122. Yine Ebû
Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına
gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve
fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken
çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve mânasız bir iş yapmış olur."
Müslim, Cum`a 27. Ayrıca bk. Müslim, Cum`a 26;
Ebû Dâvûd, Salât 203; Tirmizî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkâmet 62,
81
Bir sonraki hadisle birlikte açıklanacaktır.
123. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit
namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara
keffaret olur."
Müslim, Tahâret 16. Ayrıca bk. Müslim, Tahâret
14, 15
Açıklamalar
Peygamber Efendimiz ilk hadîs-i şerîfte cuma namazının önemine
işaret etmekte, bu namazı usûlüne uygun olarak kılan kimsenin
on günlük günahının bağışlanacağını müjdelemektedir. Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem cuma ibadetinin biri bedenî, diğeri
de ruhi olmak üzere iki şartından söz etmekte, bedenî hazırlığın,
sünnetlerine ve edeplerine uygun şekilde güzelce abdest almak,
hatta 125. hadiste tavsiye edileceği üzere boy abdesti almak olduğunu
söylemekte, ruhi hazırlığın da cuma hutbesi okunurken, hiçbir
şeyle ilgilenmeden ve kimseyle konuşmadan hutbeyi dinlemek olduğunu
belirtmektedir. Zira hutbe okunurken konuşulan her gereksiz söz,
yapılan her mânasız iş bu önemli ibadetin sevabını kaybetmeye
yol açar.
Birinci hadiste müslümanların hutbe okunurken çakıl taşlarıyla
oynamaktan menedilmeleri bize târihî bir gerçeği hatırlatmaktadır.
Peygamber Efendimiz zamanında mescidlerin zemini kum ve topraktı.
Bu sebeple bazı sahâbîler, hutbe okunurken, secde edecekleri yerlerdeki
çakıl taşlarını alıp kenara koymaya çalışırlardı. Bu basit meşgale
insanın hem bedeni hem de ruhuyla kendini ibadete vermesine engel
olduğundan, Allah'ın Resûlü hutbe dinlerken başka bir şeyle oyalanmamayı
tavsiye etmektedir.
Her iki hadîs-i şerîfte belirtilen ve bizim için hayâtî öneme
sahip bir mesele de, farz ibadetlerin küçük günahların affına
vesile olmasıdır. Buna göre insanın gönül huzuru ile bir vakitten
öteki vakte kadar kıldığı beş vakit namaz, cuma namazı ve samimiyetle
tuttuğu ramazan orucu, aynı cinsten bir diğer farzın yapılacağı
zamana kadar işlenen küçük günahların bağışlanmasına imkân vermektedir.
İnsanoğluna sunulan böyle bir imkân, Cenâb-ı Hakk'ın kulunu ne
kadar sevdiğinin ve iki cihanda bahtiyar olması için ona büyük
fırsatlar verdiğinin en güzel delilidir.
Şu da unutulmamalıdır ki, bu hadisler ile benzeri hadislerde
bağışlanacağı belirtilen küçük günahlar, insanın Allah'a karşı
sorumlu olup da yapmadığı görevleridir; diğer bir söyleyişle insan
üzerindeki Allah hakkıdır. Küçük günahların bağışlanması, büyük
günahlardan sakınma şartına bağlıdır. Kul haklarının affedilmesi
ise, kendisine karşı haksızlık yapılan insanın hoşnut edilmesiyle
mümkün olabilir. Bununla beraber Allah Teâlâ'nın haksızlığa uğrayan
kulunu razı ve hoşnut edip haksızlık eden kulunu bağışlaması da
pekâlâ mümkündür. Büyük günahlara gelince, onların bağışlanması
ya samimi bir tövbe ile veya Cenâb-ı Mevlâ'nın lütuf ve keremiyle
mümkün olur.
Açıklamakta olduğumuz 122. hadis, cuma namazının en üstün ibadet
olduğunu açıkça ifade etmektedir. Zira beş vakit namaz sadece
öteki vakte, ramazan orucu sadece öteki ramazana kadar işlenen
küçük günahların bağışlanmasına vesile olduğu halde, cuma namazı
öteki cumaya kadar yapılan günahların bağışlanmasına vesile olduktan
başka, ayrıca üç günlük günahın daha silinmesine imkân vermektedir.
Ancak bu imkânı elde edebilmek için, hadisin baş tarafındaki iki
şartı, yani güzelce abdest alma ve hutbeyi bir şeyle oyalanmadan
ve konuşmadan sükûnetle dinleme gereğini unutmamalıdır.
Bazı ibadetlerin küçük günahların bağışlanmasına vesile olduğu
âyet-i kerîmelerden de anlaşılmaktadır: "İyilikler
kötülükleri (günahları) giderir" [Hûd sûresi (11),
114], "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız,
kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetleri bu ilâhî ihsânı ve bağışı göstermektedir.
İnsan bu güzel imkânı değerlendirmeli, iyilikler ve ibadetler
yaparak Cenâb-ı Hakk'ın bağışına lâyık olmaya çalışmalıdır. Bu
güzel ibadetler sayesinde insanın bağışlanacak küçük günahı kalmasa
bile, bu ibadetler onun derecesinin artmasına, belki de Cenâb-ı
Mevlâ'nın lutfuyla büyük günahlarının hafiflemesine vesile olacaktır.
123. hadisin benzerleri 130 ve 19 numaralarla geçmiştir.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Cuma namazına gitmeden önce güzelce abdest almalı, hatta mümkünse
boy abdesti almalıdır.
2. Cuma hutbesi sükûnetle dinlenmeli, hutbe okunurken hiçbir şeyle
meşgul olmamalıdır.
3. Beş vakit namaz, cuma namazı ve ramazan orucu, büyük günahlardan
sakınıldığı takdirde, öteki vakte, öteki cumaya ve öteki ramazana
kadar yapılacak küçük günahların bağışlanmasına vesile olur.
4. Büyük günahların bağışlanması için, o günahlardan samimi bir
şekilde tövbe etmek gerekir; tövbe edilememişse, o günahı Cenâb-ı
Hakk'ın bağışlaması umulur.
|