• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Muminûn  suresi ❭
  • Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) ❭
  • Muminûn  suresi ❭
  • Muminûn  Suresi Türkçe Meali


  • Muminûn  1: Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,
  • Muminûn  2: Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,
  • Muminûn  3: Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,
  • Muminûn  4: Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,
  • Muminûn  5: Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,
  • Muminûn  6: Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
  • Muminûn  7: Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.
  • Muminûn  8: Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,
  • Muminûn  9: Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,
  • Muminûn  10: İşte asıl onlar varislerdir.
  • Muminûn  11: Ki, Firdevs´e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.
  • Muminûn  12: And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.
  • Muminûn  13: Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.
  • Muminûn  14: Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.
  • Muminûn  15: Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz.
  • Muminûn  16: Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
  • Muminûn  17: Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz.
  • Muminûn  18: Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
  • Muminûn  19: Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
  • Muminûn  20: Tûr-i Sinâ´da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
  • Muminûn  21: Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.
  • Muminûn  22: Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.
  • Muminûn  23: And olsun biz, Nûh´u kavmine gönderdik. «Ey kavmim dedi, Allah´a kulluk edin. O´ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?»
  • Muminûn  24: Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu «Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.»
  • Muminûn  25: «Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım.»
  • Muminûn  26: Nuh: «Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!»
  • Muminûn  27: Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!
  • Muminûn  28: Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah´a hamdolsun» de.
  • Muminûn  29: Ve de ki: «Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın.»
  • Muminûn  30: Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
  • Muminûn  31: Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
  • Muminûn  32: Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, «Allah´a kulluk edin; çünkü sizin O´ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah´tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.
  • Muminûn  33: Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: «Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.»
  • Muminûn  34: «Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz.»
  • Muminûn  35: «Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?»
  • Muminûn  36: «Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!»
  • Muminûn  37: «Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz.»
  • Muminûn  38: «Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.»
  • Muminûn  39: O Peygamber: «Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!»
  • Muminûn  40: Allah şöyle buyurdu: «Pek yakında onlar pişman olacaklar!»
  • Muminûn  41: Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
  • Muminûn  42: Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
  • Muminûn  43: Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
  • Muminûn  44: Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
  • Muminûn  45: Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa´yı ve kardeşi Harun´u gönderdik.
  • Muminûn  46: Firavun´a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular.
  • Muminûn  47: Onun için: Biz, dediler, «kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?»
  • Muminûn  48: Böylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
  • Muminûn  49: Andolsun biz Musa´ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.
  • Muminûn  50: Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.
  • Muminûn  51: Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim.
  • Muminûn  52: «Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının.» (denildi).
  • Muminûn  53: Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
  • Muminûn  54: Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
  • Muminûn  55: Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile,
  • Muminûn  56: Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
  • Muminûn  57: Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,
  • Muminûn  58: Rablerinin âyetlerine inananlar,
  • Muminûn  59: Rablerine ortak tanımayanlar,
  • Muminûn  60: Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
  • Muminûn  61: İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.
  • Muminûn  62: Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
  • Muminûn  63: Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.
  • Muminûn  64: Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
  • Muminûn  65: Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz.
  • Muminûn  66: Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz.
  • Muminûn  67: Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz.
  • Muminûn  68: Onlar bu sözü (Kur´ân´ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
  • Muminûn  69: Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
  • Muminûn  70: Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.
  • Muminûn  71: Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.
  • Muminûn  72: (Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
  • Muminûn  73: Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
  • Muminûn  74: Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.
  • Muminûn  75: Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi.
  • Muminûn  76: Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru´ ve niyazda da bulunmadılar.
  • Muminûn  77: Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!
  • Muminûn  78: Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O´dur. Ne de az şükrediyorsunuz!
  • Muminûn  79: Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O´dur. Sırf O´nun huzuruna toplanacaksınız.
  • Muminûn  80: Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O´nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?
  • Muminûn  81: Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.
  • Muminûn  82: Dediler ki: «Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?»
  • Muminûn  83: «Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!»
  • Muminûn  84: (Resulüm!) de ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?»
  • Muminûn  85: «Allah´a aittir» diyecekler. «Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?» de.
  • Muminûn  86: «Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş´ın Rabbi kimdir?» diye sor.
  • Muminûn  87: «(Onlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Şu halde siz Allah´tan korkmaz mısınız?» de.
  • Muminûn  88: «Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?» diye sor.
  • Muminûn  89: «(Bunlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?» de.
  • Muminûn  90: Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar.
  • Muminûn  91: Allah evlat edinmemiştir; O´nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
  • Muminûn  92: Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
  • Muminûn  93: (Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen,
  • Muminûn  94: Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim!
  • Muminûn  95: Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
  • Muminûn  96: Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
  • Muminûn  97: Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!
  • Muminûn  98: Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.
  • Muminûn  99: Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, «Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,»
  • Muminûn  100: «Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.» Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
  • Muminûn  101: Sûr´a üflendiği zaman aralarında artık ne soy sop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır.
  • Muminûn  102: Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
  • Muminûn  103: Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.
  • Muminûn  104: Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.
  • Muminûn  105: (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.
  • Muminûn  106: Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.
  • Muminûn  107: Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.
  • Muminûn  108: (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.
  • Muminûn  109: Çünkü kullarımdan bir zümre «Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin.» diyorlardı.
  • Muminûn  110: İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.
  • Muminûn  111: Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.
  • Muminûn  112: (Allah inkârcılara) «Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?» diye sorar.
  • Muminûn  113: «Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor.» derler.
  • Muminûn  114: (Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!
  • Muminûn  115: Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
  • Muminûn  116: Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O´ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş´ın sahibidir.
  • Muminûn  117: Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.
  • Muminûn  118: Resulüm! De ki: «Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin.»
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat