• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Kamer  suresi ❭
  • Kamer Suresi, Kamer suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Kamer  1 (Mealleri Karşılaştır): Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
  • Kamer  2 (Mealleri Karşılaştır): Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
    وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
  • Kamer  3 (Mealleri Karşılaştır): Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
    وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
  • Kamer  4 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
    وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
  • Kamer  5 (Mealleri Karşılaştır): Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
    حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ
  • Kamer  6 (Mealleri Karşılaştır): (6-7) O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ
  • Kamer  7 (Mealleri Karşılaştır): (6-7) O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
    خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
  • Kamer  8 (Mealleri Karşılaştır): Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
    مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
  • Kamer  9 (Mealleri Karşılaştır): Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
    ۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ
  • Kamer  10 (Mealleri Karşılaştır): O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.
    فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ
  • Kamer  11 (Mealleri Karşılaştır): Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
    فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ
  • Kamer  12 (Mealleri Karşılaştır): Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
    وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
  • Kamer  13 (Mealleri Karşılaştır): Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
    وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ
  • Kamer  14 (Mealleri Karşılaştır): Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
    تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ
  • Kamer  15 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  16 (Mealleri Karşılaştır): Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  17 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  18 (Mealleri Karşılaştır): Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
    كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  19 (Mealleri Karşılaştır): Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
    إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
  • Kamer  20 (Mealleri Karşılaştır): İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
    تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
  • Kamer  21 (Mealleri Karşılaştır): Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  22 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  23 (Mealleri Karşılaştır): (23-24) Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
    كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
  • Kamer  24 (Mealleri Karşılaştır): (23-24) Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
    فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
  • Kamer  25 (Mealleri Karşılaştır): “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
    أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
  • Kamer  26 (Mealleri Karşılaştır): Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
    سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
  • Kamer  27 (Mealleri Karşılaştır): (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”
    إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
  • Kamer  28 (Mealleri Karşılaştır): “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
    وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
  • Kamer  29 (Mealleri Karşılaştır): Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
    فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
  • Kamer  30 (Mealleri Karşılaştır): Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  31 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
    إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
  • Kamer  32 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  33 (Mealleri Karşılaştır): Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.
    كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
  • Kamer  34 (Mealleri Karşılaştır): (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
    إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ
  • Kamer  35 (Mealleri Karşılaştır): (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
    نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
  • Kamer  36 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
    وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
  • Kamer  37 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
    وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  38 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
    وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
  • Kamer  39 (Mealleri Karşılaştır): “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
    فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Kamer  40 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  41 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
    وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
  • Kamer  42 (Mealleri Karşılaştır): Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
    كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
  • Kamer  43 (Mealleri Karşılaştır): (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
    أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ
  • Kamer  44 (Mealleri Karşılaştır): Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
    أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
  • Kamer  45 (Mealleri Karşılaştır): O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
    سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
  • Kamer  46 (Mealleri Karşılaştır): Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
    بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
  • Kamer  47 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
    إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
  • Kamer  48 (Mealleri Karşılaştır): Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.
    يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
  • Kamer  49 (Mealleri Karşılaştır): Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
    إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ
  • Kamer  50 (Mealleri Karşılaştır): Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
    وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
  • Kamer  51 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?
    وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Kamer  52 (Mealleri Karşılaştır): İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
    وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ
  • Kamer  53 (Mealleri Karşılaştır): Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
    وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ
  • Kamer  54 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.
    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ
  • Kamer  55 (Mealleri Karşılaştır): Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
    فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel