49. İbni Ömer
radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah'tan
başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna
şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek,
Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim,
Îmân 19-22. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 3; Nesâî, Îmân 13
Açıklamalar
İslam'ın şartları dediğimiz esasları ihtivâ eden bu hadis, Kur'ân-ı
Kerîm'in konuyla ilgili âyetlerinin bir özü niteliğindedir. Burada
Peygamberimiz'in iman değil de İslam kelimesini kullanmış olması,
ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü İslam, inanılan dinin şerîat
kısmıdır. Daha açık ve anlaşılır bir ifadeyle, hayat dediğimiz
yaşama alanının, uygulamanın, inanca uygun biçimde dışa akseden
ve görünen kısmıdır. Biz bunu genel anlamda ibadet, yani Allah'a
karşı kulluk vazifelerini yerine getirme diye adlandırırız. Kişiler
hakkında inançlarıyla ilgili hüküm de buna göre verilir. Çünkü
imanın tezâhürü, dışa akseden yönü İslam'dır. İslam ile iman çoğu
kere eş anlamlı iki mefhum gibi kabul edilip kullanılsa da, kelâm
âlimleri temelde aralarında fark olduğunu belirtirler. İman kalbî
bir amel olup, sözle ifade ettiğimiz kelime-i şehâdet onun ibadet
kısmıdır. Çünkü ibadet ya sözlü ya sözsüz olur. İbadetin sözlü
olanı sadece kelime-i şehâdettir. Sözsüz olan ibadet ise ya terketmek
suretiyle ya da fiille yapılır. Terketmekle yapılan ibadet oruçtur.
Çünkü oruç, yemeyi içmeyi, cinsî münasebeti terketmeyi gerektirir.
Fiilî ibadet ya bedenle, ya malla veya her ikisiyle birlikte yapılır.
Namaz bedenle, zekât malla, hac ise hem beden hem malla yapılan
ibadetlerdir. İşte hadisimiz bütün bu ibadetleri kapsayıcı bir
özellik taşır. Çünkü İslam bunların hepsini içine alır. Fakat
İslam'ın bunlardan ibaret olduğu söylenemez. Bunlar, büyük bir
binanın üzerinde durduğu, onu ayakta tutan beş ana sütun olarak
kabul edilebilir. Ama bina sadece o sütunlardan ibaret olmayıp,
daha pek çok aksamı vardır. Onların önemsiz olduğu iddia edilemez.
Hadisin muhtevasını teşkil eden iman, namaz, zekât, oruç ve hac
konuları, bu kitabın ilgili bölümlerinde geniş biçimde ele alındı.
Bu konular, dilimizde ilmihal bilgileri dediğimiz, her müslüman
ferdin bilip uygulamakla yükümlü olduğu ve bilgisizliğin affedilmediği
alanlardır. Onun için her müslüman fert, kendisine farz-ı ayın
olan bu bilgileri öğrenmek zorundadır.
Bu hadisin zahirine bakarak, beş esastan birini terkedenin müslüman
olmayacağı anlaşılabilir. Fakat durumun böyle olmadığında ümmetin
âlimlerinin icmâı vardır. Şu kadar var ki, bunlardan birini inkâr
eden veya terketmeyi helâl sayan kimse mü'min ve müslüman kabul
edilmez. İnkâr etmeyerek veya helâl saymayarak yerine getirmeyen
büyük günah işlemiş olur.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. İslam'ın şartlarından herhangi birini inkâr eden kimse mü'min
sayılmaz.
2. İslam'ın şartlarından birini inkâr etmeyerek ve terkini helâl
saymayarak yerine getirmeyen büyük günah işlemiş olur.
3. Hadiste sayılan beş esas İslam'ın ana esasları olup, İslam
bunlardan ibaret değildir.
|