12. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak
için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri
gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet
bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona:
Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce
aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek'at
namaz kıldığını bilemez olur."
Buhârî, Ezân 4, Amel fis'-salât 18, Sehv 6, Bed'ü'l-halk 11; Müslim,
Salât 19, Mesâcid 83. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 31; Nesâî, Ezân
20, 30
Açıklamalar
Efendimiz'in bu hadisleri, ezandan kaçan şeytanın halini güzel
bir benzetme ile ortaya koymaktadır. Onun ezandan kaçtığı sıradaki
hali, ansızın büyük bir korku ve dehşete düşen insanın haline
benzetilmiştir. Böyle bir kimsenin dizlerinin bağı çözülür, mafsalları
gevşer ve sinir sistemi alt üst olur. Neticede büyük ve küçük
abdestini tutamaz hale gelir. Ezanı işiten şeytan da böyle bir
korkuya kapıldığı için ne yapacağını şaşırır; onun bu hali, bir
felâkete uğradığında ne yapacağını şaşıran insanın haline benzer.
Şeytana yellenme isnad edilmiş olması, bu korku halinin şiddetini
anlatmak içindir. Yoksa onun gerçekte yellenmesi söz konusu değildir.
Fakat Kâdî İyâz gibi bazı âlimlere göre bunun gerçek anlamda olması
da mümkündür; çünkü şeytan da bir cisimdir. Meşhur hadis âlimi
Tîbî, şeytanın ezanı işitmemek için kendi sesiyle kendisini meşgul
ettiğini, onun bu tavrının çirkinliği sebebiyle, çıkardığı sesin
çirkinliğinin yellenmeye benzetildiğini söyler.
Şeytanın ezandan kaçmasının çeşitli sebepleri vardır:
Birincisi, daha önce açıkladığımız hadiste geçtiği gibi, ezan
sesini işiten her şey müezzine kıyamet gününde şahitlik edecektir.
Kendisinin hiç hoşlanmadığı böyle zor bir durumda kalmaktan çekindiği
içindir.
İkincisi, ezanın büyüklüğünden korktuğu içindir. Çünkü ezan, dinin
bütün kaidelerini içine alan bir bildirimdir. Şeytan, tabiatı
gereği bunlardan nefret eder; çünkü o tepeden tırnağa şer ve günahtan
ibarettir.
Üçüncüsü, ezan namaza ve cemaate davettir. Namaz insanı Cenâb-ı
Hakk'a en çok yaklaştıran ibadet olup, en önemli rüknü secde halidir.
Şeytan ise Allah'ın emriyle Âdem aleyhi's-selâm'a secde etmekten
yüz çevirdiği için O'nun rahmetinden kovulmuştur. Müslümanlar
büyük bir cemaat haline gelip Allah'a ibadete ve secdeye yöneldikleri
için, şeytan onları kandırmaktan ümidini kesip ye'se düştüğünden
dolayı ezan ve kametten kaçar. Fakat vazifesi onları saptırmak
ve yoldan çıkarmak olduğu için, tekrar tekrar geri döner. Neticede
namaz kılanın kalbine birtakım dünyevî düşünceler getirerek onun
gönlünü namazdan uzaklaştırır ve kaç rek'at namaz kıldığını unutturup
yanıltır.
Burada açıkça görüldüğü gibi namaz kılan mü'minlere şeytan musallat
olur. Birçok müslümanın en olmayacak şeylerin namazda hatırına
geldiğini söylemesinin sebebi bu olsa gerektir. Bundan kurtulmanın
çaresi, hatıra gelen şeyi düşünmemeye çalışmak ve namazda Allah'ın
huzurunda bulunduğunu hatırlamaktır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Şeytanın ezanı işitince deliye dönmesi, ezanın faziletini ve
büyüklüğünü gösterir.
2. Ezanı gür ve yüksek sesle okuyan müezzinin Allah katındaki
ecri ve mükâfatı çok büyüktür.
3. Şeytanın ezandan süratle kaçmasının sebebi, onun namaza ve
cemaate davet, İslam'ın parolası, dinin itikadî ve amelî bütün
ahkâmını kapsayıcı oluşundandır. Çünkü şeytan bunlardan nefret
eder.
4. Şeytan, namaz da dahil her zaman mü'minlere musallat olur.
Onun şerrinden ve zararlarından korunmanın tedbirlerini almak
gerekir.
5. Şeytanın tasallutundan kurtulmanın çaresi namazı huşû ve huzû
içinde kılmaktır.
|