• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Zâriyât  suresi ❭
  • Elmalılı Hamdi Yazır ❭
  • Zâriyât  suresi ❭
  • Zâriyât  Suresi Türkçe Meali


  • Zâriyât  1: O tozdurup savuranlara,
  • Zâriyât  2: Derken bir ağırlık taşıyanlara,
  • Zâriyât  3: Derken bir kolaylıkla akanlara,
  • Zâriyât  4: Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
  • Zâriyât  5: O size vaad edilen elbette doğrudur.
  • Zâriyât  6: Ceza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.
  • Zâriyât  7: Yollara sahip göğe andolsun ki,
  • Zâriyât  8: Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.
  • Zâriyât  9: Ondan çevrilen (imana) çevrilir.
  • Zâriyât  10: Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!
  • Zâriyât  11: Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
  • Zâriyât  12: Onlar: «Hesap ve ceza günü ne zaman?» diye soruyorlar.
  • Zâriyât  13: O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
  • Zâriyât  14: Onlara: «Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!» denecektir.
  • Zâriyât  15: (15-16) Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
  • Zâriyât  16: (15-16) Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
  • Zâriyât  17: Onlar geceleyin pek az uyurlardı.
  • Zâriyât  18: Onlar seher vakitlerinde Allah´tan bağışlanma dilerlerdi.
  • Zâriyât  19: Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
  • Zâriyât  20: (20-21) Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
  • Zâriyât  21: (20-21) Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
  • Zâriyât  22: Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.
  • Zâriyât  23: Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
  • Zâriyât  24: Ey Muhammed! İbrahim´in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
  • Zâriyât  25: Hani onlar İbrahim´in huzuruna girmişlerdi de «Selam sana!» demişlerdi. İbrahim: «Size de selam» demiş, ve içinden: «Bunlar tanınmamış bir topluluk!» diye geçirmişti.
  • Zâriyât  26: İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.
  • Zâriyât  27: Onu önlerine sürerek: «Yemez misiniz?» dedi.
  • Zâriyât  28: Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim´e: «Korkma!» dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
  • Zâriyât  29: Bunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: «Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?» dedi.
  • Zâriyât  30: Misafir melekler: «Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir.» dediler.
  • Zâriyât  31: İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: «Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?» dedi.
  • Zâriyât  32: Onlar: «Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
  • Zâriyât  33: Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
  • Zâriyât  34: O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir.» dediler.
  • Zâriyât  35: Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.
  • Zâriyât  36: Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
  • Zâriyât  37: Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.
  • Zâriyât  38: Musa´nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun´a göndermiştik.
  • Zâriyât  39: Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: «Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir.» demişti.
  • Zâriyât  40: Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
  • Zâriyât  41: Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
  • Zâriyât  42: O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
  • Zâriyât  43: Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: «Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!» denmişti.
  • Zâriyât  44: Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
  • Zâriyât  45: Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.
  • Zâriyât  46: Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
  • Zâriyât  47: Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
  • Zâriyât  48: Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!
  • Zâriyât  49: Biz her şeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.
  • Zâriyât  50: Ey Muhammed! de ki: «Öyleyse Allah´a koşun, gerçekten ben size O´nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
  • Zâriyât  51: Allah´la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O´na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O´nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.»
  • Zâriyât  52: Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: «Bir sihirbazdır veya bir delidir.» dediler.
  • Zâriyât  53: Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.
  • Zâriyât  54: Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
  • Zâriyât  55: Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
  • Zâriyât  56: Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
  • Zâriyât  57: Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.
  • Zâriyât  58: Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah´tır.
  • Zâriyât  59: Şüphesiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.
  • Zâriyât  60: Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.
  • Gaziantep Evden Eve Taşımacılık

    Sistemli Taşımacılık

    antepevdenevetasimacilik.com
    Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat