77. Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem'in müezzini Ebû Abdullah Bilâl İbni
Rebâh radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, birgün kendisi
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sabah namazı vaktinin
girdiğini haber vermeye gelmişti. Hz. Âişe, Bilâl'e bazı şeyler
sorarak onu ortalık iyice ağarıncaya kadar meşgul etti. Bunun
üzerine Bilâl Resûlullah'a namaz vaktinin girdiğini haber verdi.
Hz. Peygamber namaza çıkmayınca, Bilâl namaz vaktinin girdiğini
ona bir kere daha haber verdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem mescide gelerek sabah namazını kıldırdı. O zaman Bilâl
Resûlullah'a durumu anlattı. Kendisini Hz. Âişe'nin, sorduğu bir
şey sebebiyle, ortalık ağarıncaya kadar meşgul ettiğini, Peygamber
aleyhisselâm namaza gelmeyince, ikinci defa haber verdiğini söyledi.
O zaman Resûlullah:
- "Ben sabah namazının iki rek`at sünnetini kılıyordum" buyurdu.
Bilâl:
- (İyi ama) Yâ Resûlallah! Namaza çok geç geldiniz, deyince Peygamber
aleyhisselâm:
- "Şayet daha geç kalsaydım, yine de bu iki rek`at
sünneti bütün gereklerini yerine getirerek mükemmel şekilde kılardım" buyurdu.
Ebû Dâvûd, Tatavvu 3
Bilâl İbni Rebâh
Habeş asıllı bir köle olduğu için Bilâl-i Habeşî diye anılır.
Mekke'de müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden biriydi.
Annesi Hamâme de müslümandı; bu sebeple her ikisi
de İslamiyet'in ilk yıllarında kâfirlerden çok eziyet gördüler.
Bilâl'in sahibi olan Ümeyye İbni Halef onu kızgın kumların üzerine
yatırır, büyük bir kaya parçasını göğsünün üzerine koydurur, sonra
da onu dininden dönmeye zorlardı; fakat Bilâl bu durumda bile "Rabbim Allah'tır; O birdir" diyerek
dayanılmaz işkenceye göğüs gererdi. Onu Hz. Ebû Bekir sahibinden
satın alarak âzât etti.
Hicretin birinci yılında ilk ezanı okumasıyla tanınan Bilâl-i
Habeşî, hazarda ve seferde devamlı surette Hz. Peygamber'in müezzinliğini
yaptı. Başta Bedir olmak üzere Resûl-i Ekrem ile birlikte bütün
gazvelere katıldı. Mekke'nin fethedildiği gün Kâbe'nin damına
çıkarak fetih ezanını okudu. Hz. Peygamber'in abdest suyunu temin
eder, şahsî ihtiyaçlarını karşılar, savaşlarda geceleyin onu korur,
gündüzleri gölgelenmesini sağlar, diğer devlet işlerinin yapılmasında
Resûlullah'a yardım ederdi.
Hz. Peygamber'in vefatından sonra bir daha ezan okumadı.
Hz. Ömer'in hilâfeti zamanında Medine'den ayrılarak Suriye'de
bazı savaşlara katıldı. Orada müslümanlar Bilâl'in ezan okuması
için halifeden aracı olmasını istediler. Hz. Ömer'in isteği üzerine
Bilâl bir defa ezan okudu. Resûlullah'ın zamanını hatırlayan müslümanlar
gözyaşı döktüler.
Bir defasında Resûl-i Ekrem ona, "Bu gece cennette,
önümde senin pabuçlarının sesini duydum", buyurarak kendisinin
cennetlik olduğunu müjdelemiş ve hangi ameli sebebiyle bu dereceyi
kazandığını sormuştu. O da her abdest aldıktan sonra bir miktar
nâfile namaz kıldığını söylemişti. Bilâl-i Habeşî Peygamber aleyhisselâm'dan
kırk dört hadis rivayet etmiştir.
Resûlullah'ın bu siyah tenli âşığı altmış küsur yaşında Dımaşk'ta
vefat etti.
Allah ondan razı olsun.
Açıklamalar
Bilâl-i Habeşî sabah ezanını çok erken okurdu. Sabah namazı kılınacağı
zaman Resûl-i Ekrem Efendimiz'e gelerek "es-Selâmü aleyke
eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühû" diye namaz
vaktinin girdiğini haber verirdi. Daha önce sabah namazının sünnetini
kılarak sağ tarafına uzanmış olan Resûlullah Efendimiz, Bilâl'in
sesini duyunca Mescid-i Nebevî'ye çıkar ve namazı kıldırırdı.
Bilâl o gün de öyle yapacaktı. Fakat Hz. Âişe buna fırsat vermedi.
Babası Hz. Ebû Bekir'in âzatlı kölesi olması sebebiyle aile efrâdından
biri gibi kabul ettiği Bilâl'e bazı şeyler sordu. Sorular uzadığı
halde, Bilâl, Hz. Âişe'ye duyduğu saygı sebebiyle, onun sözünü
kesip de sabah namazı vaktinin geçmekte olduğunu söyleyemedi.
Sözü bitene kadar onu dinledi. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem'e sabah namazı vaktinin girdiğini haber verdi. Bu sırada
Resûl-i Zîşân sabah namazının sünnetini kılmakta olduğu için Bilâl'e
cevap veremedi. Vaktin hayli ilerlediğini gören Bilâl, Efendimiz'in
uyanmadığını sanarak ona vaktin girdiğini tekrar hatırlattı. O
sırada sabah namazının sünnetini kılıp bitirmiş olan Peygamber
aleyhisselâm dışarı çıktı ve kendisini bekleyen cemaate sabah
namazını kıldırdı. Fakat Resûlullah'ın o sâdık müezzini, kendisini
bağışlaması ümidiyle bu aksaklığın sebebini arzetmek istedi ve
Hz. Âişe'nin kendisini meşgul etmesi yüzünden namaz vaktinin girdiğini
zamanında haber veremediğini söyledi. Peygamber aleyhisselâm,
Bilâl'e, vaktin girdiğini kendisine haber verdiği sırada sabah
namazının sünnetini kıldığını söyleyince, Bilâl sabah namazı vaktinin
çıkması ihtimaline rağmen Resûlullah'ın yine de sünnet kılmasına
hayret etti ve bunu açıkça söyledi.
İşte o zaman Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Şayet daha geç kalsaydım, yine de bu iki rek`at sünneti
bütün gereklerini yerine getirerek mükemmel şekilde kılardım" buyurmak suretiyle sabah namazının sünnetini mutlaka kılmak gerektiğini
ifade etti.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Peygamber Efendimiz'in müezzini Bilâl-i Habeşî sabah ezanını
erken okurdu. Namaz kılınacağı zaman Peygamber Efendimiz'e haber
verir, o da mescide çıkarak namazı kıldırırdı.
2. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazının sünnetini
evinde kılardı.
3. Sabah namazının vakti ne kadar daralsa da Peygamber Efendimiz
sabah namazının sünnetini hiç terketmez, onu gereklerini yerine
getirerek kılardı.
|