50. Abdullah
İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ben, insanlarla Allah'tan başka ilâh olmadığına,
Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet edip, namazı tastamam
kılıp, zekâtı hakkıyla verinceye kadar savaşmakla emrolundum.
Bunları yaptıkları zaman kanlarını ve mallarını benden korumuş
olurlar. İslam'ın gerektirdiği haklar bunların dışındadır. Onların
kalplerinde gizledikleri şeylerin hesabı da Allah'a aittir."
Buhârî, Îmân 17, 28, Salât 28, Zekât 1, İ'tisâm
2, 28; Müslim, Îmân 32-36. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 95; Tirmizî,
Tefsîru sûre(88); Nesâî, Zekât 3; İbni Mâce, Fiten 1-3
Açıklamalar
İslam'ın yeryüzüne gönderiliş gayesi ve ulaşmak istediği hedef,
bütün insanlara Allah'ın dininin tebliğ edilmesini sağlamak ve
yeryüzünde Allah'ın hükmü dışında bir hâkimiyet kalmamasını temin
etmektir. Bu hedef, bütün insanların İslam'a girmelerini ve müslüman
olmalarını sağlayıcı bir şart taşımıyor. Çünkü hidayete ulaştırmak
Allah'a mahsustur. Bizler sadece buna vesile olabiliriz ve görevimiz
de bundan ibarettir. Müşrikler ve kâfirlerle cihada izin verilişinin
sebebi de bundandır. Çünkü onlar, insanlardan müslüman olmak isteyenlere
engel teşkil etmekte, müslüman olanları da bundan döndürmek için
şiddet ve baskı uygulamaktadırlar. Kelime-i şehâdet getiren kimse
ile savaşmak haramdır. Kelime-i şehâdet getirmese bile, İslam'ın
hâkimiyetini kabul eden veya müslümanlarla sulh antlaşması yapanlarla
da savaşılmaz. Kelime-i şehâdet getiren kimsenin İslam'ı kabul
ettiğine hükmolunur. Daha sonra ondan namaz, oruç, zekât gibi
dinin temel hükümlerini yerine getirmesi istenilir. Bunların en
başında gelen namazdır. Çünkü Peygamber Efendimiz çeşitli yerlere
gönderdiği valilerine, gittikleri yerin halkına kelime-i şehâdetten
kılmalarını istemelerini emretmiştir. Sonra dinin
diğer esasları istenilir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Kelime-i şehâdeti söyleyen ve İslam'ın şartlarını yerine getiren
kimse ile savaşılmaz.
2. İnsanlar hakkında dış görünüşlerine göre hüküm verilir.
3. Bir kimse kalbinde gizlediklerinden dolayı sorgulanmaz ve bunun
hesabını sadece Allah'a verir.
4. İmandan sonra en önemli farz, beş vakit namazdır.
|