71. Mü'minlerin
annesi Ümmü Habîbe Remle Binti Ebû Süfyân radıyallahu anhümâ,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim,
dedi:
"Müslüman bir kimse, farzların dışında nâfile olarak
her gün Allah rızası için on iki rek`at namaz kılarsa, Allah Teâlâ
ona cennette bir köşk yapar" veya "Ona cennette bir
köşk yapılır."
Müslim, Müsâfirîn 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu
1; Tirmizî, Salât 189; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 66, 67
Ümmü Habîbe
Peygamber Efendimiz'in hanımlarından olduğu için "ümmü'l-mü'minîn"
(mü'minlerin annesi) lakabıyla anılan bu validemizin künyesi Ümmü
Habîbe, adı da Remle'dir. Ebû Süfyân'ın kızıdır. İslam'ın ilk
yıllarında müslüman oldu. Kocası Ubeydullah İbni Cahş ile birlikte
müşriklerin zulmünden kaçarak Habeşistan'a hicret etti. Kızı Habîbe'yi
orada dünyaya getirdi. Ne yazıkki Kocası hristiyan oldu. Hatta
onu da dininden dönmeye teşvik etti. Fakat Ümmü Habîbe bu teklifi
şiddetle reddetti. Gurbette yapayalnız kalınca, Resûlullah Efendimiz
kendisine haber göndererek onunla evlenmek istediğini bildirdi.
Ümmü Habîbe bu teklife çok sevindi. Hicretin altıncı yılında,
nikâhlarını Habeşistan necâşîsi yani sultanı Ashame kıydı.
Resûl-i Ekrem Efendimiz'den altmış beş hadis rivayet eden
Ümmü Habîbe validemiz hicretin 44. yılında Medine'de vefat etti.
Allah ondan razı olsun.
Bu hadis, 73. hadisle birlikte açıklanacaktır.
72. İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte öğle
namazından önce iki, öğle namazından sonra iki rek`at, cumadan
sonra iki rek`at, akşam namazından sonra iki rek`at ve yatsı namazından
sonra da iki rek`at namaz kıldım.
Buhârî, Teheccüd 25, 29; Müslim, Müsâfirîn 104.
Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 189, 205; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 66;
İbni Mâce, İkâmet 100
73. hadisle birlikte açıklanacaktır.
73. Abdullah İbni Mugaffel radıyallahu anh'den
rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Her ezan ve kamet arasında namaz vardır. Her ezan
ve kamet arasında namaz vardır. Her ezan ve kamet arasında namaz
vardır" buyurdu.Üçüncü defasında "kılmak isteyene" dedi.
Buhârî, Ezân 14, 16; Müslim, Müsâfirîn 304. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 11; Tirmizî, Salât 22; Nesâî, Ezân 39;
İbni Mâce, İkâmet 110
Açıklamalar
Farz namazlardan önce ve sonra kılınan ve râtibe (çoğulu revâtib)
diye de anılan sünnetlere dair üç ayrı sahâbî tarafından rivayet
edilen yukarıdaki üç hadiste, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i
müekkede dediğimiz namazlara verdiği önem görülmektedir. Allah'ın
Resûlü her ne kadar üçüncü hadisin sonundaki "kılmak
isteyene" ifadesiyle bu namazların farz derecesinde
zaruri olmadığını, diğer bir ifadeyle mutlaka kılınması gerekmediğini
söylemekte ise de, "Her ezan ve kamet arasında namaz
vardır" şeklindeki ifadelere dikkatle baktığımız zaman,
onları ne yapıp edip mutlaka kılmamızın bizim için çok önemli
olduğunu farkederiz. Zaten kitabımızın bundan sonraki 28 hadisine
şöyle bir gözatıldığı zaman, bu sünnetlerin her birinin ayrı başlıklar
altında birer birer ele alındığı ve onların önemini gösteren muhtelif
hadislerin zikredildiği görülür.
