• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Hicr  suresi ❭
  • Hicr Suresi, Hicr suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Hicr  1 (Mealleri Karşılaştır): Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir.
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ
  • Hicr  2 (Mealleri Karşılaştır): İnkâr edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir.
    رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
  • Hicr  3 (Mealleri Karşılaştır): Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
    ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
  • Hicr  4 (Mealleri Karşılaştır): Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
    وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ
  • Hicr  5 (Mealleri Karşılaştır): Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
    مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ
  • Hicr  6 (Mealleri Karşılaştır): Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!”
    وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ
  • Hicr  7 (Mealleri Karşılaştır): “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”
    لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
  • Hicr  8 (Mealleri Karşılaştır): Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
    مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًا مُّنظَرِينَ
  • Hicr  9 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
    إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
  • Hicr  10 (Mealleri Karşılaştır): Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.
    وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ
  • Hicr  11 (Mealleri Karşılaştır): Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
    وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
  • Hicr  12 (Mealleri Karşılaştır): Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
    كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ
  • Hicr  13 (Mealleri Karşılaştır): Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar.
    لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ
  • Hicr  14 (Mealleri Karşılaştır): (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi.
    وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ
  • Hicr  15 (Mealleri Karşılaştır): (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi.
    لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ
  • Hicr  16 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
    وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
  • Hicr  17 (Mealleri Karşılaştır): Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
    وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ
  • Hicr  18 (Mealleri Karşılaştır): Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
    إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ
  • Hicr  19 (Mealleri Karşılaştır): Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
    وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ
  • Hicr  20 (Mealleri Karşılaştır): Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
    وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
  • Hicr  21 (Mealleri Karşılaştır): Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
    وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ
  • Hicr  22 (Mealleri Karşılaştır): Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
    وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
  • Hicr  23 (Mealleri Karşılaştır): Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
    وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ
  • Hicr  24 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
    وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
  • Hicr  25 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
    وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
  • Hicr  26 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
    وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
  • Hicr  27 (Mealleri Karşılaştır): Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
    وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
  • Hicr  28 (Mealleri Karşılaştır): (28-29) Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.
    وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
  • Hicr  29 (Mealleri Karşılaştır): (28-29) Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.
    فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
  • Hicr  30 (Mealleri Karşılaştır): Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.
    فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
  • Hicr  31 (Mealleri Karşılaştır): Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.
    إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
  • Hicr  32 (Mealleri Karşılaştır): Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.
    قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
  • Hicr  33 (Mealleri Karşılaştır): İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”
    قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
  • Hicr  34 (Mealleri Karşılaştır): (34-35) Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
    قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
  • Hicr  35 (Mealleri Karşılaştır): (34-35) Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
    وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ
  • Hicr  36 (Mealleri Karşılaştır): İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
    قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
  • Hicr  37 (Mealleri Karşılaştır): (37-38) Allah da, "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
    قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
  • Hicr  38 (Mealleri Karşılaştır): (37-38) Allah da, "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
    إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
  • Hicr  39 (Mealleri Karşılaştır): (39-40) İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
    قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
  • Hicr  40 (Mealleri Karşılaştır): (39-40) İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
    إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ
  • Hicr  41 (Mealleri Karşılaştır): (41-42) Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi.
    قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ
  • Hicr  42 (Mealleri Karşılaştır): (41-42) Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi.
    إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
  • Hicr  43 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.
    وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
  • Hicr  44 (Mealleri Karşılaştır): Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
    لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
  • Hicr  45 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
  • Hicr  46 (Mealleri Karşılaştır): Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.
    ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
  • Hicr  47 (Mealleri Karşılaştır): Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
    وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
  • Hicr  48 (Mealleri Karşılaştır): Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
    لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
  • Hicr  49 (Mealleri Karşılaştır): (49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
    ۞ نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
  • Hicr  50 (Mealleri Karşılaştır): (49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
    وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ
  • Hicr  51 (Mealleri Karşılaştır): Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver.
    وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ
  • Hicr  52 (Mealleri Karşılaştır): Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti.
    إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
  • Hicr  53 (Mealleri Karşılaştır): Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler.
    قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ
  • Hicr  54 (Mealleri Karşılaştır): İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.
    قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
  • Hicr  55 (Mealleri Karşılaştır): “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.
    قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ
  • Hicr  56 (Mealleri Karşılaştır): Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?”
    قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ
  • Hicr  57 (Mealleri Karşılaştır): İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi.
    قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
  • Hicr  58 (Mealleri Karşılaştır): Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
    قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
  • Hicr  59 (Mealleri Karşılaştır): (59-60) Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
    إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
  • Hicr  60 (Mealleri Karşılaştır): (59-60) Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
    إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ ۙ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
  • Hicr  61 (Mealleri Karşılaştır): (61-62) Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.
    فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ
  • Hicr  62 (Mealleri Karşılaştır): (61-62) Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.
    قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
  • Hicr  63 (Mealleri Karşılaştır): Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
    قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ
  • Hicr  64 (Mealleri Karşılaştır): “Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
    وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
  • Hicr  65 (Mealleri Karşılaştır): “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”
    فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
  • Hicr  66 (Mealleri Karşılaştır): Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.”
    وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
  • Hicr  67 (Mealleri Karşılaştır): Şehir halkı sevinerek geldiler.
    وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
  • Hicr  68 (Mealleri Karşılaştır): Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
    قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ
  • Hicr  69 (Mealleri Karşılaştır): “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.
    وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
  • Hicr  70 (Mealleri Karşılaştır): Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler.
    قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
  • Hicr  71 (Mealleri Karşılaştır): Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.
    قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
  • Hicr  72 (Mealleri Karşılaştır): (Melekler, Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.
    لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
  • Hicr  73 (Mealleri Karşılaştır): Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
    فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
  • Hicr  74 (Mealleri Karşılaştır): Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
    فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
  • Hicr  75 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
  • Hicr  76 (Mealleri Karşılaştır): O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
    وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
  • Hicr  77 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
  • Hicr  78 (Mealleri Karşılaştır): “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.
    وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
  • Hicr  79 (Mealleri Karşılaştır): Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
    فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
  • Hicr  80 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
    وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ
  • Hicr  81 (Mealleri Karşılaştır): Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.
    وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
  • Hicr  82 (Mealleri Karşılaştır): Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
    وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
  • Hicr  83 (Mealleri Karşılaştır): Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
    فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
  • Hicr  84 (Mealleri Karşılaştır): Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
    فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
  • Hicr  85 (Mealleri Karşılaştır): Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
    وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
  • Hicr  86 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
  • Hicr  87 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve büyük Kur’an’ı verdik.
    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ
  • Hicr  88 (Mealleri Karşılaştır): Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir.
    لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
  • Hicr  89 (Mealleri Karşılaştır): De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.”
    وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ
  • Hicr  90 (Mealleri Karşılaştır): Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.
    كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ
  • Hicr  91 (Mealleri Karşılaştır): Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir.
    ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ
  • Hicr  92 (Mealleri Karşılaştır): (92-93) Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
    فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
  • Hicr  93 (Mealleri Karşılaştır): (92-93) Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
    عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
  • Hicr  94 (Mealleri Karşılaştır): Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.
    فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ
  • Hicr  95 (Mealleri Karşılaştır): (95-96) Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
    إِنَّا كَفَيْنَٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ
  • Hicr  96 (Mealleri Karşılaştır): (95-96) Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
    ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
  • Hicr  97 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.
    وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
  • Hicr  98 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde, Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.
    فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
  • Hicr  99 (Mealleri Karşılaştır): Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
    وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel