118. Ebû Katâde
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Biriniz mescide girdiğinde, iki rek`at namaz kılmadan
oturmasın."
Buhârî, Salât 60, Teheccüd 28; Müslim, Müsâfirîn
69, 70. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 118; Nesâî, Mesâcid 37; İbni
Mâce İkâmet 57
Bir sonraki hadisle birlikte açıklanacaktır.
119. Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Birgün Peygamber aleyhisselâm mescidde iken yanına gittim. Bana:
"İki rek`at namaz kıl" buyurdu.
Buhârî, Salât 59, İstikrâz 7; Müslim, Müsâfirîn
72, 73
Açıklamalar
Tahiyyetü'l-mescide dair yukarıdaki hadisleri rivayet eden sahâbîlerin
bu namazla ilgili hatıraları vardır.
Birinci hadisin râvisi olan Ebû Katâde birgün Mescid-i Nebevî'ye
gitti. Resûl-i Ekrem Efendimiz'in ashâb-ı kirâm arasında oturduğunu
görünce, o da gelip yanlarına oturdu. Bunun üzerine Allah'ın Resûlü
Ebû Katâde'ye dönerek:
- Oturmadan önce iki rek`at namaz kılmana ne engel oldu? diye
sordu.
Ebû Katâde de:
- Yâ Resûlallah! Senin oturduğunu, cemâatin de yanında oturduğunu
gördüm; ben de onun için kılmadım, dedi.
İşte o zaman Nebiy-yi Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem yukarıdaki
hadîs-i şerifi söyleyerek:
- "Biriniz mescide girdiğinde, iki rek`at namaz kılmadan
oturmasın" buyurdu (Müslim, Müsâfirîn 60).
İkinci hadisin râvisi olan Câbir İbni Abdullah ise, dördüncü
hadiste hayatından bahsederken anlatıldığı üzere, Peygamber aleyhisselâm
ile birlikte Zâtürrikâ` Gazvesi'nden dönüyordu. Efendimiz onun
bir hayli maddî sıkıntı içinde olduğunu öğrendi. Sezdirmeden ona
yardım etmek istedi ve topallamaya başlayan devesini kendisine
satıp satmayacağını sordu. Câbir de satabileceğini söyleyince,
Medine'ye varınca parasını teslim etmek üzere anlaştılar.
Medine'ye Câbir'den önce gelen Resûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ertesi gün mescidin avlusunda otururken Câbir yanına
geldi. Peygamber Efendimiz ona:
- "Şimdi mi geldin?" diye sordu. Câbir de:
- Evet, şimdi geldim, dedi.
Resûl-i Ekrem ona:
- "Öyleyse deveni bırak da mescide gir ve iki rek`at
namaz kıl!" buyurdu. Buhârî bu hadisi, muhtelif hükümler
ihtiva etmesi sebebiyle Sahîh'inin yirmi kadar yerinde rivayet
etmiştir.
Peygamber aleyhisselâm'ın mescide gelen sahâbîlerine iki rek`at
namaz kılmaları hususundaki bu emri, bir câmiye giren kimsenin,
oturmadan önce "tahiyyetü'l-mescid" denen iki rek`at
namaz kılmasının uygun olacağını göstermektedir. Dileyen iki rek'at
yerine dört veya daha fazla da kılabilir.
Tahiyyetü'l-mescid, mescidi yani câmiyi selâmlamak
demektir. Câmiler Allah'ın evleridir. Bir eve giren kimsenin önce
ev sahibini selamlaması kadar tabii bir şey olamaz. Câmiye giren
kimse tahiyyetü'l-mescid kılmak suretiyle Allah Teâlâ'yı bir nevi
selâmlamış, yani ona bağlılığını, saygısını ve kulluğunu sunmuş
olur.
Hanefîler tahiyyetü'l-mescidin, namaz kılınması mekrûh olan
vakitlerde kılınmayacağını söylemişler, diğer mezheplerin âlimleri
ise mekruh vakitler de bile kılınabileceğini belirtmişlerdir.
Tahiyyetü'l-mescid kılmayı unutarak mescide oturan kimse tekrar
kalkıp bu namazı kılabilir. Yukarıda geçen Ebû Katâde olayında
ve başka sahâbîlerin benzeri rivayetlerinde böyle yapılabileceği
görülmektedir. Mescide giren bir kimse, üzerinde bulunan bir kaza
namazı borcunu, bir sünnet namazı veya herhangi bir nâfileyi kılabilir,
böylece tahiyyetü'l-mescid görevini de yerine getirmiş olur.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Tahiyyetü'l-mescid, kılınması mecburi olmayan, fakat kılanın
sevap kazanacağı bir ibadettir.
2. Tahiyyetü'l-mescid en az iki rek`at kılınmalıdır. Dileyen daha
fazla da kılabilir.
|