60. Ebû Mes`ûd
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza başlayacağımız zaman
omuzlarımıza dokunarak şöyle buyururdu:
"Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra
kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili
olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada,
daha sonra gelenler daha arkada dursunlar."
Müslim Salât 122. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 95;
Tirmizî, Salât 54; Nesâî, İmâmet 23, 25,26; İbni Mâce, İkâmet
45
66 numarada açıklanacaktır.
61. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine
göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların düz olması
namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir."
Buhârî, Ezân 74; Müslim, Salât 124. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 93; İbni Mâce, İkâmet 50
Buhârî'nin bir rivayetine göre Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Zira safların düz olması, namazın mükemmel olmasını
sağlayan hususlardan biridir."
66 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
62. Yine Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir defasında namaz kılmak için kamet getirilmişti. Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem bize yüzünü döndü ve şöyle buyurdu:
"Saflarınızı dümdüz tutunuz ve birbirinize sımsıkı
yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da görüyorum."
Buhârî, Ezân 72; Müslim, Salât 125. Ayrıca bk.
Nesâî, İmâmet 28, 47
Buhârî'nin başka bir rivayetinde (Ezan 76) Enes, her birimiz
omuzunu arkadaşının omuzuna, ayağını arkadaşının ayağına yapıştırırdı,
demiştir.
66 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
63. Nu`mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim dedi:
"Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ'nın aranıza
düşmanlık sokacağını iyi biliniz."
Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 93; Tirmizî, Mevâkît 53; İbni Mâce, İkâmet 50.
Müslim'in bir başka rivayeti şöyledir:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem okları düzeltir gibi saflarımızı
düzeltirdi. Bizim buna alıştığımızı görünceye kadar böyle yapmaya
devam etti. Kendisi birgün namaza çıktı ve namaz kıldıracağı yerde
durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı
çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
"Ey Allah'ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa
Allah Teâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz."
Müslim, Salât 128.
"Sünneti Koruma" bahsinde geçen bu hadîs-i
şerif, 66 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
64. Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem göğüslerimize ve omuzlarımıza
dokunarak bir baştan diğer başa safın arasında dolaşır ve şöyle
buyururdu:
"İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden
farklı olur". Ve sözlerine şöyle devam ederdi: "İlk
saflarda bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder."
Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 25
66 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
65. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz.
Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize
yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız.
Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik
tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez."
Ebû Dâvûd, Salât 93, 98
66 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
66. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine
göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız.
Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah'a
yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur,
kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum."
Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28
Açıklamalar
Yukarıdaki yedi hadisin ana konusu safları sık ve düzgün tutmak
olduğu için onları bir arada açıklamayı uygun gördük. Daha önce
geçen üç hadis ile daha sonra gelecek dört hadiste yine safları
düzgün tutma konusu değişik ifadelerle ele alınmıştır. Bütün bu
hadisler, Peygamber Efendimiz'in safları düz ve sık tutmaya büyük
önem verdiğini göstermektedir.
Yukarıdaki hadislerin ilki 350 numara ile "Âlimlere Saygı"
bahsinde geçmiş ve orada açıklanmıştı. Bu hadiste Resûl-i Ekrem
Efendimiz'in safların düz ve bir hizâda tutulmasına çok önem verdiği,
cemaatten kiminin ileri kiminin geri durmamasını istediği, hatta
bunu sağlamak için safların arasında dolaştığı, (64 numaralı hadiste
de belirtildiği gibi) cemaatin göğüslerine ve omuzlarına dokunarak
onları hizaya sokmaya çalıştığı görülmektedir. Saflar düz tutulmadığı
takdirde müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik şuurunun
kaybolacağını, kalplerin, gönüllerin birbirinden kopacağını ifade
buyurmaktadır. Camide safları düz tutmasını bilmeyecek kadar dağınık,
birlik fikrinden uzak, birbiriyle ilgisiz ve beceriksiz kimselerin
hiçbir güzelliğe sahip çıkamayacağını, hiçbir kötülüğe engel olamayacağını
belirtmektedir. Müslümanları ancak sünnet-i seniyyenin kurtaracağına
gönülden inanan kimseler, Peygamber-i Zîşân Efendimiz'in saf düzeni
konusuna bu kadar büyük önem vermesinin hikmeti üzerinde düşünmeli
ve bu sünneti canlı tutmaya çalışmalıdır. Müslümanları günde beş,
ayrıca cuma günleri haftada bir, ramazan ve kurban bayramları
dolayısıyla yılda iki defa büyük cemaat halinde bir araya toplayan
namaz ile toplum hayatımız arasında sıkı bir ilgi bulunduğu gözden
uzak tutulmamalıdır. Şayet müslümanlar namazlarını düzgün ve usûlüne
uygun şekilde kılabiliyorlarsa, muntazam bir hayatı benimsemeleri
sebebiyle hal ve gidişleri, yani toplum düzenleri de iyi olacaktır.
Bu hadiste "Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim
arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler
daha arkada dursunlar" buyruğu ile temas edilen ikinci
konu, aklı başında ve bilgili kimseleri hep önde tutma ve onlara
lâyık oldukları değeri verme gereğidir. Bir toplum bilgili ve
aklı başında kimseleri her hususta kendine rehber edinirse, daima
ileri gider ve her konuda başarılı olur. Namaz kılarken bilgili
kimseler imamın arkasındaki safta yer almak suretiyle, imam yanıldığında
onu ikaz ederler; imam onlardan birini kendi yerine geçirme ihtiyacını
hissederse, bu göreve hazır durumda beklerler. İlim ve anlayış
bakımından önde gelenlerin arkasında, bu hususlarda onlardan sonra
gelenler yer alacaklardır. Konuya bir başka açıdan bakılacak olursa,
en önde yaşlı başlılar, onların arkasında gençler, en arkada da
çocuklar saf tutacaklardır.
61 numaralı hadiste, namazın tamam olabilmesi için safların
düz olmasının gerektiğini belirten Resûl- Ekrem Efendimiz,
62 numaralı hadiste, yine safların dümdüz ve sımsıkı tutulmasını
tavsiye ettikten sonra, bu emrine uyulup uyulmadığını Allah
Teâlâ'nın ona gösterdiğini, önünde olup bitenleri gördüğü gibi,
arka tarafta yapılıp edilenleri de gördüğünü söylemektedir.
Cenâb-ı Hakk'ın Resûl-i Ekrem'ini üstün özelliklerle donattığını
biliyoruz. Allah Teâlâ'nın ona bizim görmediklerimizi gösterdiğini
(Tirmizî, Zühd 9), bu sebeple sadece arka safta olup bitenleri
değil, cennet ve cehennem de neler olup bittiğini dahi gösterdiğini
(Buhârî, İlim 24) biliyoruz ve buna iman ediyoruz. Resûl-i Kibriyâ'nın
ashâbına bu özel durumunu hatırlatarak onlardan safları düz tutmalarını
istemesi, meseleye ne büyük önem verdiğini ortaya koymaktadır.
63 numaralı hadiste, Peygamber aleyhisselâm'ın, safların düzgün
olması konusundaki titizliğini görmekteyiz. Namazda ashâbının
bağladığı safları, bir okçunun okları elleriyle yontup düzelttiği
gibi mübârek elleriyle düzeltmesi, onları buna alıştırıncaya
kadar uzun süre saf tanzimi üzerinde durması, hatta bir gün namaza
başlamak üzere tekbir alacağı sırada göğsü saf hizasından dışarı
çıkmış bir adamı görünce, tekbir almaktan vazgeçip, düzgün saf
bağlamanın önemi üzerinde bir konuşma yapması ne kadar anlamlıdır.
Onun bazan namaza duracağı sırada, oradaki bir değneği önce mübârek
sağ eline alıp sağ tarafına döndüğü ve "doğrulunuz, saflarınızı
düzeltiniz" buyurduğu, sonra değneği sol eline alıp sol tarafına
döndüğü ve orada bulunanları da aynı şekilde uyardığı bilinmektedir
(Ebû Dâvûd, Salât 93). Daha sonraki zamanlarda Hulefâ-yi Râşidîn
efendilerimiz bu titizliği aynen devam ettirmişlerdir. Hatta belirtildiğine
göre Hz. Ömer bazı kimseleri saf düzenini sağlamakla görevlendirmiş,
o kimseler kendisine saflar düzeldi diye haber vermeden namaza
başlamamıştır. Hz. Ali safların düzgün olup olmadığını bizzat
kontrol etmiş, "Falan, sen ileri geç! Falan sen de geriye
çekil!" diyerek cemaatin düzgün saf bağlamasını sağlamaya
çalışmıştır. Sahâbîler ise omuzunu yanındakinin omuzuna, dizini
yanındakinin dizine, ayağını yanındakinin ayağına yapıştırmak
suretiyle safların bitişik ve düzgün tutulmasını sağlamışlardır.
Bütün güzellikleri kendisinde toplayan Efendimiz'in çirkin bir
görüntüye göz yummadığı, estetik olmayan bir görüntüyü göz ucuyla
bakmak suretiyle bile hemen yakaladığı, dolayısıyla onun güzellik
anlayışının son derece ince ve yüksek olduğu görülmektedir. Şunu
da belirtelim ki, cemaat düzenli saf bağlamayı öğrenmiş ve aralarda
boşluk bırakmayacak kadar sık durmuşsa veya cemaat üç beş kişiden
ibaret ise, imamın onları "Safları düzgün tutunuz" diye
uyarmasına gerek yoktur.
Hem bu hadiste hem de bir sonraki hadiste Efendimiz, safların
düzgün olmasına özen göstermeyenleri bekleyen tehlikeye işaret
ederek, "Ey Allah'ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz;
yoksa Allah Teâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz" diye uyarması, üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir konudur.
Safların düzgün olmasına dikkat edenler, iç dünyaları düzgün,
huzurlu ve âhenkli, ayrıca doğru, dürüst ve düzgün olmayı arzu
eden vasıflı insanlardır. Zira safların düzgün olmasına önem vermeyenler,
gönül dünyası dağınık, perişan ve vurdumduymaz kimselerdir. Ruh
dünyası dağınık ve perişan, hedefi belirsiz, yüce bir idealden
yoksun kişiler şayet kendilerine çeki düzen vermeye, derlenip
toparlanmaya ve böylece kendilerine gelmeye gayret etmezlerse
birbirlerine olan düşmanlıkları artar, araları iyice açılır, sonuçta
yok olup giderler. İç dünyaları düzgün olanların bu güzelliği
davranışlarına da yansır. Şu halde müslümanlar hem içlerinin hem
de dışlarının muntazam olmasına gayret edeceklerdir. Bu gerçek
64 ve 65 numaralı hadislerde de hatırlatılmaktadır.
Şimdi başımızı iki avucumuzun arasına alıp derin derin düşünmeliyiz
ve saflarını düzgün tutmayanları tehdit eden bu hadislerin ışığında
kendimize "Acaba biz neden birbirinden bu kadar kopuk, dağınık,
birbirine küs, dargın ve düşman olduk?" diye sormalıyız.
Câmilerimizde saf bağladığımız zaman, sağımıza solumuza bakınarak
perişan halimizin fotoğrafını ibretle seyretmeliyiz. Sonra da
saflarımızın düzgün olmasının kalplerimizin düzelmesine vesile
olacağını, sıkışık durmamızın da aramızda merhamet ve şefkatin
yeniden boy atmasını sağlayacağını bilerek gereğini yapmalıyız.
Şu hale göre müslümanlar, namazda "ilk saflarda bulunanlara
Allah'ın rahmet ettiğini, gönüllerini hoş tuttuğunu, meleklerin
de onlara günahlarının bağışlanması için dua ettiğini, safları
bitişik tutmayanlara Allah'ın nimet lutfetmediğini" (bk. hadis 64-65) bilerek namazda ön safta yer almaya gayret edeceklerdir.
Bunun yanı sıra saflarını düz ve sık tutacaklar; başlarını ve
omuzlarını bir hizaya getirmeye çalışacaklar; saflarda şeytanın
girebileceği boşluklar, aralıklar bırakmayacaklar; namaza durmadan
önce saf düzenini sağlamak maksadıyla bir müslüman ellerinden
tutup çektiği zaman o kardeşlerine gücenmeyecek ve yumuşak davranacaklardır
(bk. hadis 65-66).
Sonuncu hadisimizde Resûl-i Ekrem Efendimiz'in yeminle belirttiği
husus, bilmediğimiz bir gerçeği aydınlatmaktadır. O da şeytanın,
Efendimiz'in ifadesiyle söyleyecek olursak, bir "hazef"
gibi boş bırakılan saf aralarına girmesidir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e "Hazef nedir,
yâ Resûlallah?" diye sorduklarında, "Yemen toprağında
yetişen, kılsız, siyah bir nevi davar" (Ahmed b. Hanbel,
Müsned, IV, 297) olduğunu söylemiştir. Demek oluyor ki, şeytan
böyle bir fırsat yakaladığında, insanı yanıltma, şaşırtma ve baştan
çıkarma görevini, daha iyi sonuç alabileceği bir yerden sürdürmektedir.
Resûlullah Efendimiz'in safların sık ve düz tutulması için gösterdiği
bunca gayretin bir tek hedefi vardır. O da namaz kılan müslümanların
saflarını meleklerin Allah huzurundaki saflarına benzetmek ve
böylece onları Cenâb-ı Hakk'ın rahmetini kazanmaya elverişli hale
getirmektir.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. İmamlar cemaatin saf bağlamasıyla ilgilenmelidir. Nitekim
Peygamber Efendimiz safların arasında dolaşır, düzgün saf tutmayanları
uyarırdı.
2. Saflar arada boşluk bırakmadan düzgün tutulmalıdır.
3. Önce ilk saf tamamlanmalı, sonra sırasıyla diğer saflar tutulmalıdır.
İlk saflarda bulunanlara Allah'ın rahmet, meleklerin de dua edeceği
bilinmelidir.
4. En fazla sevap imamın arkasındaki safa durmakla, sonra da sırasıyla
diğer saflarda bulunmakla elde edilir.
5. İmamın arkasındaki safa aklı başında, bilgili ve yaşlı başlı
olanlar durmalıdır.
6. Öndeki safta boşluk görüldüğü zaman, oraya en yakın olan kimse
hemen öne geçmelidir.
7. Safların düzgün tutulması için gayret sarfeden ve böylece her
birimizin yapması gereken bir vazifeyi yapan müslümanlara minnet
duymalı ve onlara yumuşak davranmalıdır.
8. Saflar arasında boşluk bulunması, safların eğri büğrü tutulması
o namazın mükemmel olmadığını gösterir.
9. Safları düzgün tutanlara Allah merhamet eder, düzgün tutmayanlardan
nimetini keser ve onları birbirlerine düşman eder.
10. Şeytan safların arasında boşluk bulunca oraya girer.
|