Namaz Zamanı http://www.namazzamani.net
Kalbinizi namazla ferahlatın...
 Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz. Arama | Site Haritası | | English Share
   Anasayfa
   Cuma namazı
   Yazarlar
   Cenaze namazı
   Nafile namazlar
   Kaza namazı
   Teravih namazı
   Hasta namazı
   Kutuplarda namaz
   Namazın edebi
   Namaz vakitleri
   Namaz ve sağlık
   İmamlık ve cemaat
   Namazlar ve niyet
   Namazın esrarı
   Namazı terkin cezası
   Namaz bibliyografya
   Ezan duası
   Bir uyarı
   Mini sözlük
   Kaynakça
namaz sol alt

2. Numaralı Hadis

2. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Ben dostum sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:

"Mü'minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır."

Müslim, Tahâret 40. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 109

Açıklamalar

Bir önceki hadisi açıklarken, abdestte yıkanan uzuvların kıyamet gününde ve mahşerde nurlu ve parlak olacağının ve ibadet ehli sâlih mü'minlerin diğer ümmetler ve insanlar arasında böylece kolaylıkla tanınacağının müjdelendiğini söylemiştik. Abdest uzuvlarının nurunu ve parlaklığını artırmak için, yıkanılması farz kılınan uzuvlarda belirlenen hudutları birazcık aşarak yıkamanın faziletine de işaret etmiştik. Bu rivayet de aynı mahiyette olup, hadisin Müslim'de geçen metninden öğrendiğimize göre, Ebû Hüreyre'nin tâbiînden olan ravisi Ebû Hâzim, onu namaz için abdest alırken görmüş, kollarını koltuğunun altına kadar yıkıyormuş. Bunun üzerine:

- Ey Ebû Hüreyre bu abdest ne? diye sormuş. Ebû Hüreyre de:

- Yâ Benî Ferrûh! Siz burada mıydınız? Sizin burada olduğunuzu bilsem böyle abdest almazdım,

dedikten sonra Efendimiz'in bu sözünü nakletmiştir.
Ebû Hüreyre'nin abdesti mübalağalı şekilde aldığını, yani abdestte yıkanan uzuvları belirlenen farz hudutların daha yukarısından itibaren yıkadığını birçok rivayetten öğrenmekteyiz. Fakat onun bunu farz veya sünnet saymadığını biliyoruz. Buradaki açıklaması da bu anlayışını ortaya koymaktadır. Onun böyle hareket etmesi şahsî bir davranış olup bundan fayda ve bereket ummaktadır. "Sizin burada olduğunuzu bilseydim böyle abdest almazdım" demesi, görenlerin bunu sünnet zannetmelerinden endişe etmesi sebebiyledir. Oysa insanlar bir zaruretten ve mazeretten dolayı ruhsatla hareket etmek isterler. Onun abdest aldığını gören bilgisiz insanlar farz olan abdestin böyle olması gerektiği kanaatine sahip olabilirler. Ebû Hüreyre böyle bir şeye vesile olmaktan çekinmiştir. Onun muhatabı olan Ebû Hâzim, Arap asıllı olmayan bir kişiydi. Kendisine Benî Ferrûh diye hitap etmesinin sebebi de budur. Rivayete göre, İbrahim aleyhisselâm'ın İsmâil ve İshak dışındaki üçüncü oğlunun adı Ferrûh imiş. Arap olmayan milletler onun soyundan türemişler. Bu sebeple Araplar, kendileri dışındaki milletlere mensup olanlara Benî Ferrûh derlermiş.

Hadiste bizim nur ve beyazlık diye tercüme ettiğimiz "hılye" kelimesini, mü'minin cennetteki ziyneti ve süsü anlamına alanlar da olmuş, bu takdirde mâna "onların ziynet ve süsleri, abdest uzuvlarının nurlu olan ve parıldayan yerine kadar ulaşacaktır" şeklinde olacaktır. Buna: "Cennet ehlinin ziyneti mü'minin abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır" anlamındaki hadisi delil olarak getirirler (Müttekî el-Hindî, Kenzü'l-ummâl, 39379).

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Abdesti bütün edeplerine riayet ederek almak, mü'minin kıyamet gününde nurunun artmasına vesile olur.
2. Abdest uzuvlarının nuru ve parlaklığı, cennette, mü'minin ziynet ve süs mahalli olacaktır. Bu, Muhammed ümmetine has bir özelliktir.

Namaz Nakış

Anasayfa | Resimli ve özet namaz | Gusül abdesti | Abdest | Namaz hadisleri | Namaz ayetleri | Flash ile namaz kılmayı öğreniyorum
Flash ile sureleri öğreniyorum | Flash ile duaları öğreniyorum | Namaz nasıl kılınır? | Namaz kılmayı öğrenmek istiyorum | Namaz nedir?