• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Necm  suresi ❭
  • Necm Suresi, Necm suresinin anlamı, yazılışı, Türkçe okunuşu ve sesli dinle


  • Necm  1 (Mealleri Karşılaştır): (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
  • Necm  2 (Mealleri Karşılaştır): (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
    مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
  • Necm  3 (Mealleri Karşılaştır): O, nefis arzusu ile konuşmaz.
    وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
  • Necm  4 (Mealleri Karşılaştır): (Size okuduğu) Kur´an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
    إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ
  • Necm  5 (Mealleri Karşılaştır): (5-7) (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
    عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
  • Necm  6 (Mealleri Karşılaştır): (5-7) (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
    ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ
  • Necm  7 (Mealleri Karşılaştır): (5-7) (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
    وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
  • Necm  8 (Mealleri Karşılaştır): Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
    ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
  • Necm  9 (Mealleri Karşılaştır): (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
    فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
  • Necm  10 (Mealleri Karşılaştır): Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
    فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
  • Necm  11 (Mealleri Karşılaştır): Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
    مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
  • Necm  12 (Mealleri Karşılaştır): (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
    أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
  • Necm  13 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
    وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
  • Necm  14 (Mealleri Karşılaştır): Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.
    عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
  • Necm  15 (Mealleri Karşılaştır): Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
    عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
  • Necm  16 (Mealleri Karşılaştır): O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.
    إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
  • Necm  17 (Mealleri Karşılaştır): Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
    مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
  • Necm  18 (Mealleri Karşılaştır): Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.
    لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
  • Necm  19 (Mealleri Karşılaştır): (19-20) Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?
    أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
  • Necm  20 (Mealleri Karşılaştır): (19-20) Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?
    وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
  • Necm  21 (Mealleri Karşılaştır): Erkek size de, dişi O’na mı?
    أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
  • Necm  22 (Mealleri Karşılaştır): Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
    تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
  • Necm  23 (Mealleri Karşılaştır): Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
    إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
  • Necm  24 (Mealleri Karşılaştır): Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?
    أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
  • Necm  25 (Mealleri Karşılaştır): Oysa, Ahiret de dünya da Allah’ındır.
    فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
  • Necm  26 (Mealleri Karşılaştır): Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
    ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
  • Necm  27 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
    إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
  • Necm  28 (Mealleri Karşılaştır): Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
    وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
  • Necm  29 (Mealleri Karşılaştır): Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.
    فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
  • Necm  30 (Mealleri Karşılaştır): İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
    ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
  • Necm  31 (Mealleri Karşılaştır): Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
    وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
  • Necm  32 (Mealleri Karşılaştır): Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
    ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
  • Necm  33 (Mealleri Karşılaştır): (33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
    أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
  • Necm  34 (Mealleri Karşılaştır): (33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
    وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
  • Necm  35 (Mealleri Karşılaştır): Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
    أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
  • Necm  36 (Mealleri Karşılaştır): (36-37) Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
    أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
  • Necm  37 (Mealleri Karşılaştır): (36-37) Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
    وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
  • Necm  38 (Mealleri Karşılaştır): Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
    أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
  • Necm  39 (Mealleri Karşılaştır): İnsan için ancak çalıştığı vardır.
    وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
  • Necm  40 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
    وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
  • Necm  41 (Mealleri Karşılaştır): Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.
    ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
  • Necm  42 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz en son varış Rabbinedir.
    وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ
  • Necm  43 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
  • Necm  44 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.
    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
  • Necm  45 (Mealleri Karşılaştır): (45-46) Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.
    وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ
  • Necm  46 (Mealleri Karşılaştır): (45-46) Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.
    مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
  • Necm  47 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.
    وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ
  • Necm  48 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
  • Necm  49 (Mealleri Karşılaştır): Şüphesiz O, Şi’râ’nın Rabbidir.
    وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ
  • Necm  50 (Mealleri Karşılaştır): (50-51) Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı.
    وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ
  • Necm  51 (Mealleri Karşılaştır): (50-51) Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı.
    وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ
  • Necm  52 (Mealleri Karşılaştır): Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.
    وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ
  • Necm  53 (Mealleri Karşılaştır): (53-54) O, “Mu’tefike”yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.
    وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ
  • Necm  54 (Mealleri Karşılaştır): (53-54) O, “Mu’tefike”yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.
    فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
  • Necm  55 (Mealleri Karşılaştır): O hâlde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).
    فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
  • Necm  56 (Mealleri Karşılaştır): Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
    هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ
  • Necm  57 (Mealleri Karşılaştır): Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.
    أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ
  • Necm  58 (Mealleri Karşılaştır): Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur.
    لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
  • Necm  59 (Mealleri Karşılaştır): (59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
    أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
  • Necm  60 (Mealleri Karşılaştır): (59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
    وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
  • Necm  61 (Mealleri Karşılaştır): (59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
    وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ
  • Necm  62 (Mealleri Karşılaştır): Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.
    فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel