• Namazda rüku nedir?


    Rükû: Kıraatten sonra eller dizlere erişecek şekilde eğilmekten ibarettir. Namazlarda rükû da bir rükün olduğundan farzdır. Kıraatten sonra eğilerek rükûya varılır. Baş ile sırt düz bir doğrultuda bulunur. Eller dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükû için yalnız başını eğmesi kâfi gelmez. Arkasını da eğerek doğru bir çizgi gibi düz bir durum almış bulunur. Bu, tam bir rükûdur. Rükûya giden kimse böyle bir vaziyet almaz da kıyama daha yakın bir şekilde eğilirse, onun rükûu sahih olmaz. Fakat rükû vaziyetine daha yakın eğilmiş ise, rükûu sahih olur.

    Erkekler, rükûda, parmakları açık olarak elleri ile dizlerini tutup sırtını dümdüz yaparlar. Dizlerini ve dirseklerini dik tutarlar

    Kadınlar, rükûda, sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini (parmaklarını açmayarak) dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.

    Otururken namaz kılan kimse, rükuya vardığı zaman alnı dizlerine paralel olacak derecede arkasını eğmelidir. rükuda bulunuyor gibi kanbur olan kimsenin rükuu başını biraz eğmekle olur. Kanburluğu rüku sayılmaz.

    İmama rüku halinde yetişen kimse, ayakta tekbir alıp ondan sonra rükuya gider. Bu tekbiri rükuya yakın vaziyette alırsa namazı bozulur, imama uymuş olmaz.

    İmam henüz rükûda iken yetişip de onu uyarak rükûya varan kimse, o rekâtı imamla kılmış sayılır. Fakat bir insan, imam rükûda iken tekbir alıp da, imam rükûdan kalktıktan sonra rükûya gitse, o rekâta yetişmiş sayılmaz, bir rekâtı kaçırmış olur. Kaçırdığı rekâtı namaz sonunda imam selam verdikten sonra tek başına kılar.

    İmama uyan kimse, imamdan önce rükûya varıp daha imam rükuya gitmeden başını kaldırırsa, bu rükû yeterli olmaz. Bunu imamın rükûu ile iade etmezse namazı bozulmuş olur. İmamdan önce rükû veya secdeden başını kaldıran kimse, imama aykırı davranışını gidermek için hemen rükû veya secdeye döner.

    İmama rükûda yetişen kimse iki tekbire muhtaç değildir. Ayakta "Allahu Ekber" deyip hemen rükûya gider. Bu bir tekbir ile hem iftitah, hem de rükû tekbirini almış olur. (İmamet bahsine bakılsın).

    Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Türkiye Cumhuriyetinin beşinci Diyanet İşleri Başkanı, Ömer Nasuhi Bilmen

    Vaktin Çağrısı
    Güncel