Hayız ne demektir?
Bir kadının rahminden bir hastalık ve çocuk doğurma olmaksızın belirli
günler içinde gelen kandır. Buna aybaşı veya âdet hâli de denir.
Âdet hâli neden önemlidir?
Kadınlar, âdet hallerine dikkat etmelidirler. Bu durum onların
dînî görevleri ile alâkalıdır. Hayız konusu hakkında yeterli bilgi,
özellikle kılacağı namaz ve tutacağı oruçların kazaya kalmaması
için önemlidir. İlmihal bilgileri ışığında, hanımlar kendilerinden
gelen akıntıların (bu akıntı, normal zamanlarda görülenin aksine
kahverengi, kırmızı, yeşilimtırak vb. farklı renklerde olur.) âdet
mi, özür mü olduğuna karar verirler.
Âdet hâlinin en az ve en çok süresi ne kadardır?
En az müddeti 3 gün (72 saat) ve en çok müddeti 10 gün (240 saat)dür.
Üç günden az veya 10 günden çok olan kanlar nedir? Bu gibi
durumlarda kadınlar ibadet yapmalı mıdır?
Bu kanlar özür kanıdır. Özür hali devam ettiği müddetçe namaz kılıp,
oruç tutabilir.
İki hayız (âdet) emi arasındaki temizlik (tuhr) müddeti
en az ve en çok kaç gün olmalıdır?
En az müddeti 15 gündür. En çok ise aylarca sürebilir. 15 gün dolmadan
gelen kanlar özür kanıdır. Bu gibi durumda ibâdetlere devam edilmelidir.
Bazı kadınlarda hayız günleri sâbittir. Mesela her ay 5 veya 6 gün
âdet görürler. Bu günler dolduğunda gusül alır, namaz kılar. Ramazansa
orucunu tutar.
Bazı kadınların ise âdet günleri değişik olur. Bir ay 7 gün, diğer
ay 8 gün âdet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir.
7 gün geçtiğinde gusül alır, namazlarını kılar, Ramazansa oruç tutar.
8. gün gelen kan özür kanı sayılır.
Bir âdetin değiştiğini nereden anlarız?
Normal âdet günlerinden farklı olarak, üst üste iki ay âdet hâli
görmek gereklidir. Mesela her ay 5 gün hayız gören bir kadın, sonra ki
iki ay 6 gün hayız görse, hayızı artık 5'den 6'ya çıkmıştır. Bundan
böyle âdet günü 6'dır.
Devamlı kan gelecek olsa, hayız günlerini nasıl tayin ederiz?
Âdet görmekte olan bir kadından bir hastalık sebebi ile devamlı
kan gelecek olsa; daha önce uyduğu belirli hayız ve temizlik günlerine
riâyet eder. Mesela, Her ay 8 gün hayız, 20 gün temizlik gören kadından,
herhangi bir hastalık sebebiyle, devamlı kan gelecek olsa, 8 günü
hayız, 20 günü temizlik kabul eder ve temizlik günleri içerisinde,
kendisinden kan geldiği halde, namazlarını kılar, oruçlarını tutar.
Hayızın bittiğini nereden anlarız?
Hayız müddeti içinde gelen kan tamamen kesilmedikçe, geçen zaman
hayızdan sayılır. Bu günlerde âdet kanının sürekli gelmesi şart
değildir. Bazen kesilip bazen devam edebilir. Kısaca hayız müddeti,
akıntının renginin değişmesiyle başlar; kanın tamamen kesilip temizlik
günlerinde görülen akıntının geri dönmesiyle son bulur.
Bir kadının görmekte olduğu âdetini kocasına karşı inkâr etmesi
veya gerçeğe aykırı olarak âdet gördüğünü söylemesi, helal değildir.
Nifas nedir?
Nifas, lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. En çok müddeti
40 gündür. Çocuk doğuran kadın, hiç kan görmeyebilir. Bu durumda
kan görmediği için lohusalık hâli bitmiş demektir. İbâdetlerine
hemen başlar. 40 günden fazla gelen kan ise özür halidir. Dolayısıyla
40 günden sonra , eğer hâlâ kan devam ediyorsa, kadın yine ibâdetlerine
başlar. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra on
beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Kan kesildikten sonra ,
temizlik hali başlamış demektir, 40 günün dolması beklenmez. Kan
kesilince yıkanılır, namaz kılınıp, Ramazan ayı ise oruç tutulur.
Düşük hallerinde nifas nasıl tayin edilir?
El ve ayak gibi organları belirmiş bir çocuğun düşmesiyle nifas
hali meydana gelir ve çoğunlukla kan on veya on beş gün devam eder.
Fakat organları belirmeyen bir düşükten dolayı nifas hâli olmaz.
Bunun düşmesiyle görülen kan 3 gün devam eder. Bundan önce de en
az on beş gün temizlik hâli devam etmiş ise bu kan hayız kanı sayılır.
Değilse özür kanı olur.
Nifas müddeti içinde görülen temizlik de nifastan sayılır. Mesela
on gün kan gelip, beş gün kesildikten sonra , tekrar on gün kan gelecek
olsa bu yirmi beş günün hepsi nifastan sayılır.
Hayız veya nifas halinde bulunan kadın hangi ibâdetleri
yapamaz?
Hayız veya nifas halinde bulunan bir kadın: Namaz kılamaz, şükür
secdesi yapamaz, oruç tutamaz, Kur'ân-ı Kerim'den bir âyet dahî
olsa okuyamaz (ancak duâ âyetlerini, duâ etmek maksadıyla okuyabilir),
Kur'ân âyetlerinin yazılı olduğu levhalara ve paralara, tam âyet
olmasa bile dokunamaz, camilere giremez, Kâbe'yi tavâf edemez, evli
ise kocasıyla cinsî münâsebette bulunamaz. Bütün bu sayılanların
âdet veya nifas halinde yapılması haramdır.
Bununla birlikte, bu hallerin devam ettiği süre içindeki bütün farz
namazları kendisinden düşmüştür, bunları kazâ etmesi gerekmez. Fakat
farz oruçları gününe gün sonra kaza eder.
Âdet gören veya loğusa olan kadın, Allah Teâlâ'yı zikir ve tesbih
edebilir. Bu hallerde bulunan kadının pişireceği yemekler ve içtiği
suların artıkları da temizdir. Yenilip içilmesinde hiçbir sakınca
yoktur.
İstihâze nedir? İstihâzeli kadının ibâdet sorumluluğu üzerinden
kalkar mı?
Bir kadından hayızda 3 günden az, 10 günden fazla gelen kanlar;
nifas (lohusalık) halinde 40 günden sonra gelen kanlar ile hamilelik
süresince gelen kanlar istihâze kanıdır. İstihâze (özür) denen kan,
vücudun diğer organlarından gelen kanlar gibidir. İstihâzeli olan
kadından namaz sorumluluğu düşmez. Orucunu tutar, kazaya bırakmaz.
Henüz 9 yaşına gelmemiş kızlardan gelen kan da özür kanıdır. Âdetten
kesilme vaktinde girdikten sonra gelen kanlar da özür (istihâze) kanıdır.
(Daha geniş bilgi için bakınız: Büyük İslam İlmihâli, Ömer
Nasuhi Bilmen)
Kaynak: Altınoluk Dergisi'nin ücretsiz eki Şebnem
|