1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i:
"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest
izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak
çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu
yapsın" buyururken işittim.
Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35
Açıklamalar
Hadisin metninde geçen "gurr" kelimesinin dilimizdeki karşılığı, atın alnındaki sakar yani beyazlıktır.
İnsan için kullanıldığında nurlu yüz anlamına gelir. "Muhaccel"
de atın ayaklarındaki seki yani beyazlıktır. Bu da insan için
kullanıldığında el ve ayak gibi uzuvların parlaklığı anlamındadır.
Hadisimiz, abdestten dolayı yüzde oluşan nurluluğu ve ellerle
ayaklardaki parlaklığı beliğ bir teşbihle attaki bu hârikulâde
güzelliklere benzetmiştir. Çünkü bu özelliklere sahip bir at,
diğer hemcinsleri arasında hemen göze çarpar ve bakana sürûr verir.
Ebû Hüreyre'nin Müslim'deki rivayetinde, belirtildiğine göre hadisi
ondan nakleden Nuaym İbni Abdullah, Ebû Hüreyre'yi abdest alırken
görmüş ve imrenmişti. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: "Ben Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem'in böyle abdest aldığını gördüm"
diyerek yukarıdaki hadisi nakletti.
Peygamberimiz'in burada ümmetim diye nitelendirdikleri, özellikle
abdest alıp namaz kılan ve ibadet ehli olup, örnek bir hayat süren
müslümanlardır. İşte böyle olanlar kıyamet gününde ve mahşer yerinde:
- Ey yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlayanlar!
Haydi cennete geliniz! diye çağırılacaklardır. Yüzün
nurunu ve ellerle ayakların beyazlığını artırmanın yolu, onları
farz olan yerlerin ötesine geçerek güzelce yıkamaktır. Bunun ölçüsü
ellerde dirseklerin, ayaklarda da topukların yukarısına kadar
yıkamaktır. Resûl-i Ekrem Efendimiz'in de böyle yaptığı birçok
sahih rivayette zikredilmiştir. Şârihlerden birçoğu, hadisteki "Yüzünün nurunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın" tavsiyesinin Ebû Hüreyre'nin sözü olduğu kanaatindedirler. İbni
Hacer, bu hadisin Ebû Hüreyre ile birlikte on ayrı sahâbîden rivayet
edildiğini ve "Yüzünün nurunu artırmaya gücü yeten
kimse bunu yapsın" kısmını, Ebû Hüreyre'nin râvilerinden
biri olan Nuaym'dan başka nakleden bulunmadığını, diğer sahâbîlerden
gelen rivayetlerde bu cümlenin olmadığını söyler. Alî el-Kârî
ise, kesin bir delil olmaksızın böyle bir iddiada bulunmanın doğru
olmadığı kanaatindedir. Ona göre konuyla ilgili hadislerin ve
bunlardaki teşvik unsurlarının çokluğu, bunun merfû yani Peygamber
Efendimiz'e ait bir söz olduğunu gösterir. Hadis, âdâb ve erkânına
özen gösterek abdest alana Cenâb-ı Hakk'ın kıyamet gününde özel
bir muamele yapacağını müjdelemektedir. Bu hadisi, abdestte ayakları
yıkamanın farziyetinin delillerinden biri olarak kabul edenler
de olmuştur. Çünkü yıkanmayan ayağın parlaması, istenildiği gibi
temiz olması mümkün olmaz. Nitekim birçok sahâbî belki de abdesti
öğretmek maksadıyla başkalarının yanında abdest almış ve Peygamber
Efendimiz'den öyle gördüklerini ifade etmişlerdir. Bunların hepsi
de ayaklarını yıkamayı ihmal etmemişlerdir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Abdesti farzlarına, sünnetlerine, müstehaplarına ve edeplerine
riayet ederek almak gerekir. Böyle yapmak müstehaptır.
2. Abdest, insanın yüzünü nurlandırır, el ve ayaklarını ağartır.
Bu hem maddî hem manevî anlamda böyledir.
3. Allah Teâlâ, kıyamet gününde ve mahşer yerinde yüzü nurlu,
el ve ayakları parlak olanlara özel muamelede bulunur. Çünkü bunlar
sâlihler ve ibadet ehli mü'minlerdir.
4. Abdestte ayakları yıkamak asla terkedilmemelidir.
5. Muhammed ümmeti, diğer ümmetler arasında seçkin bir yere sahiptir.
|