• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Muminûn  suresi ❭
  • Tefhim-ul Kuran ❭
  • Muminûn  suresi ❭
  • Muminûn  Suresi Türkçe Meali


  • Muminûn  1: Mü´minler gerçekten felah bulmuştur;
  • Muminûn  2: Onlar namazlarında huşû içinde olanlardır,
  • Muminûn  3: Onlar, ´tümüyle boş´ şeylerden yüz çevirenlerdir,
  • Muminûn  4: Onlar, zekâta ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir.
  • Muminûn  5: Ve onlar ırzlarını koruyanlardır;
  • Muminûn  6: Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda onlar, kınanmış değillerdir.
  • Muminûn  7: Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.
  • Muminûn  8: (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
  • Muminûn  9: Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.
  • Muminûn  10: İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.
  • Muminûn  11: Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalıcıdırlar.
  • Muminûn  12: Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.
  • Muminûn  13: Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
  • Muminûn  14: Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak´ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
  • Muminûn  15: Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.
  • Muminûn  16: Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.
  • Muminûn  17: Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller değiliz.
  • Muminûn  18: Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
  • Muminûn  19: Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler, bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.
  • Muminûn  20: Ve (daha çok) Tur-i Sina´da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.
  • Muminûn  21: Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
  • Muminûn  22: Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız.
  • Muminûn  23: Andolsun, biz Nuh´u kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: «Ey Kavmim, Allah´a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de korkup sakınmayacak mısınız?»
  • Muminûn  24: Bunun üzerine, kavminden küfre sapmış önde gelenler dediler ki: «Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarınızdan da bunu işitmiş değiliz.»
  • Muminûn  25: «O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin.»
  • Muminûn  26: «Rabbim» dedi (Nuh). «Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et.»
  • Muminûn  27: Böylelikle biz ona: «Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azab gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır» diye vahyettik.
  • Muminûn  28: «Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: «Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah´a hamdolsun.»
  • Muminûn  29: Ve de ki: «Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın.»
  • Muminûn  30: Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.
  • Muminûn  31: Sonra onların ardından bir başka insan kuşağı yaratıp inşa ettik.
  • Muminûn  32: Onlara da kendi içlerinden: «Allah´a ibadet edin. O´nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?» (desin) diye içlerinden bir peygamber gönderdik.
  • Muminûn  33: Kendi kavminden, küfredip de ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: «Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir.»
  • Muminûn  34: «Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz.»
  • Muminûn  35: «O, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va´dediyor?»
  • Muminûn  36: «Heyhat, size va´dedilen şeye heyhat...»
  • Muminûn  37: «O (bütün gerçek), bizim yalnızca (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz.»
  • Muminûn  38: «O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah´a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz.»
  • Muminûn  39: (Peygamber) Dedi ki: «Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et.»
  • Muminûn  40: (Allah) Dedi ki: «Az bir süre (bekle). Onlar gerçekten pişman olacaklar.»
  • Muminûn  41: Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun!
  • Muminûn  42: Sonra onların ardından başka kuşaklar yaratıp inşa ettik.
  • Muminûn  43: Ümmetlerden hiç biri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
  • Muminûn  44: Sonra birbiri peşi sıra peygamberlerimizi gönderdik; her ümmete kendi peygamberi geldiğinde, onu yalanladırlar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) bir kısmını bir kısmının izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.
  • Muminûn  45: Sonra Musa ve kardeşi Harun´u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.
  • Muminûn  46: Firavun´a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, ´büyüklenen, zorba´ bir topluluktu.
  • Muminûn  47: «Kavimleri bize ibadet (kölelik) ederken bizim gibi iki beşere mi inanalım?» dediler.
  • Muminûn  48: Böylece onları yalanladılar ve yıkıma uğrayanlardan oldular.
  • Muminûn  49: Andolsun, biz Musa´ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye.
  • Muminûn  50: Biz, Meryem´in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.
  • Muminûn  51: Ey Resul (peygamber)ler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; çünkü gerçekten ben yapmakta olduklarınızı biliyorum.
  • Muminûn  52: İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve ben de sizin Rabbinizim: öyleyse benden korkup sakının.
  • Muminûn  53: Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde parçalayıp bölündüler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip sevinmektedir.
  • Muminûn  54: Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
  • Muminûn  55: Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine vermekte olduğumuz mal ve çocuklarla,
  • Muminûn  56: Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz) Hayır, onlar şuurunda değiller.
  • Muminûn  57: Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar.
  • Muminûn  58: Rablerinin ayetlerine iman edenler,
  • Muminûn  59: Rablerine ortak koşmayanlar,
  • Muminûn  60: Ve onlar gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;
  • Muminûn  61: İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler.
  • Muminûn  62: Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.
  • Muminûn  63: Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir. Üstelik onların, bunun dışında da yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar.
  • Muminûn  64: Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.
  • Muminûn  65: Bugün feryadı basmayın, çünkü siz bizden yardım göremezsiniz.
  • Muminûn  66: Gerçekten benim ayetlerim size okunmaktaydı, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;
  • Muminûn  67: Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak: gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.
  • Muminûn  68: Onlar, yine de o sözü (Kur´an´ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
  • Muminûn  69: Ya da kendi peygamberlerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkâr etmektedirler?
  • Muminûn  70: Yahut: «Onda bir delilik var» mı demektedirler? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.
  • Muminûn  71: Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunmaktayız, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirmektedirler.
  • Muminûn  72: Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun? İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırılısıdır.
  • Muminûn  73: Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırmaktasın.
  • Muminûn  74: Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapmakta olanlardır.
  • Muminûn  75: Eğer onlara merhamet eder ve onlara dokunan zararı gideriverirsek, tuğyanları içinde şaşkınca dolaşmalarını sürdürecekler.
  • Muminûn  76: Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.
  • Muminûn  77: Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
  • Muminûn  78: O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne kadar az şükrediyorsunuz.
  • Muminûn  79: O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O´na (döndürülüp) toplanacaksınız.
  • Muminûn  80: O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O´nun (kanunu) dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
  • Muminûn  81: Hayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.
  • Muminûn  82: Dediler ki: «Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz?»
  • Muminûn  83: «Andolsun, bu tehdit, bize de ve bizden önceki atalarımıza da yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.»
  • Muminûn  84: De ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?»
  • Muminûn  85: «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?»
  • Muminûn  86: De ki: «Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş´ın Rabbi kimdir?»
  • Muminûn  87: «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Yine de korkup sakınmayacak mısınız?»
  • Muminûn  88: De ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor.»
  • Muminûn  89: «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Öyleyse nasıl oluyor da siz böyle büyüleniyorsunuz?»
  • Muminûn  90: Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.
  • Muminûn  91: Allah, hiç bir çocuk edinmemiştir ve O´nunla birlikte hiç bir ilah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve (ilahların) bir kısmına karşı üstünlük sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden yücedir.
  • Muminûn  92: Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.
  • Muminûn  93: De ki: «Rabbim, eğer onlara va´dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen,»
  • Muminûn  94: «Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma.»
  • Muminûn  95: Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
  • Muminûn  96: Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
  • Muminûn  97: Ve de ki: «Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım.»
  • Muminûn  98: «Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim.»
  • Muminûn  99: Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: «Rabbim, beni geri çevirin.»
  • Muminûn  100: «Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım.» Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.
  • Muminûn  101: Böylece Sur´a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.
  • Muminûn  102: Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
  • Muminûn  103: Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır.
  • Muminûn  104: Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler.
  • Muminûn  105: Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?
  • Muminûn  106: Dediler ki: «Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi; biz de sapan bir topluluk imişiz.»
  • Muminûn  107: «Rabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (küfre) dönersek, artık gerçekten zalimler oluruz.»
  • Muminûn  108: Der ki: «Onun içine siniverin ve benimle söyleşmeyin.»
  • Muminûn  109: «Çünkü gerçekten benim kullarımdan bir grup: -Rabbimiz, iman ettik, sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de,»
  • Muminûn  110: «Siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz.»
  • Muminûn  111: «Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, ´kurtuluşa ve mutluluğa´ erenlerdir.»
  • Muminûn  112: Dedi ki: «Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?»
  • Muminûn  113: Dediler ki: «Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.»
  • Muminûn  114: Dedi ki: «Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten siz bir bilseydiniz,»
  • Muminûn  115: «Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?»
  • Muminûn  116: Hak melik olan Allah pek yücedir. Ondan başka ilah yoktur; Kerim olan Arş´ın Rabbidir.
  • Muminûn  117: Kim Allah ile beraber ona ilişkin geçerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın başka bir ilaha taparsa, artık onun hesabı Rabbinin katındadır. Şüphesiz küfredenler kurtuluşa eremezler.
  • Muminûn  118: Ve de ki: «Rabbim, bağışla ve merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.»
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat