Maddî temizlik aracı olan ibadetlerimizin
ikincisi gusül, yani boy abdestidir. Gusül, ibadet niyetiyle
bütün vücudun baştan ayağa yıkanması demektir. İslam dîninde,
cinsel ilişki veya boşalmadan sonra, kadın ve erkeğin boy abdesti
alması zorunludur.
Yıkanmanın dînî bir gereklilik olması, medeniyet tarihimizde
temizlik ve su kültürümüzün olağanüstü gelişmesini sağlamıştır.
Evlerdeki banyo imkânlarının kısıtlı olduğu devirlerde hamamların
ne kadar önem taşıdığı açıktır. Tarihimizde yerleşim bölgelerinde
yapılaşma sırasında önce hamam ve câmi gibi genel hizmet binaları
inşa edilirdi. Orduların seferlerinde, bir yerde konaklanacağı
zaman ilk önce seyyar hamam çadırları kurulurdu.
Guslün yani tepeden tırnağa yıkanmanın beden sağlığı bakımından
önemi bellidir. Bu sebeple, cünüp olanlar, âdet ve loğusalık
halleri sona eren hanımlar için zorunlu olan gusül, bu durumların
dışında haftada bir Cuma günleri için sünnet kılınmıştır, yani
makbul ve sevaplı bir hareket sayılmıştır. Abdest üzerine abdest,
gusül üzerine gusül nur üzere nur (nûrun alâ nûr)dur.
Boy abdestinin iç anlamıyla ilgili yorumlardan birisi şudur:
Cinsel ilişki esnasında insan, yaradılış gereği, maddî zevklere,
bedenî hazlara dalar. Bu doğal olmakla beraber, insan hayatının
yegâne amacı maddî "haz" değildir. Cinsel haz, neslin devamı
için bir araçtır. Orada takılıp kalan bir kişi insanın rûhî-mânevî
yönünü gözardı etmiş olur. O haz sebebiyle nefsin kirlenmesi
söz konusudur. Kirlenen nefs "yukarı âlem"e ilgi duymaz.
Uzun süre kendisini tamamıyla mânevî hayata veren bir kimsenin,
âniden dünyevî hayata yönelmesi uyumsuzluğa yol açtığı gibi,
bütünüyle bedenî ve dünyevî zevklere dalan kimsenin birden bire
mânevî ve rûhânî hayata yönelmesi de aynı şekilde uyumsuzluğa
yol açabilir. Bundan dolayı, bu geçişlerin tedricî olarak yapılması
gerekir. Abdest ve boy abdesti, bu geçişleri düzenlemekte ve
kolaylaştırmakta bir aracı olur.
Bayılan veya fenalaşan bir kimsenin su ile serinletilerek kendine
gelmesi gibi, cinsel ilişki sırasında kendinden geçen, ruhun
etkisinden uzaklaşan kişi de yıkanarak tekrar kendine döner,
mânevî âleme yönelmeye uygun hale gelir.1
Âşikârdır ki, cinsel ilişkiden veya ihtilâm olduktan sonra
yapılan banyo, sadece manevî bakımdan değil, bedenen de faydalıdır.
Vücuttaki gerilim ve gevşemeden sonra yıkanmak insanı dinlendirir,
yorgunluğu giderir ve dinçleştirir.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (ö.638/1240) Fusûsu'l-Hıkem adlı
kitabının son bölümünde, boy abdesti konusunda ilgi çekici bir
yorum yapar. Hz. Peygamber'in " Bana dünyadan üç şey sevdirildi:
Güzel koku, kadın ve gözümün nûru olan namaz." 2 anlamındaki hadîsini açıklarken şu düşüncelere yer verir: İnsan
dahil her şey Hakk'ın tecellisidir. O bakımdan insanın bir kimseyi
sevmesi, gerçekte aslını sevmesi demektir. Esasen en çok sevilmesi
gereken Allah'tır.
Hadisteki ifadeye göre, Allah'ın sevdirmesi ile erkek kadına
veya kadın erkeğe ilgi duyacaktır. Bu sevginin son noktası kavuşmadır.
Maddî ve bedenî unsur söz konusu olunca kavuşmanın nihayeti
cinsel yakınlaşmadır. İşte kadın erkeği, erkek kadını sevip,
her ikisi de sonunda cinsî birleşmeyi istedikleri için, boşalma
sırasında şehvet duygusu bütün vücutlarına yayılır; böylece
âdeta erkek kadının, kadın erkeğin bedeninde ve şehvet duygusunda
fâni olurlar.
Cinsel haz bütün vücûdu sardığından dolayı, gusül sırasında
tepeden tırnağa yıkanmak farz olmuştur. Erkek ve kadın bu duyguyu
birlikte paylaştıkları için her ikisinin de temizlenmesi gerekir.
Allah kulları üzerinde gayyurdur, yani onların ne şekilde olursa
olsun kendisinden başkasına yönelmesinden hoşlanmaz. Bu bir ilâhî
kıskanmadır. Bu vasfından dolayıdır ki Yüce Allah, insanların
kendisi dışındaki maddî şeylerden zevk duyduklarını düşünmelerini
istemez. Bu sebeple erkek ve kadının cinsi duyguyla birbirlerinde
fanî olmalarının etkisinden kurtulup Hakk'a bağlanmaları ve Hakk'a
dönmeleri için, başkasıyla tat alma düşüncesinden doğan cünüplükten
onları temizlemek istemiştir. Böylece her şeyin aslı ve gerçek
varlık olan kendisini hatırlamalarına, O'na dönmelerine imkân
hazırlamış olmaktadır.3
Gerek abdest gerekse boy
abdesti, maddî bakımdan temizlik aracı olmakla birlikte, özü
itibâriyle bunlar sembolik hareketlerdir. Asıl olan, Allah'ın
huzuruna çıkmadan önce manevî temizliği sağlamak maksadıyla
bir takım hareketlerde bulunmaktır. Suyun bulunmadığı veya su
kullanmanın sakıncalı olduğu durumlarda, abdest veya boy abdesti
yerine toprakla "teyemmüm" edilmesi bunu göstermektedir.
Hadis-i Şerifte; "Allah sizin dış görünüşünüze bakmaz, fakat
kalplerinize ve işlerinize bakar." buyurur. 4 Yani önemli
olan dış temizliği değil, iç temizliğidir. İç temizliğinin başta
gelen vasıtalardan biri; göz yaşı dökerek, içi yanarak, tam
bir pişmanlık duyarak Hakk'a dönmek, tövbe etmektir. Hz. Mevlânâ
(ö.672/1273) şöyle diyor: " Bu görünen pislik bir parça suyla
arınır. Fakat içte olan pislik arttıkça artar. İçteki pislikler
anlaşıldı mı, göz yaşından başka bir şeyle temizlenemez."
Dipnotlar : 1. Neseî, işretunnisa,1 2. Bk.
Muhyiddin İnbû'l-Arabi, Fusûsu'l-Hıkem, çev. Nuri Gencosman,
313-314, Milli Eğitim B. yayını, İstanbul 1952; A. Avni Konuk,
Fusûsu'l-Hıkem Tercüme ve Şerhi, IV, 321-343, haz. Mustafa TAhralı
- Selçuk Eraydın, İFAV yayını, İstanbul 1992. 3. Müslim,, birr,
32,33; İbn Mâce, zühd
Kaynak: Altınoluk Dergisi
|