106. Ali radıyallahu
anh şöyle dedi:
Vitir namazı, farz namazlar gibi kesin şekilde emredilmiş bir
namaz değildir. Fakat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu
devamlı surette kılmış ve şöyle buyurmuştur:
"Allah tekdir; tek olanı sever. Ey Kur'an ehli!
Siz de vitir namazını kılınız!"
Ebû Dâvûd, Vitir 1; Tirmizî, Vitir 2. Ayrıca bk.
Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 27; İbni Mâce, İkâmet 114
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
107. Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gecenin her vaktinde
vitir namazı kıldı. Bazan gecenin ilk saatlerinde, bazan gece
yarısı, bazan da gecenin sonuna doğru kıldı. Sonraları vitir namazını
hep seher vaktinde kıldı.
Buhârî, Vitir 2; Müslim, Müsâfirîn 136. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitir
4; İbni Mâce, İkâmet 121
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
108. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Gece kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir yapınız."
Buhârî, Salât 84, Vitir 4; Müslim, Müsâfirîn 151
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
109. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sabah namazı vakti girmeden vitri kılınız."
Müslim, Müsâfirîn 160, 161. Ayrıca bk. Tirmizî,
Vitir 12; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 31; İbni Mâce, İkâmet 122
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
110. Âişe radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine
göre, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Âişe önünde
uzanıp yatmış olduğu halde gece namazını kılardı. Son olarak vitri
kılacağı zaman Âişe'yi uyandırır, o da vitir namazını kılardı.
Müslim, Müsâfirîn 135. Ayrıca bk. Buhârî, Salât
103, Vitir 3; Müslim, Salât 267-269; Ebû Dâvûd, Salât 111; Nesâî,
Kıble 10
Müslim'in bir başka rivayeti ise şöyledir:
Geriye sadece vitir kalınca şöyle derdi:
"Âişe kalk! Vitir namazını kıl!"
Müsâfirîn 134
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
111. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sabah vakti girmeden çabucak vitir kılmaya bakın!"
Ebû Dâvûd, Vitir 8; Tirmizî, Vitir 12. Ayrıca bk.
Müslim, Müsâfirîn 149
112 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
112. Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine
göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Gecenin sonuna doğru namaza kalkamayacağından endişe eden
kimse, vitir namazını gecenin baş tarafında kılsın. Gecenin sonunda
kalkacağına güvenen kimse de, vitir namazını gecenin sonunda kılsın.
Çünkü gecenin sonunda kılınan namazda melekler de bulunduğundan
vitri bu saatte kılmak daha sevaptır."
Müslim, Müsâfirîn 162, 163. Ayrıca bk. Tirmizî,
Vitir 3; İbni Mâce, İkâmet 121
Açıklamalar
Vitir konusuyla ilgili yukarıdaki yedi hadiste birkaç meseleye
temas edilmektedir. Şimdi bunların her birini ayrı başlıklar altında
ele alalım.
Vitrin Önemi. Vitir kelimesi "bir, tek, eşi ve benzeri
olmayan" mânasına gelmektedir. Peygamber Efendimiz,
ilk hadisimizde "Allah tekdir; tek olanı sever" buyurarak vitir namazı ile tek olan Allah arasındaki sayı bakımından
ilgiye ve onun vitir kılanları sevdiğine ve onlara sevap verdiğine
işaret ettikten sonra, mü'minlere hitâben "Ey Kur'an
ehli! Siz de vitir namazını kılınız!" buyurmaktadır.
Her ne kadar "Kur'an ehli" sözü, Kur'an'ı güzel okuyup
öğretenleri ve onu ezberleyenleri hatıra getiriyorsa da, Kur'ân-ı
Kerîm'i baş tacı edinen bütün mü'minlerin Kur'an ehli olduğunda
şüphe yoktur. Şu halde Resûl-i Muhterem Efendimiz bütün müslümanların
vitir kılmasını istemektedir. Nitekim aşağıda geleceği üzere Efendimiz'in
"Vitir her müslümanın üzerinde bir Allah hakkıdır" buyurması
da bunu göstermektedir. Vitir namazı böylesine önemli olduğu içindir
ki, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, "Her kim
vitri unutur, yahut kılmadan uyuyakalırsa, onu hatırladığında
veya sabahleyin hemen kılsın" (Ahmed b. Hanbel, Müsned,
III, 44) buyurmuştur. Biz de bu sebeple vitir kılamadığımız zaman
onu daha sonra kazâ ederiz.
