18. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, bir adam
bir kadını öptü. Sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip
durumu haber verdi. Bunun üzerine: "Gündüzün iki
yanında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Şüphesiz
iyilikler kötülükleri giderir" [Hûd sûresi (11),
114] anlamındaki âyet nâzil oldu. Adam:
- Bu sadece bana mı mahsus yâ Resûlallah, dedi?
Resûl-i Ekrem:
- "Ümmetimin tamamı içindir" buyurdular.
Buhârî, Mevâkît 4, Tefsîru sûre (11) 6; Müslim,
Tevbe 39. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (11)
Açıklamalar
İbni Mes'ûd'un bahsettiği bu kişinin kimliği hakkında şârihler
çeşitli isimler verir. Büyük bir ihtimalle o, Akabe biatlarında
ve Bedir Gazvesi'nde bulunmuş olan Ebü'l-Yeser Kâ'b İbni Amr'dır.
Nitekim Tirmizî'nin rivâyetinde olay bizzat Ebü'l-Yeser'den nakledilmiş,
kendisine hurma almak üzere gelen bir kadını içeride daha iyisi
var diyerek kandırıp evine götürdükten sonra üzerine saldırıp
öpmüştür. Bu zatın isminin Tirmizî'de Ebü'l-Yüsr diye kaydedilmesi,
bir okuma hatasından kaynaklanmış olmalıdır. Kadının kimliği hakkında
ise bir bilgiye sahip değiliz. Sahâbîler, işledikleri bir suçu,
günah veya hatayı, daha sonra pişman olarak cezası ne ise çekmek
üzere Resûl-i Ekrem'e gelip haber verirlerdi. Bu onların Allah
korkusuna ve âhiret inancına ne kadar gönülden bağlı olduklarının
bir göstergesi kabul edilmelidir. Çünkü bu dünyada çekecekleri
cezanın âhiretteki cezayı affettireceği veya hafifleteceği inancına
sahiptiler. Suçunu gizlemiş ve üzerinde kul hakkı kalmış olarak
Allah'ın huzuruna çıkmak istemezlerdi. Bu olay, bilinen örneklerden
sadece biridir.
Peygamberimiz, kendisine sorulan sorulara şayet o konuda daha
önce bir vahiy gelmişse veya bildiği bir işse cevap verir, böyle
olmadığı takdirde Cenâb-ı Hak'tan konuyla ilgili bir bilginin,
bir hükmün gelmesini beklerdi. Bu olay üzerine de vahyin gelmesini
beklediğini hadisin bazı rivayet tariklerinden açıkça anlamaktayız.
Gelen âyet, öpmenin had yani cezayı gerektiren büyük bir günah
veya büyük bir suç olmadığını, kılınan beş vakit namazın veya
yapılan birtakım hayır ve iyiliklerin böyle küçük günahlara ve
hatalara keffâret olacağını bildirmiştir. Büyük günahlar ve kul
hakkına taalluk edenler bunun dışındadır. Çünkü onların cezaları
ve hangi esaslar dahilinde tövbe edilirse affedileceği açıkça
belirtilmiştir. Âyette geçen "iyilikler kötülükleri
giderir" hükmü bunları kapsamaz. Bir sonra gelecek
olan hadisten de açıkça anlaşıldığı gibi, Peygamberimiz de büyük
günahlardan uzak durmak şartıyla, beş vakit namazın bu vakitler
arasında işlenen küçük günahlara keffaret olacağını belirtmiştir.
Kendisi hakkında hüküm indirilen sahâbînin bu hükmün kendisine
has olup olmadığını sorması üzerine, Efendimiz'in bütün ümmeti
kapsadığını bildirmesi, bir soru veya bir olay üzerine indirilen
bir hükmün, aksi sabit olmadıkça bütün ümmeti bağladığı da böylece
anlaşılmaktadır.
Ayrıca bu âyetin, Kur'an'da beş vakit namaza delâlet eden ayetlerden
biri olduğu kabul edilir. Çünkü sabah, öğle ve ikindi namazları
gündüzün iki ucunda, akşam ve yatsı namazları da gecenin gündüze
yakın olan kısmındaki namazlardır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Cinsel ilişki olmadığı sürece öpmek, sıkmak, tutmak ve sarılmak
gibi suçlara terettüp eden şer'î bir had yoktur. Bunlara ta'zir
cezası verilir.
2. Kendisinin helali olmayan bir kadını öpmek bir günah, bir suç
ise de küçük günahlardan sayılır.
3. Şer'î bir cezayı gerektirmeyen küçük günah ve hatalara beş
vakit namaz, diğer ibadet ve tâatler, yapılan hayırlar ve iyilikler
keffâret olur.
4. Herhangi bir soru veya olay üzerine inmiş olan hüküm, bütün
ümmeti kapsamına alır. Prensipleştirilmiş fıkhî ifadeyle, sebebin
husûsîliği hükmün umûmîliğine mâni değildir.
|