• İbadete Sarılmak


    Sana yazıklar olsun ey Müslüman! Tutum ve davranışın hesap gününe inanmayanların tutum ve davranışları gibidir. Yoksa öldüğün vakit yok olup kurtulacağını mı sanıyorsun? Heyhat, başıboş kalacağını mı sanıyorsun? Allah'ın seni niçin yarattığını düşünmez misin?

    Bir çocuk bile elbisende akrep var dediği vakit hiç delil aramadan nasıl hemen elbiseni atarsın. âlimlerin ve peygamberlerin sözleri senin nazarında o çocuğun sözünden daha mı düşüktür? Yoksa cehennemin yakıcılığı, tasma ve kelepçeleri, zakkum ve demir çomakları, irin ve zehirleri, yılan ve akrepleri ki kısa bir süre acısını duyacağın dünya akrebinden sana daha mı kolay geliyor? Senin bu davranışın akıl işi değildir.

    Bir düşünsen kaç yıldan beridir yarın yarın diye kendini aldattın durdun. Bu gün gitti, yarın geldi yine eski hesapta kaldın. Hâlbuki bugünün dünden ve yarının bu günden bir farkı yoktur. Dün aciz olduğun şeyden bugün, bugün aciz olduğun şeyden ise yarın acizsin. Belki daha çok aciz olacaksın. çünkü şehvetler, köklü bir ağaç gibidirler.

    Şayet şehvetlerinin arzusuna bakıyor ve onların temini için çalışıyorsan bu da ancak o şehvetlere muhalefetle mümkün olur. öyle lokma var ki birçok lokmalara engel olur. Bir hastaya bir Doktor "üç gün soğuk su içmeyeceksin. Şayet içersen hastalığın müzminleşir ve ömür boyunca daha soğuk içemezsin. Şayet tavsiyeme uyarak içmeyecek olursan iyileşir ve ömrün boyunca soğuk suyu içersin" dediği vakit ne olursa olsun ben şimdi içerim diyen hasta hakkındaki görüşün nedir? Bu adama deli demez misin? İşte ömrünün tümü ebedi olan ahrete nispetle üç gün de değildir. Acaba üç günlük olan şu fani dünyada şehevi arzuların acısına sabretmek mi daha büyük yoksa müddeti uçsuz bucaksız, elem ve kederi sonsuz olan cehennem ateşine dayanmak mı daha zordur? Dünyadaki üç günlük mücadeleye sabredemeyen acaba en ağır ebedi olan Allah'ın azabına nasıl dayanacaktır? Bütün bu durumlar karşısında hala beynamaz kalman ve nefsinle mücadele etmeyip ona müsamaha göstermen ya gizli küfründen ya da ahmaklığından ileri gelir. Ahmaklığın Allah'ın senin ibadetine ihtiyacı olmadığını düşünerek hiçbir kötülükten çekinmeden Allah'ın keremi ve affına güvenmendir. Hâlbuki öte yandan bir lokma ekmek veya bir kuruşta ona güvenin yok. Bütün imkânların ile onları elde etmeye çalışır ve bu hususta her çareye başvurursun. İşte bu tutum ve davranışların ile Hz. Muhammed (s.a.v.)'den ahmaklık damgasını yersin. Bir hadiste Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Akıllı adam nefsini hesaba çekip ölümden sonrası için çalışan acizde, nefsini hevasının peşine takan ve Allah'tan temennide bulunan kimsedir".

    Yazıklar olsun sana ey Müslüman! İmandan sonra en büyük hadise namazdır. Ve sen onu zayi ettin. Şeytana ve dünyaya aldandın. Sen herkesten önce kendine bak, vakitlerini kaybetme, nefesler sayılıdır. Bir nefesin gidince bir parçan gitmiş demektir. Hastalık gelmeden sıhhatini, meşgale gelmeden boş vaktini, yoksulluk gelmeden zenginliğini, ihtiyarlık gelmeden gençliğini ve ölüm gelmeden sağlığını ganimet bil de ahretteki ebedi hayatını düşünerek onun için çalış. İnsaf et. önümüzde kış gelecek diye onun günlerini hesab ederek yiyecek, giyecek, yakacak gibi bütün kış ihtiyaçlarını karşılamaya gayret etmiyor musun? Burada niçin Allah'ın fazlı keremine bağlanmıyorsun? Yakacak ve giyeceksiz de Allah beni üşütmez, Allah buna kadirdir demeden her çareye başvuruyorsun. Acaba cehennem soğuğunun kışın bu soğuğundan daha az yoksa müddetinin daha kısa olduğunu mu sanıyorsun? Yoksa aralarında bir benzerlik bulunduğunu mu düşünüyorsun? Yoksa hiç çalışmadan bundan kurtuluş imkânlarının varlığına mı inanmıyorsun? Asla hiç biri öyle değildir. Kışın soğuğunu elbise, mesken ve ateşin gidereceği gibi cehennemin sıcaklık ve soğukluğu da ancak Allah'ı birlemek ve ibadet etmekle önlenebilir.
    Yazıklar olsun sana ey Müslüman! Cehaletini at, ahretini dünyan ile mukayese et. Ve namazını kıl.

    Ey Müslüman sana yazıklar olsun! Görüyorum ki tamamen dünya ile dostluk kurdun ve ibadetleri terk ettin. Durmadan dünyaya meylediyorsun. Gittikçe sevgisi gönlünde kuvvetleşiyor. Adeta Allah'ın sevap ve azabından, kıyametin hal ve güçlüklerinden gafil, dostlarından seni ayıracak olan ölüme inanmaz gibi bir tavır takınıyorsun. Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cebrail bana dedi. Kimi seversen sev ondan ayrılacaksın. İstediğin şekilde amel et, ne amel işlersen onun karşılığını bulacaksın. Ne kadar yaşarsan yaşa sonunda öleceksin."

    Vay sana ey Müslüman! Dünya zevklerine iltifat edip onlarla dostluk edeni sonunda ölüm yakalayıp onlardan ayırdığı vakit hasretinin daha çok olacağını bilmiyor musun? Geçmişlere bir göz gezdirip yüksek binalar yaptıktan sonra onları nasıl terk ederek gittiklerini, Allah servetlerini onların düşmanlarına nasıl verdiğini görmüyor musun? Onların yiyemeyeceklerini topladıklarını, oturmayacakları meskenleri yaptıklarını, ulaşamayacakları şeyleri umduklarını bilmiyor musun? Hz. Peygamber ne güzel ikaz etmiş: İnsanoğlu malım malım der. Hâlbuki âdem-oğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terk eder ve insanlara bırakır." Her biri göklere doğru yükselmiş inşaatlar yaptığı halde varacağı, yer altındaki bir çukur değil mi? Bundan daha büyük ahmaklık olur mu? Yakında göç edeceği dünyasını imar ederken kesin olarak varacağı ahretini tahrip edip yıkması akıl karımıdır? "Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar? Sanki onlar, aslanlardan ürkerek firar etmiş yaban eşekleridir.

    Ey Müslüman! Bu vaazlardan ders al. Bu öğütleri kabul et. Namazına başla. Hz. Allah'tan bağışlama dile. çünkü o kerem sahibidir, cömerttir, acır, rahmeti geniştir. Affı herkesi ve her günahkârı içine alır. Bunun için "Ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey Rahman ve Rahim, ey Halim ve ey Azim ve ey keremi yüce olan Allah'ım ben kusurlarında ısrar eden bir günahkâr, yola gelmeyen bir cüretkar, isyandan utanmayan bir suçlu olarak Senin huzuruna geldim. Burası miskinlerin, yoksul ve mahrumların zayıf ve hakirlerin gark olup helak olanların makamıdır. Bana tezden yardım ve inayetini yetiştir. Bu sıkıntıdan beni kurtar. Rahmetinin tesirini üzerimde göster. Affı mağfiretinin ferahlığını bana tattır. Senin koruma kuvvetini bana nasip et. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah'ım" diye dua et.

    Vaktin Çağrısı
    Şehr-i Ramazan
    Güncel
    Dini Hayat