11. Abdullah İbni Abdurrahman İbni Ebû Sa'saa'dan rivayet edildiğine
göre, Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh ona şöyle dedi:
"Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum.
Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda
sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki
alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde
ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar." Ebû
Saîd: Ben bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim,
dedi.
Buhârî, Ezân 5, Tevhîd 52, Bed'ü'l-halk 12. Ayrıca bk. Nesâî,
Ezân 14
Açıklamalar
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, ezan İslam'ın şiarı, parolasıdır.
Onu mümkün olduğu kadar en yüksek ve gür sesle duyurmak gerekir.
Bu sebeple müezzinin gür, güzel ve yanık sesli olması müstehap
kabul edilmiştir. Hatta İmâm Nevevî'nin bildirdiğine göre, biri
güzel sesli olup ezan okumak için ücret isteyen, diğeri çirkin
sesli fakat ücret istemeyen iki kişiden müezzinlik için hangisinin
seçileceği hususunda iki görüş vardır. Ama bu görüşlerin tercih
edileni ve esas görüş diye nitelendirileni, güzel sesli olana
ücret verilmek suretiyle tercih edilmesidir. Bu konu her dönemde
üzerinde durulan ve durulması gereken ciddî işlerden biridir.
Her camiye, her mescide, her köye istenilen evsafta müezzin bulma
imkânı olmayacağını herkes kabul eder. Fakat özellikle büyük şehirlerimizin
selâtin camileri başta olmak üzere, sırayla diğer camilerimize
güzel ve gür sesli, duyanları etkileyici müezzinler yetiştirmeyi,
öncelikle ilgili teşkilâtlar, dînî nitelikli vakıflar, İmam-Hatip
liseleri, Kur'an kursları ve hatta İlahiyât fakülteleri kendilerine
bir görev kabul etmelidir. Günümüzde bunun ne kadar büyük bir
gereklilik olduğunu hepimiz yakînen müşâhede etmekteyiz. İyi bir
müezzinin cemaatsiz camiyi cemaatle doldurduğu, çirkin sesli birinin
de cemaati dağıttığı bilinen ve görülen gerçeklerdir. İslam'dan
tamamen habersiz olduğu halde, anlamını da bilmeden çok güzel
okuyan birinden Kur'an dinleyerek veya nitelikli bir müezzinden
ezan dinleyerek İslam'ı seçen ve ebedî cehennemden kurtulan insanlar
görüyoruz. Bundan daha büyük bir hayır olabilir mi? Anadolumuzun
pek çok köyünde, o köyün en güzel sesli insanlarına ezan okuttuklarını
bilmeyenimiz yoktur. Bu çok önemli ve isabetli bir tercihtir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz'in, bir insanın sesini ulaştırabildiği
yere kadar ezanı duyurması yönündeki tavsiyesi son derece önemlidir.
Ezan sesini duyacak olanları sayarken cinlerden başlaması, en
aşağı tabakadan en üstün olana doğru bir sıralamadır. Çünkü insandan
sonra anılan diğer varlıkların içinde melekler ilk sırayı alır.
Fakat onlarla sınırlı olmayıp, diğer canlılar, bitkiler ve dağlar
taşlar da buna dahildir. Çünkü bunların her birinin kendine göre
bir idraki ve tesbihâtı vardır. Nitekim şu âyet-i kerîme çok dikkat
çekicidir: "Sonra bunun ardından yine kalpleriniz
katılaştı. Şimdi onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü
öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır, öylesi var ki, çatlar
da bağrından su kaynar, öylesi de vardır ki, Allah korkusundan
yukarıdan yere düşer" [Bakara sûresi (2), 74]. Şu
âyet de önemle üzerinde durulması gereken muhtevadadır: "Yedi
gök, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler.
O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların
tesbihlerini anlamazsınız" [İsrâ sûresi (17), 44].
İşte bütün cinler, insanlar, melekler, hayvanlar, bitkiler ve
cansız varlıklar ezan okuyan kimseye kıyamet gününde şahitlik
yaparlar. Bu ise o kimsenin derecesinin ne kadar yüce olacağının
bir isbatıdır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Ezanı yüksek ve gür sesle okumak müstehaptır.
2. Müezzinler güzel, gür ve etkileyici seslilerden seçilmelidir.
3. Kırda, bayırda ve çölde de olsa namaz için ezan okumak gerekir.
4. Ezan sesini sadece insanlar değil, cinler, melekler, diğer
canlı varlıklar, bitkiler ve dağlar taşlar da duyar.
5. Ezanı duyanlar, kıyamet gününde ezan okuyan kişinin lehinde
Allah huzurunda şahitlik yaparlar.
6. Ezan okuyan müezzinlerin mahşerdeki mevkii yüksek olacaktır.
|