5. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Müslüman -veya mü'min- bir kul abdest alır ve
yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest
suyu -veya suyun son damlası- ile yüzünden çıkar. İki elini yıkadığında,
elleriyle tutarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son
damlası- ile ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkadığı zaman, ayaklarıyla
yürüyerek işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası-
ile ayaklarından çıkar. Neticede o mü'min kul günahlardan temizlenmiş
olur."
Müslim, Tahâret 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Tahâret 2
Açıklamalar
Bu hadisi daha önce 131 numarada görmüştük. Orada da ifade edildiği
gibi, "müslim" veya "mü'min", "su"
veya "suyun son damlası" gibi ihtimalli ifadeler, hadisi
nakleden ravinin, hangisini duyduğu konusundaki tereddüdünden
ileri gelmektedir. Daha sonraki raviler de bunu aynen tereddütlü
şekilde naklederler. Bu durum, râvilerin hadis rivayetinde ne
derece hassas ve güvenilir kişiler olduklarını göstermesi açısından
önemlidir.
Öncekilerde olduğu gibi bu hadiste de affedileceği belirtilen
günahların küçük günahlar olduğunu bir kere daha hatırlamalıyız.
Esasen "hatîe" veya çoğul şekliyle "hatâyâ"
sözü, genel olarak küçük günahları ifade eder. Böyle olmasa bile,
bu ve benzer hadislerde affedileceği beyan olunan günahlar hep
küçük günahlar olarak anlaşılmış, aksinin Kur'an ve Sünnet'in
büyük günahlarla ilgili naslarıyla çelişeceği kabul edilmiştir.
Günahlar bir cisim olmadıkları için vücuttan çıkmaları söz konusu
olmaz. Bu ifade mecâzî bir anlatım olup, onunla kastedilen günahların
affıdır.
İnsan herhangi bir günah işlediği zaman, o bir veya birden çok
uzuvla ilgili olabilir. Her uzvun işlediği günahlar söz konusudur.
Meselâ bakılması haram olan bir şeye bakmak gözün günahı, dinlenilmesi
câiz olmayan haram ve yasak sözleri dinlemek kulağın günahı, küfür
ve kötü söz söylemek dilin günahı, dokunulması haram olana dokunmak
veya alınması haram olanı almak elin günahı, haram bir mahalle
yürümek ayağın günahı olmaktadır. Bizim inancımıza göre bütün
uzuvlar insana verilmiş bir emanettir. Onları en güzel şekilde
kullanmak ve emanete ihanet etmemek gerekir. Kişi hangi uzvuyla
bir günah işlemişse, o uzuv, hesap gününde kişinin aleyhinde şahitlik
yapacak ve ondan şikâyetçi olacaktır. Hadisimizde gözün, elin
ve ayakların zikredilmiş olması, bunlar dışındaki uzuvlarla işlenen
günahların abdestle affolunmayacağı anlamına gelmez. İnsanın en
çok kullandığı ve günahların en çok işlenildiği uzuvlar bunlar
olduğu için özellikle zikredilmişlerdir. Nitekim bundan önceki
hadislerde bütün vücudundan, hatta tırnak altlarından günahların
çıkacağı ifade buyurulmuştu. Netice itibariyle abdestle küçük
günahlardan temizlenen mü'min, en büyük ve en önemli ibadetlerin
başında gelen namaza, Allah'ın huzuruna çıkmaya hazır hale gelir.
Eğer büyük günahlardan uzak durmuşsa tertemiz olur. Çünkü namaz
ibadeti iki namaz arasında işlenen birtakım küçük günahlara keffârettir.
Günahlardan korunmuş olan kişi kazandığı sevaplarla cennetteki
makamını yükseltir. Fakat bundan daha öncelikli olarak, dünyada
örnek bir mü'min olmanın haklı gururunu taşır. İşte bütün ibadetlerimizin
hedefi iyi insan, iyi mü'min ve kullukta örnek müslüman olabilmektir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Abdest, insanı maddî kirlerden temizlemesi yanında, mânevî
kirlenme olan günahlardan da arındırır.
2. İnsan, her uzvunu Allah'ın rızasına uygun işlerde ve yollarda
kullanıp, bilerek ve kasıtlı olarak günah işlemekten sakınırsa,
yaptığı ibadetler, bilmeyerek yaptığı hatalarına ve küçük günahlarına
keffâret olur.
3. Abdestte, şayet ayağında mest yoksa, ayakları da mutlaka yıkamak
gerekir.
4. İbadetlerimizin görülen ve bilinen faydaları yanında, bir çok
manevî hikmetleri olduğu unutulmamalıdır.
|