Hadisimizdeki "Her ezan ve kamet arasında namaz vardır" sözüyle farz namazın dışında bir başka namaz kastedildiği açıktır.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in ezan ile kamet arasında
namaz kılınacağını üç defa ısrarla söylemesi de bu namazın önemini
göstermektedir. Peygamber Efendimiz'in, bu konunun ilk hadisinde
tavsiye ettiği on iki rek'at sünneti, Hz. Âişe
annemizin belirttiği üzere hayatı boyunca devamlı surette kılmaya
gayret etmesi, ezan ile kamet arasındaki bu namazın, sünnet-i
müekkede dediğimiz namazlar olduğunu göstermektedir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, müezzinlerine, ezan okuduktan sonra
hemen kâmet getirmemelerini tenbih etmiştir. Yemek yiyenin
yemeğini bitirebileceği, abdest almak isteyenin rahatlıkla abdest
alabileceği kadar bir süre beklenmesini uygun görmüştür. Bu süre
bir kişinin rahatlıkla iki veya dört rek`at namaz kılabileceği
kadar bir zamandır. Efendimiz'in ifadesiyle söyleyecek olursak,
bu süre içinde namaz kılmak isteyenler, o vaktin sünnetini rahatlıkla
kılabileceklerdir.
Peygamber Efendimiz sünnet namazların evlerde kılınmasını tavsiye
ederek "Ey insanlar! Evlerinizde namaz kılınız; zira
farz namazlar dışında insanın kıldığı en makbul namaz, evinde
kıldığı namazdır" (Buhârî, Ezân 108) buyururdu. Kendisi
de sabah, akşam ve yatsı namazlarının sünnetlerini evinde kılardı.
Zira bu vakitler istirahat zamanı olduğu için evinde bulunurdu.
Öğle ile ikindi vakitlerinde ise çoğu zaman ashâbının arasında
bulunup devlet işleriyle meşgul olduğu için, gündüz namazlarının
sünnetini bulunduğu yerde, mescidde, bazan da evinde kılardı.
Her ezan ile kâmet arasında sünnet kılmak sevap olmakla beraber,
akşam namazının farzından önce sünnet kılmayı, diğer mezhep imamlarının
aksine İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe mekrûh saymıştır (Bu konu 96-99
numaralı hadislerin bulunduğu "Akşam Namazının Sünneti"
bahsinde ele alınacaktır).
71 numaralı hadiste sözü edilen on iki rek`atın, İbni Ömer tarafından
rivayet edilen 72. hadiste, cuma namazından sonra kılınacak iki
rek`at sünnetle elde edildiği, bu rivayette öğle namazının ilk
sünnetinin ise dört değil, iki rek`at olarak bahsedildiği görüldü.
(87-92 numaralı hadislerin yer aldığı "Öğle Namazının Sünneti"
bahsindeki dört hadiste bu namazın dört rek`at olarak geçtiği
görülecektir). Rivayetler arasındaki bu fark, her sahâbînin gördüğünü
söylemesinden kaynaklanmaktadır. Efendimiz'in bazı durumlarda,
meselâ işi olduğu zamanlarda, öğle namazının ilk sünnetini iki
rek`at olarak kıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki rivayetlerde ikindi namazının sünneti zikredilmemiştir.
93-95 numaralı hadislerin yer aldığı "İkindi Namazının Sünneti"
bahsinde bu konu ele alınacaktır.
Cum'a namazından sonra kılınması tavsiye edilen iki rek`at namaza
ise, 100 ve 101 numaralı hadislerin yer aldığı "Cuma Namazının
Sünneti" bahsinde temas edilecektir.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Peygamber Efendimiz farz namazlardan önce ve sonra kılınan
sünnet-i müekkedeleri devamlı kılmaya gayret eder, bunları ümmetinin
de kılmasını tavsiye eder, bu namazları kılanlara cennette bir
köşk verileceğini söylerdi.
2. Farzlardan önce ve sonra kılınan sünnet namazları kılmak mecburi
değildir. Efendimiz'in "kılmak isteyene" sözü de bunu
göstermektedir. Zamanı ve imkânı bulunan kimseler bu namazları
kılmak suretiyle sevap kazanırlar.
3. Bu on iki rek`at sünnet içinde, aşağıda geleceği üzere, sabah
namazının sünnetinin ayrı bir yeri ve önemi vardır.
4. Ezan okunur okunmaz hemen kamet getirip farza başlanmamalı,
müslümanların cemaatle namaza yetişebilmeleri için dört rek`at
namaz kılacak kadar beklemelidir. Yalnız başına namaz kılanların
bu kadar beklemesi gerekli değildir.
|