Kâbe'nin etrafında yedi defa dönerek tavaf ettiğimiz, Safâ ile
Merve arasında yedi defa koşup sa`y ettiğimiz, yine hac ibadeti
esnasında şeytana üç ayrı yerde yedişer taş attığımız, namazlardan
sonra üç defa otuz üçer adet tesbih çektiğimiz dikkate alınırsa,
tek rakamın yani vitrin ibadetlerimizdeki yeri ve önemi daha iyi
anlaşılır.
Vitir Kılmak Vâcip mi, Sünnet mi? Resûl-i Ekrem
Efendimiz, yine ilk hadiste, vitir namazının diğer farz namazlar
gibi mutlaka kılınması gereken zorunlu bir namaz olmadığını belirtmektedir.
Bunda kimsenin şüphesi yoktur. Bununla beraber Efendimiz bazı
hadislerinde vitir namazının önemini belirterek şöyle buyurmuştur:
"Allah Teâlâ, dünya varlığından daha hayırlı bir namazla
sizin imdâdınıza yetişmiştir. Bu, vitir namazıdır. Allah Teâlâ
bu namazı yatsı ile tanyerinin ağarması arasında kılmanızı uygun
görmüştür" (Ebû Dâvûd, Vitir 1; Tirmizî, Vitir 1).
"Vitir her müslümanın üzerinde bir Allah hakkıdır. Artık
onu beş rek`at kılmak isteyen beş kılsın, üç rek`at kılmak isteyen
üç kılsın, bir rek`at kılmak isteyen de öyle yapsın" (Ebû
Dâvûd, Vitir 3; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 40; İbni Mâce, İkâmet 123).
Vitir namazının önemini gösteren başka hadisler de vardır. İmâm-ı
Âzam Ebû Hanîfe, yukarıdaki hadislerin bir kısmında geçen "Vitir
kılınız" emrine ve benzeri hadislere bakarak, vitir namazının
farz ile sünnet arasında bir önemi bulunduğunu kabul etmiş ve
onun vâcip olduğunu söylemiştir. Diğer mezhepler ise, vitir kılınması
konusundaki hadislere bakarak onun gerçekten önemli bir namaz
olduğunu kabul etmişler, bununla beraber vitir namazının sünnet-i
müekkede olduğunu söylemişlerdir. Onları bu kanaate götüren hususlardan
biri, Peygamber Efendimiz'in bazı namazlarla birlikte vitrin kendisine
farz kılındığını söylemesi, ümmetine de ısrarla beş vakit namazı
tavsiye etmesidir. Yukarıdaki birinci hadiste Efendimiz'in "Kur'an
ehli"ne vitir kılmayı tavsiye etmesine bakarak bazı âlimler,
bunlar Kur'an ehli hâfızlar ve kurrâdan olan kimselerdir; vitir
onlara tavsiye edildiğine göre, bu namaz vâcip değil sünnet-i
müekkededir demişlerdir. Hanefî mezhebinin iki büyük imamı, Ebû
Yûsuf ile İmam Muhammed de vitrin sünnet-i müekkede olduğu görüşündedir.
Burada şunu da belirtelim: Vâcip terimi, Hanefîler dışındaki bütün
mezhepler tarafından farz karşılığı olarak kullanılmaktadır. Onlar
Hanefîler gibi farz ile sünnet arasında bir başka terim kabul
etmemektedir.
Vitir Ne Zaman Kılınmalıdır? Yukarıdaki hadislerin
beş tanesinde vitir namazının ne zaman kılınması gerektiğine temas
edilmektedir. Bu hadislerden öğrendiğimize göre Resûl-i Ekrem
Efendimiz vitir namazını gecenin her saatinde kılmıştır. Bazan,
yatsı namazından sonraki zamanda, bazan gece yarısında, bazan
da tanyeri ağarmadan önceki saatlerde kılmıştır. Fakat hayatının
son dönemlerinde vitir namazını gecenin son kısmı demek olan seher
vaktinde kılmayı âdet edinmiştir. Neden öyle yaptığını da yukarıdaki
hadislerin sonuncusunda belirterek şöyle buyurmuştur: "Gecenin
sonunda kalkacağına güvenen kimse, vitir namazını gecenin sonunda
kılsın. Çünkü gecenin sonunda kılınan namazda melekler de bulunur
ve bu saatte kılmak daha sevaptır." Demek oluyor ki,
seher vakti kalkıp Rabbine ibadet eden kimseler kesinlikle yalnız
değildir. Bu feyizli zamanı değerlendirirken onlara melekler arkadaşlık
ederler. İbadetlerinin kabul edilmesi için dua ve niyazda bulunurlar.
İşte bu sebeple gecenin sonuna doğru kalkıp vitir kılmak daha
bereketli, daha feyizli, daha sevaptır.
Peygamber Efendimiz vitir namazını gece kılınan nâfile namazlardan
sonra edâ etmeyi tavsiye etmiştir. İşte bu sebeple ramazan ayı
boyunca vitir namazı, teravih namazından sonra kılınır. Peygamber
aleyhisselâm vitri gece kılınan nâfile namazlardan sonra edâ etmeyi,
böylece gece ibadetlerini nâfile namazların en hayırlısı ile bitirmeyi
tavsiye etmekle beraber, onun tanyeri ağarmadan önce mutlaka kılınması
gerektiğini hatırlatarak, "Sabah vakti girmeden çabucak
vitir kılmaya bakın!" buyurmuştur.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, son hadiste görüldüğü üzere, uykuya
yenik düşecek, bu sebeple de gecenin sonuna doğru kalkıp vitir
namazı kılamayacak ümmetine bir kolaylık göstermiş, onların vitir
namazını gecenin baş tarafında kılabileceklerini ifade buyurmuştur.
Nitekim Ebû Hüreyre hazretleri, öğrendiği hadisleri yatmadan önce
geç vakitlere kadar tekrarladıktan sonra uyumayı âdet haline getirdiği
için, Efendimiz kendisine, vitir kılmadan uyumamasını tavsiye
etmiştir (Buhârî, Teheccüd 33, Savm 60). Bu tavsiyenin sadece
ona mahsus olduğu kabul edilmektedir.
Vitir Namazı Nasıl Kılınacaktır? Yüce Rabbimiz
gece namazlarının ilki olan akşam namazını tek rek`atlı kılmamızı
istediği gibi, gecenin son namazı olan vitrin de tek rek`atlı
olmasını uygun görmüştür. Peygamber aleyhisselâm bu sebeple, yukarıda
geçtiği üzere, "Gece kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir
yapınız" buyurmuştur. Şüphesiz bunda bir sır ve hikmet bulunmakla
beraber, bu sır ve hikmet bize kapalıdır.
Vitir, "tek" anlamına geldiği için Mâlikî, Şâfiî ve
Hanbelî mezhebi âlimleri vitir namazının bir rek`at olduğunu söylemişlerdir. "Vitir gecenin sonunda bir rek'attır" (Müslim,
Müsâfirîn 154-156) anlamında hadisler vardır. Şöyleki Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem geceleyin kıldığı nâfile namazları
hep ikişer rek`at kılmış, son olarak kıldığı iki rek`attan sonra
ayağa kalkıp bir rek`at daha kılmıştır. Hatta bazı rivayetlerde
belirtildiğine göre, bir rek`attan ibaret olan bu son rek`ata
başlamadan önce bazan yanındakilerle konuşmuştur. Demek oluyor
ki, Allah'ın Resûlü bazan ikişerden dört rek`at namaz kılmış,
sonra ayağa kalkmış ve bir rek`at vitir kılarak gece ibadetlerini
beşe tamamlamıştır. Bu şekilde bazan yedi, bazan dokuz, bazan
on bir, bazan da on üç rek`at namaz kılmış; ama son kıldığı rek`at
daima tek (vitir) olmuştur. Hanefîler dışındaki bazı âlimlere
göre, meselâ on bir rek`at vitir kılacak bir kimse, arada hiç
oturmadan, sadece on birinci rek`atta tahiyyata oturmak suretiyle
vitir kılabilir. Bazılarına göre ise sadece onuncu rek`atta tahiyyata
oturulur, sonra ayağa kalkılıp bir rek`at daha kılarak on bir
rek`atlı vitir namazı kılınmış olur. Beş, yedi, dokuz rek`at vitir
kılmak isteyenler de böyle kılabilir.
Hanefîler ise vitir namazının üç rek`at olduğu, bunun da, tıpkı
akşam namazının farzı gibi kılınacağı görüşündedirler. Buna göre
iki rek`at kıldıktan sonra selâm vermeden üçüncü rek`ata kalkılacak
ve üçüncü rek`atın sonunda selâm verilecektir. Diğer bir ifadeyle,
bir selâmla üç rek`at kılınacaktır. Hanefîler'in bu uygulamadaki
dayanaklarından biri, Peygamber Efendimiz'in sadece tek rek`at
olarak kılınan namazları eksik ve güdük saymasıdır. Hz. Ebû Bekir'in
torunu olup devrinde Medine'nin en büyük âlimlerinden biri sayılan
hadis hâfızı Kâsım b. Muhammed'in Medine'deki uygulamayı ortaya
koyan şu sözü de onların dayanaklarından biridir: "Bülûğa
erdiğimiz günden beri hep üç rek`at vitir kılındığını gördük.
