• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Rahmân  suresi ❭
  • Rahmân Suresi, Rahmân suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Rahmân  1 (Mealleri Karşılaştır): (1-2) Rahmân, Kur’an’ı öğretti.
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ
  • Rahmân  2 (Mealleri Karşılaştır): (1-2) Rahmân, Kur’an’ı öğretti.
    عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
  • Rahmân  3 (Mealleri Karşılaştır): İnsanı yarattı.
    خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ
  • Rahmân  4 (Mealleri Karşılaştır): Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
    عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
  • Rahmân  5 (Mealleri Karşılaştır): Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
    ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
  • Rahmân  6 (Mealleri Karşılaştır): Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler.
    وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
  • Rahmân  7 (Mealleri Karşılaştır): Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
    وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
  • Rahmân  8 (Mealleri Karşılaştır): Ölçüde haddi aşmayın.
    أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
  • Rahmân  9 (Mealleri Karşılaştır): Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
    وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
  • Rahmân  10 (Mealleri Karşılaştır): Allah, yeri yaratıklar için var etti.
    وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
  • Rahmân  11 (Mealleri Karşılaştır): Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
    فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
  • Rahmân  12 (Mealleri Karşılaştır): Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
    وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
  • Rahmân  13 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  14 (Mealleri Karşılaştır): Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.
    خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
  • Rahmân  15 (Mealleri Karşılaştır): “Cin”i de yalın bir ateşten yarattı.
    وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
  • Rahmân  16 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  17 (Mealleri Karşılaştır): O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
    رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
  • Rahmân  18 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  19 (Mealleri Karşılaştır): (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
    مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
  • Rahmân  20 (Mealleri Karşılaştır): (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
    بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
  • Rahmân  21 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  22 (Mealleri Karşılaştır): O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
    يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
  • Rahmân  23 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  24 (Mealleri Karşılaştır): Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur.
    وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
  • Rahmân  25 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  26 (Mealleri Karşılaştır): Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
    كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
  • Rahmân  27 (Mealleri Karşılaştır): Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.
    وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
  • Rahmân  28 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  29 (Mealleri Karşılaştır): Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.
    يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ
  • Rahmân  30 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  31 (Mealleri Karşılaştır): Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!
    سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
  • Rahmân  32 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  33 (Mealleri Karşılaştır): Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.
    يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍ
  • Rahmân  34 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  35 (Mealleri Karşılaştır): Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.
    يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ
  • Rahmân  36 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  37 (Mealleri Karşılaştır): Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?)
    فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ
  • Rahmân  38 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  39 (Mealleri Karşılaştır): İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.
    فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ
  • Rahmân  40 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  41 (Mealleri Karşılaştır): Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
    يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
  • Rahmân  42 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  43 (Mealleri Karşılaştır): İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.
    هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
  • Rahmân  44 (Mealleri Karşılaştır): Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.
    يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ
  • Rahmân  45 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  46 (Mealleri Karşılaştır): Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
    وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
  • Rahmân  47 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  48 (Mealleri Karşılaştır): İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.
    ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ
  • Rahmân  49 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  50 (Mealleri Karşılaştır): İçlerinde akan iki pınar vardır.
    فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
  • Rahmân  51 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  52 (Mealleri Karşılaştır): İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
    فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍ زَوْجَانِ
  • Rahmân  53 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  54 (Mealleri Karşılaştır): Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.
    مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
  • Rahmân  55 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  56 (Mealleri Karşılaştır): Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
    فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
  • Rahmân  57 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  58 (Mealleri Karşılaştır): Onlar sanki yakut ve mercandır.
    كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
  • Rahmân  59 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  60 (Mealleri Karşılaştır): İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
    هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ
  • Rahmân  61 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  62 (Mealleri Karşılaştır): Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
    وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
  • Rahmân  63 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  64 (Mealleri Karşılaştır): O iki cennet koyu yeşil renktedir.
    مُدْهَآمَّتَانِ
  • Rahmân  65 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  66 (Mealleri Karşılaştır): İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.
    فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
  • Rahmân  67 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  68 (Mealleri Karşılaştır): İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.
    فِيهِمَا فَٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
  • Rahmân  69 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  70 (Mealleri Karşılaştır): Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.
    فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ
  • Rahmân  71 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  72 (Mealleri Karşılaştır): Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.
    حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ
  • Rahmân  73 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  74 (Mealleri Karşılaştır): Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
    لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
  • Rahmân  75 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  76 (Mealleri Karşılaştır): Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
    مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ
  • Rahmân  77 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
  • Rahmân  78 (Mealleri Karşılaştır): Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.
    تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel