121. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür.
Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten
çıkarıldı."
Müslim, Cum`a 17, 18. Ayrıca bk. Tirmizî, Cum`a
1, 2; Nesâî, Cum`a 4, 45
Açıklamalar
Hadîs-i şerîfte, üzerine güneş doğan gün ifadesiyle, bütün günler
kastedilmekte ve cumadan daha hayırlı bir günün bulunmadığı anlatılmaktadır.
Esasen günler birbirinin aynı olduğu için aralarında bir fark
bulunmamakla beraber, günleri birbirinden farklı kılan şey, o
günlerde meydana gelen olaylardır. Cuma gününü değerli yapan da,
ibadetler içinde en büyük öneme sahip olan cuma namazının o gün
kılınmasıdır. Zira cuma günü müslümanlar, cuma namazı kılmak maksadıyla
bir araya gelir, beraberce ibadet edip Allah'a kulluklarını arzeder,
dua ve niyazda bulunurlar. Bunun sonucunda, içlerindeki iyi insanlar
sayesinde bir kısmının duası kabul edilir, bir kısmının günahı
bağışlanır. İşte bundan dolayı, ramazanı ayların sultanı saydığımız
gibi, cumayı da günlerin sultanı sayarız.
Cuma gününe üstün değer kazandıran hususlardan biri de, 130 ve
131 numaralı hadislerde görüleceği üzere, duaların kabul edildiği
bir vaktin bu günde bulunmasıdır.
Cuma gününden sonraki en değerli gün, arefe günüdür. Arefe gününe üstün değer kazandıran husus, cuma namazında
mü'minlerin buluşmaları gibi, arefe gününde de Arafat'ta bir araya
gelip Allah'a dua ve niyazda bulunmalarıdır. Bazı âlimler arefe
gününü cuma gününden daha üstün saymışlardır. Arefeyi yılın, cumayı
da haftanın en hayırlı günü saymak suretiyle böyle bir ayırım
ortadan kalkmış olur. Şayet bir de cuma günü arefeye denk gelirse,
o gün kesinlikle en değerli gündür. Böyle bir güne tesadüf eden
haccın hacc-ı ekber sayılması da bu sebepledir.
İnsan hacc-ı ekberi ganimet bilmeli ve o günü ibadetlerle değerlendirmelidir.
Cuma günü ile arefe gününün en makbul günler sayılması bir gerçeği
ortaya çıkarmaktadır. O da kullarının topluca ibadet edip yalvarmalarından
Cenâb-ı Hakk'ın memnun ve hoşnut olduğu, bu sebeple bazı kullarını
bağışlayıp bazısının dualarını kabul ettiğidir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, yukarıdaki hadîs-i şerîfte, cuma günü
meydana gelen üç önemli olayı haber vermektedir. Bunlar Hz. Âdem'in
o gün yaratılması, o gün cennete konulması ve o gün cennetten
dünyaya indirilmesidir. Başka hadislerde, bunlara ilâveten, Hz.
Âdem'in tövbesinin o gün kabul edildiği ve kıyametin o gün kopacağı
belirtilmektedir (Tirmizî, Cum`a 1, 2; Nesâî, Cum`a 45).
Hz. Âdem'in cennetten çıkmasını, oradan atılma ve kovulma gibi
düşünenler olabilir. Hz. Âdem'in cennetten çıkması, ilâhî kader
gereğince dünyanın insanla, özellikle peygamberler ve Allah'ın
veli kullarıyla şereflenip süslenmesine vesile olmuş, Hz. Âdem
de bu suretle Allah'ın yeryüzündeki halifesi olma şerefine ermiştir.
Hz. Âdem'in cennetten çıkmasını makbul bir şey saymayanlar, onun
cuma günü vefat etmesini de aynı şekilde iyi bir hâdise saymayabilirler.
Halbuki Hz. Âdem vefat etmek suretiyle, dünya gurbetinden kurtulup
asıl vatanı olan cennete dönmüştür.
Kıyametin kopması da böyle anlaşılmalı ve kıyamet, mü'minler
için Allah'ın cemâline ve sayısız nimetlerine kavuşma sürecinin
başlaması sayılmalıdır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Cuma günü en hayırlı gündür.
2. Hz. Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş, Allah'ın
halifesi olsun diye o gün yeryüzüne indirilmiştir.
3. İnsan cumanın faziletini bilmeli, iyilikler ve ibadetler yaparak
bu günü değerlendirmelidir.
|