• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Büruc suresi ❭
  • Büruc Suresi, Büruc suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Büruc 1 (Mealleri Karşılaştır): Ves semâi zâtil burûc(burûci).
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ

    Burçlarla dolu göğe andolsun,

  • Büruc 2 (Mealleri Karşılaştır): Vel yevmil mev’ûd(mev’ûdi).
    وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ

    Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

  • Büruc 3 (Mealleri Karşılaştır): Ve şâhidin ve meşhûd(meşhûdin).
    وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ

    (3-5) Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.

  • Büruc 4 (Mealleri Karşılaştır): Kutile ashâbul uhdûd(uhdûdi).
    قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ

    (3-5) Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.

  • Büruc 5 (Mealleri Karşılaştır): Ennâri zâtil vekûd(vekûdi).
    ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ

    (3-5) Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.

  • Büruc 6 (Mealleri Karşılaştır): İzhum aleyhâ kuûd(kuûdun).
    إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  • Büruc 7 (Mealleri Karşılaştır): Ve hum alâ mâ yef’alûne bil mu’minîne şuhûd(şuhûdun).
    وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  • Büruc 8 (Mealleri Karşılaştır): Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîd(hamîdi).
    وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    (8-9) Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

  • Büruc 9 (Mealleri Karşılaştır): Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
    ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    (8-9) Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

  • Büruc 10 (Mealleri Karşılaştır): İnnellezîne fetenul mu’minîne vel mu’minâti summe lem yetûbû fe lehum azâbu cehenneme ve lehum azâbul harîk(harîkı).
    إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ

    Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

  • Büruc 11 (Mealleri Karşılaştır): İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), zâlikel fevzul kebîr(kebîru).
    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

  • Büruc 12 (Mealleri Karşılaştır): İnne batşe rabbike le şedîd(şedîdun).
    إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ

    Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir.

  • Büruc 13 (Mealleri Karşılaştır): İnnehu huve yubdiu ve yuîd(yuîdu).
    إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ

    Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar.

  • Büruc 14 (Mealleri Karşılaştır): Ve huvel gafûrul vedûd(vedûdu).
    وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ

    O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

  • Büruc 15 (Mealleri Karşılaştır): Zul arşil mecîd(mecîdu).
    ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ

    Arş’ın sahibidir, şanı yüce olandır.

  • Büruc 16 (Mealleri Karşılaştır): Fa’âlun limâ yurîd(yurîdu).
    فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

    Dilediğini mutlaka yapandır.

  • Büruc 17 (Mealleri Karşılaştır): Hel etâke hadîsul cunûd(cunûdi).
    هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ

    (17-18) Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana geldi mi?

  • Büruc 18 (Mealleri Karşılaştır): Fir’avne ve semûd(semûde).
    فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ

    (17-18) Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana geldi mi?

  • Büruc 19 (Mealleri Karşılaştır): Belillezîne keferû fî tekzîb(tekzîbin).
    بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ

    Hayır, inkâr edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar.

  • Büruc 20 (Mealleri Karşılaştır): Vallâhu min verâihim muhît(muhîtun).
    وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ

    Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.

  • Büruc 21 (Mealleri Karşılaştır): Bel huve kur’ânun mecîd(mecîdun).
    بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ

    Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır.

  • Büruc 22 (Mealleri Karşılaştır): Fî levhın mahfûz(mahfûzın).
    فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ

    O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da)dır.

  • Sistemli Evden Eve Taşımacılık

    Taşınmayı Çile Olmaktan Çıkarıyoruz.

    antepevdenevetasimacilik.com
    Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat