Yoksa kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Hayır, öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.
  • Zuhrûf  81: De ki: Eğer Rahman´ın çocuğu olsaydı; o takdirde ben, kulluk edenlerin ilkiydim.
  • Zuhrûf  82: Göklerin ve yerin Rabbı, Arş´ın Rabbı onların tavsiflerinden münezzehtir.
  • Zuhrûf  83: Bırak onları, kendilerine vaadedilen güne ulaşıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar.
  • Zuhrûf  84: Gökte de ilah, yerde de ilah O´dur. Ve O; Hakim´dir, Alim´dir.
  • Zuhrûf  85: Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü kendisine ait olan ne yücedir. Kıyamet saatının bilgisi O´nun katındadır ve O´na döndürüleceksiniz.
  • Zuhrûf  86: O´ndan başka tapındıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hak ile şehadet edenler bunun dışındadır ve onlar bilirler.
  • Zuhrûf  87: Andolsun ki; onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette; Allah, diyeceklerdir. O halde neye çevriliyorlar?
  • Zuhrûf  88: Onun: Ey Rabbım, demesi hakkı için, muhakkak ki bunlar inanmayan bir kavimdir.
  • Zuhrûf  89: Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir.
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat