meliklerini söküp sarkan saçlarını yıkamaları gerekmez.
Belki suyun saç diplerine, yani başın deri kısmına ulaşması
yeterlidir. (bk. Müslim, Hayz, 58; Ebu Davud, Tahare, 120;
Döndüren, Delilleriyle islam ilmihali, İstanbul 1991, s: 168.)
Kadınların namaz için ezan ve kamet okuma zorunluluğu yoktur.
Bu yüzden kadının okuyacağı bir ezan iade edilmelidir.
Namazda, erkeklerin yalnız göbek ile diz kapak arasını örtmeleri farz
iken, kadınların el, yüz ve topuktan aşağı ayakları dışında
tüm bedenlerini bolca bir giysi ile örtmeleri gerekir.
Kadınlar, başlangıç
tekbirini alırken ellerini, parmak uçları omuz hizasına gelecek
kadar kaldırır ve ellerini göğüsleri üstüne bağlarlar. Bu durum,
onların daha iyi örtünmelerine yardımcı olur.
Ruküda, kadınlar ellerini dizleri üzerine koymakla yetinirler.
Yine rukuda erkekler bacaklarını dik tutarken, kadınların dizleri
biraz bükük bulunur ve buna bağlı olarak, onların arkaları
da biraz yukarıya meyilli bulunmuş olur. Secde aralarında veya
birinci ya da son oturuşlarda, kadınlar sol ayaklarını sağ
yanlarına yatık tutarak yere otururlar. Bu durum, onların daha
iyi örtünmesine yardımcı olur.
Hz. Peygamber döneminde erkekler gibi kadınlar da beş vakit
namazı cemaatle kılmak üzere mescide gidiyordu. Allah'ın Rasülü
ashabına namaza çıkmak isteyen kadınlara engel olunmamasını
bildirmiştir. (bk. Müslim, Salal, 135, 138, 140; Ebü Davud,
Salat, 52; ibn Mace, Mukaddime, 2; A.b. Hanbel, l, 40, II,
43, 90, 140.) Ancak bununla birlikte; "kadınların en hayırlısı,
mescidi, evlerinin içi olandır." (A.b. Hanbel, VI, 297, 301.)
buyurarak, kadınların ibadetlerini evlerinde yapmalarının daha
faziletli olduğuna işaret etmiştir.
Bu duruma göre, kadınlar namaz için mescide gitmekle, evde
kılmak arasında serbest bırakılmış, ancak namaz için cemaate
katılmak isteyen kadınlara da engel olunmaması istenmiştir.
Bu yüzden mezhep müctehitleri kadınların cemaate çıkmalarını "fitne
korkusu" ile birlikte değerlendirerek, kimileri kadını tam
olarak evdeki ibadete yöneltmiş, kimisi ise cemaate şartlı
çıkışı caiz görmüştür. Mesela; Ebü Hanife'ye göre yaşlı kadınlar
sabah, akşam ve yatsı namazlarına devam edebilir. Öğle ve ikindi
namazları ise bazı fasıkların da katılımı ile kadınlar için
fitneye yol açabilir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ise yaşlı
kadınların bütün vakit namazlarına katılmasını caiz görmüştür.
Sonraki hanefî fakihleri zamanın bozulması nedeniyle kadınların
cuma ve bayram namazlarına katılmalarını mekruh saymışlardır.
(bk. İbnü'l-Humam.'a.g.e., I, 529; el-Meydani, el-Lübab, l,
83; İbn Abidîn, a.g.e., l, 529; Döndüren, a.g.e., s: 293; 294.)
Bununla birlikte bu namazlara katılırlarsa namazları geçerli
olur ve ayrıca öğle namazı gerekmez.
Erkekler bulunmaksızın kadınların yalnız başına cemaat oluşturup
namaz kılmaları mekruhtur. Bununla birlikte cemaat yapmak isterlerse
imam olacak kadın, aralarında durur, ileri geçmez, ancak bu
mekruhtur. Kadınların kendi aralarında cemaat oluşturmak yerine
evlerinde tek başına kılmaları daha faziletlidir. Hz. Peygamber
şöyle buyurmuştur: "Kadının namazını evinde kılması dışarıda
kılmasından daha faziletlidir. İç odasında kılması da evin
diğer kısımlarında kılmasından daha faziletlidir." (Ebü
Davud, Salat, 53,199.) Diğer yandan cenaze namazı tekrarlanmayan
bir namaz olduğu için kadınlar cemaatı tarafından da kılınabilir.
Kadın ay halinde veya lohusalık günlerinde namaz kılmaz. Bu
günlere rastlayan namazlar düşmüş olur. Allah elçisi, Fatıma
binti Ebî Hubeyş'e şöyle, buyurmuştur: "Hayız gördüğün
zaman namazı bırak." (Buharî, Hayz, 19, 24, Vudü, 63;
Müslim, Hayz, 62.) Yine aybaşı veya lohusa olan kadın ramazan
orucunu tutmaz ve daha sonra kaza eder. Hz. Aişe'den şöyle
dediği nakledilmiştir: "Biz Rasulullah devrinde adet görüyorduk.
Namazı kaza etmekle emrolunmadığımız halde tutamadığımız orucu
kaza etmekle emrolunuyorduk." (Buharî, Hayz, 20; Ebu Davud,
Tahare, 104.) Yine hayızlı kadın hacc'da tavaf yapamaz. ( Buharî,
Hayz, 1,7, Hacc, 71, Edahî, 3, 10; Müslim, Hacc, 119,120.)
Kur'an-ı Kerîm okuyamaz (el-Vakıa, 56/79; Tirmizî, Tahare,
98; İbn Mace, Tahare, 105.) mescide giremez (İbn Mace, Tahare,
92; Darimî, Vudu, 116.) eşi ile cinsel ilişkide bulunamaz (el-Bakara,
2/222.) ve eşi onu boşayamaz. (bk. et-Talak, 65/1; el-Kasanî,
Bedayiu's- Sanayi', l, 44; İbnü'l-Hümam, a.g.e., l, 54,57,
61; İbn Abidîn, a.g.e., l, 158 vd.) Bununla birlikte çoğunluğa
göre boşama tasarrufu geçerli olur.
Kaynak: Prof.Dr.
Hamdi DÖNDÜREN, Aile İlmihali, Erkam Yayınları
Kaynak: Osman Ersan, İslam'da Kadının Değeri ve Hakları, Altınoluk Dergisi.
|