Bununla beraber hepsi, yani bir de, üç de, beş de, yedi de câizdir.
Umarım ki, hiçbirinde sakınca yoktur" (Buhârî, Vitir 1).
Hanefîler diğer mezheplerin uygulamasını yanlış bulmamakla beraber,
vitri birbirine bağlı üç rek`at halinde kılmayı daha faziletli
ve daha uygun görmüşler; üç rek`attan fazla kılınmasını da isabetli
bulmamışlardır.
Eşini Namaza Kaldırmak. 110 numaralı hadiste,
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in vitir kılacağı zaman
Hz. Âişe'yi de vitir kılması için uyandırdığını okuduk. Cenâb-ı
Hakk'ın milyarlarca insanın arasından seçip birbirine münasip
gördüğü ve hayatlarını birleştirmelerine izin verdiği kimseler
her bakımdan birbirlerinin yâri ve yardımcısıdır. Bu yardımların
en önemlilerinden biri, Allah'a kullukta yardımlaşmaktır. İnsanı
niçin yarattığını açıklayan Rabbimiz, bizi bu dünyaya kendisine
ibadet etmek için getirdiğini söylemektedir [Zâriyât sûresi (51),
56]. Karı kocanın en başta gelen görevlerini yerine getirmek için
yardımlaşmaları kadar tabii ne olabilir? 110 numaralı hadisimizin
bir başka rivayeti olan ve yine Hz. Âişe tarafından rivayet edilen
hadîs-i şerîfe göre Resûl-i Ekrem Efendimiz geceleyin vitir namazını
kılınca, "Kalk, vitri kıl, Âişe!" (Müslim,
Müsâfirîn 134) diyerek Âişe annemizi uyandırırdı. Sabah namazını
kılmak üzere mescide giderken de eşlerini, bazan kızı Hz. Fâtıma'yı
namaza kaldırırdı. Bizim en büyük zafımız, namaza kaldırmamız
gereken kimseleri, eşimizi ve çocuklarımızı, onlara duyduğumuz
şefkat sebebiyle uyandırmak istemeyişimizdir. Acaba biz, eşimize
ve çocuklarımıza karşı, merhameti kendisinden öğrendiğimiz Resûlullah
Efendimiz'den daha mı merhametliyiz?
Geceleyin eşini namaza kaldırma konusu, 1186 ve 1187 numaralı
hadîs-i şerîflerde tekrar ele alınacaktır.
Kunut Meselesi. Vitir namazında kunut yapılması
konusu yukarıdaki hadislerde geçmemekle beraber Efendimiz'in vitir
namazında kunut yaptığını gösteren hadisler vardır. Bu hadislere
dayanarak Hanefîler'le Hanbelîler bütün vitir namazlarında, aynen
bizim uyguladığımız gibi, kunut yapılacağı kanaatine varmışlar;
İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve daha başka âlimler ise kunutun sadece
ramazan ayının son yarısında sabah ve vitir namazlarında yapılacağını
söylemişlerdir. Kunutun rükûdan önce mi, sonra mı yapılacağı konusunda
daha başka görüşler de vardır. Peygamber Efendimiz kunut esnasında
çeşitli dualar yapmıştır.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Vitir namazı önemli bir ibadettir. Bu namazı devamlı surette
kılmak, Cenâb-ı Hakk'ın rızâsını ve muhabbetini kazanmaya vesile
olur.
2. Vitir namazı, yatsının farzı kılındıktan tan yeri ağarıncaya
kadar kılınabilir.
3. Vitri zamanında kılamayacağını düşünenler, onu yatsı namazından
sonra kılabilirler.
4. Vitir namazının en makbul zamanı, seher vakti dediğimiz, gecenin
son üçte biridir. Zira bu vakit, meleklerin ve Cenâb-ı Hakk'ın
rahmetinin yeryüzüne bol bol indiği mübarek bir zaman dilimidir.
5. Eşini, vitri veya sabah namazını kılmak üzere kaldırmak Efendimiz'in
sünnetidir.
|