Namaz Zamanı http://www.namazzamani.net
Kalbinizi namazla ferahlatın...
 Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz. Arama | Namaz defteri | İletişim | English
   Anasayfa
   Yazarlar
   Cuma namazı
   Cenaze namazı
   Bayram namazı
   Nafile namazlar
   Kaza namazı
   Teravih namazı
   Hasta namazı
   Kutuplarda namaz
   Namazın edebi
   Namaz vakitleri
   Namaz ve sağlık
   İmamlık ve cemaat
   Namazlar ve niyet
   Şeytan ve Namaz
   Namazın esrarı
   Namazı terkin cezası
   Namaz bibliyografya
   Tesbihat
   Ezan duası
   Bir uyarı
   Mini sözlük
   Kaynakça
   Site Haritası
namaz sol alt


Turistlere namaz nasıl anlatıldı?
Ahmet Şahin

1961'lerde maymunculuğun iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi, Süleymaniye Cami'nde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine sualler sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi.

Kimi, insanın maymundan türediğini iddia etmek istiyor, kimi de, 'Seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor, eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter.' diyordu.

Rahmetli Hacı Nazif'in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında.

Maymuncu turiste dönerek konuşan Çelebi şöyle dedi:

- Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükuda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur: Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem'in (elif) ini yazarız. Bunun için (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz.

Sonra rükûa eğiliriz. Bununla da Âdem'in (dal) ını yazmış oluruz. Geriye (mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar (mim) gibi olur, öyle yazarız. Böylece her namazda babamız Âdem'in adını yazar, maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen tekzip etmiş oluruz. Bunun için maymunculuk bizde tutunamaz.

İkincisine gelince:

Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kâfi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız: Baş, bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır.

Bununla demiş oluruz ki:

- Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu:

- Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın.

Bu endişe yersiz değilmiş.

Bu sırada turistin biri Çelebi'ye yaklaşıp sordu:

- Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup yaradana minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur.

Kaynak: 01/07/2003 Ahmed Sahin/ Zaman

Namaz Nakış

Anasayfa | Resimli ve özet namaz | Gusül abdesti | Abdest | Namaz hadisleri | Namaz ayetleri | Flash ile namaz kılmayı öğreniyorum
Flash ile sureleri öğreniyorum | Flash ile duaları öğreniyorum | Namaz nasıl kılınır? | Namaz kılmayı öğrenmek istiyorum | Namaz nedir?