"Ey Hak tâlibi can! Önce ambara giren fâreden
kurtulma çaresini ara, ondan sonra buğday toplamaya çalış. Büyüklerin
büyüğü olan, gönüllere gönül kesilen sevgili peygamberimizin;
"Namaz ancak kalp huzuru ile tamam olur." hadisini hatırla
da nefisten ve şeytandan kurtulmak için kalp huzuru ile namaza
başla.
Eğer ambarımızda, hırsız bir fâre bulunmasaydı, kırk yıllık ibâdet
buğdayı nereye giderdi? Her gün azar azar da olsa, candan ve sevgi
ile sâdıkâne yapılan ibâdetlerden, iyiliklerden hâsıl olan iç
rahatlığı ve huzur neden gönlümüzde hissedilmiyor?
Çakmak demirinden bir çok kıvılcım sıçradı. İlâhî aşkla yanan
gönül onları çekti aldı. Fakat karanlıkta gizli bir hırsız var.
Kıvılcımları söndürmek için üstlerine parmak basıyor. Dünyada
mânevî bir çerağ uyanmasın diye, o karanlıktaki hırsız, kıvılcımları
söndürüyor.
Allah'ım, senin inâyetin, merhametin
bizimle beraber oldukça, şeytandan, o alçak hırsız (nefs-i emmâre)den
ne korkumuz olur? Sen, bizimle berâber olup, bizi korudukça, ayak
altında yüz binlerce tuzak olsa da önemi yoktur." (Mesnevî,
beyt: 380-387)
"O kerem sahibi, namazda gizlenmiştir; gönül namazı kılan,
kendini tamamıyla Allâh'a veren kuluna lütuf ve ikramda bulunur!
O'nun affı ve mağfireti günaha şeref elbisesi giydirir de, böylece
o günahı affedilmeye, ihsana, kurtuluşa vesile eyler, sebep kılar!"
(Mesnevî, beyt: 4345)
"Bu namaz da, oruç da, hac da, Allâh yolunda savaş da hep
insanın ezeldeki sözleşme inancının şahitleridir." (Mesnevî,
beyt: 183)
"Ben namazda Rabbim'e yönelirim; O'nun iltifatına alışmışımdır.
'Namaz gözümün nûrudur.' sırrı zuhur eder; gözlerim nûrlanır,
içim açılır. Namazda, içimde duyduğum rahatlıktan, mânevî zevkten
ötürü rûhumun penceresi açılır da, oradan vasıtasız olarak Allâh'tan
haberler gelir, ilham gelir. Allâh'ın ilhamı, feyz yağmuru, rahmeti,
nûru, ezeldeki kaynağımdan ve hakîkatimden gelir, penceremden
evime girer.
Penceresi olmayan bir ev, cehennem gibidir. Ey Allâh'ın kulu!
Dinin aslı, temeli mânevî pencere açmak ve oradan tevhîd ve hidayet
nûru alarak gönlü, gözü aydınlatmaktır. Yol açmak için ormana
az kazma vur! Sen gel, himmet kazmasını nefis duvarına vur da
gönle mânevî bir pencere aç!" (Mesnevî, beyt: 2401-2405)
Hürriyet Allah’a kulluktur. Hür insan, Allah’a kul olandır. Nefsin
ve şeytanın arzuları istikametinde hareket, yaradılış gayesine
ters düşmektir. Nefsin perdelerini aralayıp veya ortadan kaldırıp
Hakk’a vuslattır kulluk, O’nun huzurunda olmaktır. O’nsuz olan
anlar köleliktir.
Mevlana, “Mihrabı dost cemali olan kimse için, yüz çeşit namaz,
yüz çeşit rüku ve secde vardır” der. Bu konuda Cenab-ı Hak: “Ne
yana dönerseniz Allah oradadır” buyurmuştur. Resulullah da (sav):
“Namaz mü’minin miracıdır.” buyurmuştur.
Kulluk sadece cesetle değil, gönülle ibadet etmektir. Ezan sesleri
kalbimin mescidine öyle muhrik gelir ki, onun tesiri ile gönül
mabedimin kapısı aşk ateşiyle yanıyor.
Mevlana -kuddise sirruh- insanı Allâh'a vâsıl eden gerçek namaz
hâlini ve bu duyguları namazın dışında da muhâfaza edebilmeyi
şöyle anlatır:
"Bize doğru yolu gösteren, bizi kötülüklerden alıkoyan namaz,
beş vakitte kılınır. Halbuki âşıklar, daima namazdadırlar! O gönüllerindeki
aşk, başlarındaki ilahî sevgi ne beş vakitle yatışır, ne de beş
yüz bin vakitle geçer gider!
"Beni az ziyaret et!" sözü, âşıklara göre değildir;
gerçek âşıkların canları pek susuzdur! "Beni az ziyaret et!"
sözü balıklara uyar mı? Onların canları, deniz olmadıkça yaşayabilir
mi? Bu denizin suyu pek korkunçtur; ama, balıkların mahmurluğuna
göre bir yudumcuktur! Bir an için ayrı düşmek, âşıka bir sene
gibi gelir."
Mevlana -rahmetullâhi aleyh- Allâh'ın huzûruna boş çıkmamak gerektiğini,
geceleri yarın için hazırlık yaparak geçirmek gerektiğini ne güzel
ifâde eder:
"Dostların yanına eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmeye
benzer. Cenab-ı Hakk, mahşer gününde, halka; "Kıyamet günü
için ne armağan getirdiniz?" diye soracak. Sizi ilk yarattığımızda
olduğu gibi, eli boş, azıksız olarak, tek başınıza muhtaç bir
halde geldiniz." diye buyuracak. "Haydi söyleyin kıyamet
günü için, armağan olarak ne getirdiniz?" Yoksa, sizde dünyadan
ahirete dönmek ve Allah'ın huzuruna çıkmak ümidi yok mu idi? Kur'an'ın
kıyamet hakkındaki haberi, size boş mu görünmüştü?
Kıyamet gününü inkar etmiyorsan, o dostun kapısına böyle eli
boş olarak nasıl ayak atıyorsun? Azıcık olsun, uykuyu, yemeyi
içmeyi bırak da Hakk'la buluşacağın zaman için bir armağan hazırla...
Ey Hakk âşıkı, geceleri az uyuyanlardan, seher vakitleri günahlarının
bağışlanmasını isteyenlerden ol.
Ana rahmindeki çocuk gibi azıcık oyna, kımılda da sana, nûr
gören duygular bağışlasınlar. Ana rahmine benzeyen, şu sıkıntılı,
kasvetli, kederlerle dolu dünyadan dışarı çıkarsan, yer yüzünden
daha geniş, daha ferah bir âleme çıkmış olursun. "Allah'ın
yarattığı yeryüzü geniştir. Kulluk, ibadet edilecek yerleri çoktur."
demişlerdir ya, işte o geniş yer, peygamberlerin gitmiş oldukları
yerdir; mânâ âlemidir. O geniş sahada, gönül daralmaz. Yaş ağacın
dalı orada kurumaz."
Kaynak:
Mesnevî, beyt: 3171-3183
|