53. Büreyde
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır.
Namazı terkeden kimse küfre düşer."
Tirmizî, Îmân 9. Ayrıca bk. Nesâî, Salât 8; İbni
Mâce, İkâmet 77
Açıklamalar
Hadîs-i şerîfte kendilerinden "onlar" diye bahsedilenler
münafıklardır. Münafıklık gerçekte küfrün bir çeşididir. Çünkü
onlar kalben İslam'a inanmamış oldukları halde, dış görünüş ve
davranışlarıyla müslüman oldukları intibaını verirler. Namazda
hazır bulunmak, cemaate devam etmek ve dinin bunlar dışındaki
zâhir hükümlerine uymak suretiyle, müslümanlarla ilgili uygulamaların
kendileri için de geçerli olmasını hak ederler. Şayet namazı terkedecek
veya dinin zâhir hükümlerini uygulamayacak olurlarsa, kâfirlerle
eşit olurlar ve kendilerine kâfirlere tatbik olunan hukuk uygulanır.
Nitekim, Resûl-i Ekrem Efendimiz'den münafıkların öldürülmesi
yolunda izin istenildiğinde, o buna müsaade etmeyerek: "Dikkatinizi
çekerim! Ben namaz kılanları öldürmekten nehyolundum" buyurmuştur (Alî el-Kârî, el-Mirkât, II, 276). Münafık bir kimse
namazı terketmek suretiyle küfrünü açığa vurunca kendisine yapılacak
muamele bu haline uygun olur. Münafık olmadığı halde namazı terkeden
kimse ise, münafığın amelini işlemiş olur. Bunların her birinden
sakınılması gerekir. Sakınılmadığı takdirde kişi, göreceği muamele
ve kendisine uygulanacak hukukî statüyü haketmiş olur. Bir önceki
hadisi açıklarken de ifade ettiğimiz gibi, ulemânın büyük çoğunluğu
böyle yerlerde geçen küfür tabirini aşırı tehdit ve şiddetle sakındırma
olarak yorumlamışlardır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Namaz kılan kimsenin münafık veya kâfir sayılarak öldürülmesi
haramdır.
2. Namazı terkeden münafığa veya münafığın amelini işleyen müslümana
gerekli ceza verilir.
3. Farziyetini inkâr etmediği ve terkini helâl görmediği halde
namaz kılmayan kimseye münafık veya kâfir denilmez; o sadece günahkârdır.
|