102. Zeyd İbni
Sâbit radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz
namaz dışındaki namazların en makbûlü, insanın evinde kıldığı
namazdır."
Buhârî, Ezân 81, İ`tisâm 3; Müslim, Müsâfirîn 213.
Ayrıca bk. İbni Mâce, İkâmet 186, 198
Zeyd İbni Sâbit
Medineli müslümanlardan olan bu aziz sahâbî Hz. Peygamber'in
vahiy kâtiplerindendir. Hz. Peygamber, "İçinizde farzları
en iyi bilen Zeyd'dir" diye onu övmüştür.
Resûl-i Ekrem Efendimiz Medine'ye hicret ettiği zaman, Zeyd
on bir yaşında bir yetimdi. Çocukken on yedi sûre ezberlemişti.
Herkes Bedir Gazvesi'ne hazırlanırken o, bende bu savaşa katılacağım,
diye Efendimiz'in huzuruna geldi. Efendimiz on üç yaşındaki bu
çocuğun savaşa katılmasına izin vermedi.
Resûlullah Efendimiz Zeyd İbni Sâbit'i zeki bulduğu için ona Süryânîce'yi
ve İbrânîce'yi öğrenmesini emretti. O da kırk güne varmadan iki
dili öğrendi ve Peygamber aleyhisselâm'ın Süryânîce ve İbrânîce
yazışmalarını yürüttü.
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer devirlerinde de kâtiplik görevini
sürdüren Zeyd'in yaptığı en şerefli hizmetlerden biri, kendisinden
başka iki seçkin sahâbî ile birlikte Kur'ân-ı Kerîm'i toplayıp
bir araya getirmesidir. Daha başka önemli hizmetler de yapmış
olan Zeyd İbni Sâbit hicrî 45 tarihinde Medine'de vefat etmiştir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği hadislerin
sayısı doksan ikidir.
Allah ondan razı olsun.
Bu hadis 104 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
103. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız da
oraları kabirlere çevirmeyiniz."
Buhârî, Salât 52, Teheccüd 37; Müslim, Müsâfirîn
208, 209. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 199, Vitir 11; Tirmizî,
Salât 213; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 1
104 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
104. Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine
göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Biriniz farz namazını mescidde kıldığı zaman, o
namazından evine de bir pay ayırsın. Zira Allah Teâlâ bu namaz
sebebiyle evinde hayır yaratır."
Müslim, Müsâfirîn 210. Ayrıca bk. İbni Mâce, İkâmet
186
Açıklamalar
Hadislerin birincisinde, farz namazların camide kılınması gerektiği
açıkça belirtilmiştir. Namazların bir kısmını evlerde kılmayı
tavsiye eden ikinci ve üçüncü hadislerde de, bu mesele dolaylı
olarak ifade edilmiştir.
Farz namazı niçin camide kılmak gerekir? Çünkü namaz, müslümanlığı
en belirgin şekilde ifade eden ibadettir. Bir kimsenin namaz kıldığını
çok uzaklardan gören bir şahıs, onun müslüman olduğunu anlar.
Hal böyle olunca, müslümanlar camilere gidip gelirken, oralarda
coşkuyla namaz kılarken hem kendilerinin müslüman hem de yaşadıkları
bölgenin İslam diyarı olduğunu önce nefislerine ispat etmiş, sonra
çevrelerine ilân etmiş, daha da önemlisi, Cenâb-ı Hakk'a kulluklarını
en canlı şekilde sunmuş olurlar.
Birinci hadiste, "Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız.
Zira farz namaz dışındaki namazların en makbûlü, insanın evinde
kıldığı namazdır" buyurulmaktadır. Sünnet de dediğimiz
nâfile namazları evlerde kılmanın çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan
birinin evlerin şerefini artırmak, oraları bereketlendirmek olduğu
son iki hadiste açıkça belirtilmektedir. Çok önemli bir diğer
sebep de, evlerde kılınan namazın, insanın mânevî dünyasını alt
üst eden riyâ ve gösteriş belâsından insanı korumasıdır. Peygamber
Efendimiz'in evinin mescide bitişik olduğu halde sünnet namazları
evinde kılması dikkatimizi çekmelidir.
Evlerde namaz kılmanın bir diğer hikmeti, 103 numaralı hadiste,
evleri mezarlık gibi cansız ve ölü hale getirmemek şeklinde ifade
edilmiştir. Kabirlere girmiş kimseler, "namaz kıl!",
"Kur'an oku!" emirlerinden muaf tutulmuştur. Bu sebeple
onlar kabristanda ne namaz kılabilirler ne de Kur'an okuyabilirler.
Müslümanlar bu durumu dikkate alarak evlerini kabristana benzetmemeli,
orayı içinde yatıp uyunan birer otel durumuna getirmemeli, evlerinde
ibadet etmeli, namaz kılıp Kur'an okumalıdır. Diğer bir söyleyişle
ve Efendimiz'in ifadesiyle, içinde Allah'ın adının anıldığı evle,
içinde namaz kılınmayan ve böylece odalarında da Allah anılmayan
evler de ölüye benzetilmiştir (bk. 1437. hadis). Böyle evler birer
kabristan, o evlerde yatıp kalkanlar da diri gibi görünen birer
ölüdür.
Burada konumuzla ilgili bir başka hadîs-i şerifi daha hatırlayalım.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Evlerinizi
kabristana çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi
okunan evden kaçar" (Müslim, Müsâfirîn 212).
Son hadiste, evlerde namaz kılmanın bir başka faziletine işaret
edilmekte, insanın evinde kıldığı namaz sebebiyle Allah Teâlâ'nın
orada hayır yaratacağı belirtilmektedir. Bu hayır, orada kılınan
namaz, okunan Kur'an sebebiyle meleklerin bu evi ziyaret etmesi,
şeytanların oradan kovulması, Allah Teâlâ'nın orayı bereketli
kılması, böylece o saâdet yuvasında oturanların kendilerini huzurlu
ve mutlu hissetmeleridir.
Kâdî İyâz 103 numaralı hadisteki "Namazınızın bir kısmını
evlerinizde kılınız" hadisini farz namaz olarak anlamıştır.
Ona göre insan bazı farzları evinde kılmalı, ev halkından câmiye
gidemeyen kadınlara ve çocuklara imam olmalı, böylece onlara hem
namazın bilmedikleri yanlarını öğretmeli hem de cemaatle namaz
kılmanın sevabından faydalanmalarını sağlamalıdır (İbni Hacer
el-Askalânî, Fethü'l-bârî, I, 630, Salât 52).
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Farz namazlar câmide, nâfile yani sünnet namazlar evde kılınmalıdır.
2. Evde kılınan nâfile namazlara daha çok sevap verilir.
3. İçinde namaz kılınmayan ev, mezardan farksızdır. Allah Teâlâ
içinde namaz kılınan evi bereketlendirir; o evin halkına huzur
verir.
|