• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Nebe  suresi ❭
  • Nebe Suresi, Nebe suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Nebe  1 (Mealleri Karşılaştır): Birbirlerine neyi soruyorlar?
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
  • Nebe  2 (Mealleri Karşılaştır): (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
    عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
  • Nebe  3 (Mealleri Karşılaştır): (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
    ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
  • Nebe  4 (Mealleri Karşılaştır): Hayır, ileride bilecekler.
    كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
  • Nebe  5 (Mealleri Karşılaştır): Yine hayır; ileride bilecekler.
    ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
  • Nebe  6 (Mealleri Karşılaştır): (6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
    أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا
  • Nebe  7 (Mealleri Karşılaştır): (6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
    وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
  • Nebe  8 (Mealleri Karşılaştır): Sizleri (erkekli dişili) eşler hâlinde yarattık.
    وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا
  • Nebe  9 (Mealleri Karşılaştır): Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.
    وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
  • Nebe  10 (Mealleri Karşılaştır): Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.
    وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
  • Nebe  11 (Mealleri Karşılaştır): Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
    وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
  • Nebe  12 (Mealleri Karşılaştır): Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
    وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
  • Nebe  13 (Mealleri Karşılaştır): Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
    وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
  • Nebe  14 (Mealleri Karşılaştır): (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
    وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
  • Nebe  15 (Mealleri Karşılaştır): (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
    لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
  • Nebe  16 (Mealleri Karşılaştır): (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
    وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
  • Nebe  17 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.
    إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا
  • Nebe  18 (Mealleri Karşılaştır): Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.
    يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
  • Nebe  19 (Mealleri Karşılaştır): Gök açılır ve kapı kapı olur.
    وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
  • Nebe  20 (Mealleri Karşılaştır): Dağlar yürütülür, serap hâline gelir.
    وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
  • Nebe  21 (Mealleri Karşılaştır): (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
    إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
  • Nebe  22 (Mealleri Karşılaştır): (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
    لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا
  • Nebe  23 (Mealleri Karşılaştır): (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
    لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
  • Nebe  24 (Mealleri Karşılaştır): Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!
    لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
  • Nebe  25 (Mealleri Karşılaştır): (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.
    إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
  • Nebe  26 (Mealleri Karşılaştır): (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.
    جَزَآءً وِفَاقًا
  • Nebe  27 (Mealleri Karşılaştır): Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.
    إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
  • Nebe  28 (Mealleri Karşılaştır): Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
    وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا
  • Nebe  29 (Mealleri Karşılaştır): Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik.
    وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا
  • Nebe  30 (Mealleri Karşılaştır): Kâfirlere şöyle denilir: “Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız.”
    فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
  • Nebe  31 (Mealleri Karşılaştır): (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
    إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
  • Nebe  32 (Mealleri Karşılaştır): (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
    حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا
  • Nebe  33 (Mealleri Karşılaştır): (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
    وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
  • Nebe  34 (Mealleri Karşılaştır): (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
    وَكَأْسًا دِهَاقًا
  • Nebe  35 (Mealleri Karşılaştır): Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
    لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
  • Nebe  36 (Mealleri Karşılaştır): (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân’dan bir mükâfat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah’a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
    جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
  • Nebe  37 (Mealleri Karşılaştır): (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân’dan bir mükâfat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah’a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
    رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
  • Nebe  38 (Mealleri Karşılaştır): (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân’dan bir mükâfat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah’a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
    يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
  • Nebe  39 (Mealleri Karşılaştır): İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
    ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
  • Nebe  40 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
    إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat