❬ Yâsîn Suresi
Sâd Suresi ❭

Sâffât Suresi: Anlamı, Yazılışı, Türkçe Okunuşu ve Sesli Dinle

Web Taraycınız bu özelliği desteklemiyor
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

37-Sâffât  Suresi 1. Ayet

  • Ves sâffati saffâ(saffen).
  • وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ
  • (1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.

37-Sâffât  Suresi 2. Ayet

  • Fez zâcirâti zecrâ(zecran).
  • فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ
  • (1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.

37-Sâffât  Suresi 3. Ayet

  • Fet tâliyâti zikrâ(zikran).
  • فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ
  • (1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.

37-Sâffât  Suresi 4. Ayet

  • İnne ilâhekum le vâhıd(vâhıdun).
  • اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ
  • (1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.

37-Sâffât  Suresi 5. Ayet

  • Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârık(meşârıkı).
  • رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ
  • O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.

37-Sâffât  Suresi 6. Ayet

  • İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bi zîynetinil kevâkib(kevâkibi).
  • اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ
  • Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

37-Sâffât  Suresi 7. Ayet

  • Ve hıfzan min kulli şeytânin mârid(mâridin).
  • وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ
  • Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

37-Sâffât  Suresi 8. Ayet

  • Lâ yessemmeûne ilel meleil a’lâ ve yukzefûne minkulli cânib(cânibin).
  • لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ
  • (8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

37-Sâffât  Suresi 9. Ayet

  • Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
  • دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ
  • (8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

37-Sâffât  Suresi 10. Ayet

  • İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkib(sâkibun).
  • اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
  • Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).

37-Sâffât  Suresi 11. Ayet

  • Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halaknâ, innâ halaknâhum min tînin lâzib(lâzibin).
  • فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ
  • (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

37-Sâffât  Suresi 12. Ayet

  • Bel acibte ve yesharûn(yesharûne).
  • بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ
  • Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.

37-Sâffât  Suresi 13. Ayet

  • Ve izâ zukkirû lâ yezkurûn(yezkurûne).
  • وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ
  • Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.

37-Sâffât  Suresi 14. Ayet

  • Ve izâ raev âyeten yesteshırûn(yesteshırûne).
  • وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ
  • Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.

37-Sâffât  Suresi 15. Ayet

  • Ve kâlû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
  • وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ
  • (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.”

37-Sâffât  Suresi 16. Ayet

  • E izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).
  • ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
  • “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?”

37-Sâffât  Suresi 17. Ayet

  • E ve âbâunel evvelûn(evvelûne).
  • اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ
  • “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”

37-Sâffât  Suresi 18. Ayet

  • Kul neam ve entum dâhırûn(dâhırûne).
  • قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ
  • De ki: “Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

37-Sâffât  Suresi 19. Ayet

  • Fe innemâ hiye zecretun vâhıdetun fe izâ hum yenzurûn(yenzurûne).
  • فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ
  • O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.

37-Sâffât  Suresi 20. Ayet

  • Ve kâlû yâ veylenâ hâzâ yevmud dîn(dîni).
  • وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ
  • Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.”

37-Sâffât  Suresi 21. Ayet

  • Hâzâ yevmul faslillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
  • هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟
  • Onlara, “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.

37-Sâffât  Suresi 22. Ayet

  • Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne).
  • اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ
  • (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.”

37-Sâffât  Suresi 23. Ayet

  • Min dûnillâhi fehdûhum ilâ sırâtıl cahîm(cahîmi).
  • مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ
  • (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.”

37-Sâffât  Suresi 24. Ayet

  • Vakıfûhum innehum mes’ûlûn(mes’ûlûne).
  • وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ
  • (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.”

37-Sâffât  Suresi 25. Ayet

  • Mâ lekum lâ tenâsarûn(tenâsarûne).
  • مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ
  • Onlara, “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir.

37-Sâffât  Suresi 26. Ayet

  • Bel humul yevme musteslimûn(musteslimûne).
  • بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ
  • Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

37-Sâffât  Suresi 27. Ayet

  • Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
  • وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ
  • Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

37-Sâffât  Suresi 28. Ayet

  • Kâlû innekum kuntum te’tûnenâ anil yemîn(yemîni).
  • قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ
  • Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”

37-Sâffât  Suresi 29. Ayet

  • Kâlû bel lem tekûnû mû’minîn(mû’minîne).
  • قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ
  • Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.”

37-Sâffât  Suresi 30. Ayet

  • Ve mâ kâne lenâ aleykum min sultân(sultânin), bel kuntum kavmen tâgîn(tâgîne).
  • وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغ۪ينَ
  • “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.”

37-Sâffât  Suresi 31. Ayet

  • Fe hakka aleynâ kavlu rabbinâ innâ le zâıkûn(zâıkûne).
  • فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ
  • “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.”

37-Sâffât  Suresi 32. Ayet

  • Fe agveynâkum innâ kunnâ gâvîn(gâvîne).
  • فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ
  • “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.”

37-Sâffât  Suresi 33. Ayet

  • Fe innehum yevme izin fîl azâbi muşterikûn(muşterikûne).
  • فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
  • Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

37-Sâffât  Suresi 34. Ayet

  • İnnâ kezâlike nef’alu bil mucrimîn(mucrimîne).
  • اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ
  • İşte biz suçlulara böyle yaparız.

37-Sâffât  Suresi 35. Ayet

  • İnnehum kânû izâ kîle lehum lâ ilâhe illallâhu yestekbirûn(yestekbirûne).
  • اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ
  • Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

37-Sâffât  Suresi 36. Ayet

  • Ve yekûlûne e innâ le târikû âlihetinâ li şâirin mecnûn(mecnûnin).
  • وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ
  • “Biz, deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı.

37-Sâffât  Suresi 37. Ayet

  • Bel câe bil hakkı ve saddakal murselîn(murselîne).
  • بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ
  • Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

37-Sâffât  Suresi 38. Ayet

  • İnnekum le zâikûl azâbil elîm(elîmi).
  • اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ
  • Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.

37-Sâffât  Suresi 39. Ayet

  • Ve mâ tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
  • وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ
  • Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

37-Sâffât  Suresi 40. Ayet

  • İllâ ibâdallâhil muhlesîn(muhlesîne).
  • اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ
  • Ancak Allah’ın halis kulları başka.

37-Sâffât  Suresi 41. Ayet

  • Ulâike lehum rizkun ma’lûm(ma’lûmun).
  • اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ
  • (41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

37-Sâffât  Suresi 42. Ayet

  • Fevâkih(fevâkihu), ve hum mukremûn(mukremûne).
  • فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ
  • (41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

37-Sâffât  Suresi 43. Ayet

  • Fî cennâtin naîm(naîmi).
  • ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ
  • Onlar Naîm cennetlerindedirler.

37-Sâffât  Suresi 44. Ayet

  • Alâ sururin mutekâbilîn(mutekâbilîne).
  • عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ
  • Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

37-Sâffât  Suresi 45. Ayet

  • Yutâfu aleyhim bi ke’sin min maîn(maînin).
  • يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ
  • (45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

37-Sâffât  Suresi 46. Ayet

  • Beydâe lezzetin liş şâribîn(şâribîne).
  • بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ
  • (45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

37-Sâffât  Suresi 47. Ayet

  • Lâ fîhâ gavlun ve lâ hum anhâ yunzefûn(yunzefûne).
  • لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ
  • Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

37-Sâffât  Suresi 48. Ayet

  • Ve indehum kâsırâtut tarfı în(înun).
  • وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ
  • Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

37-Sâffât  Suresi 49. Ayet

  • Ke enne hunne beydun meknûn(meknûnun).
  • كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ
  • Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.

37-Sâffât  Suresi 50. Ayet

  • Fe akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
  • فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ
  • Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

37-Sâffât  Suresi 51. Ayet

  • Kâle kâilun minhum innî kâne lî karîn(karînun).
  • قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ
  • İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

37-Sâffât  Suresi 52. Ayet

  • Yekûlu e inneke le minel musaddikîn(musaddikîne).
  • يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ
  • “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.

37-Sâffât  Suresi 53. Ayet

  • E izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le medînûn(medînûne).
  • ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ
  • “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”

37-Sâffât  Suresi 54. Ayet

  • Kâle hel entum muttaliûn(muttaliûne).
  • قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ
  • Konuşan o kimse, yanındakilere, “Bakar mısınız, hâli ne oldu?” der.

37-Sâffât  Suresi 55. Ayet

  • Fettalea fe reâhu fî sevâil cahîm(cahîmi).
  • فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ
  • Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

37-Sâffât  Suresi 56. Ayet

  • Kâle tallâhi in kidte le turdîn(turdîne).
  • قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ
  • Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.”

37-Sâffât  Suresi 57. Ayet

  • Ve lev lâ ni’metu rabbî le kuntu minel muhdarîn(muhdarîne).
  • وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ
  • “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”

37-Sâffât  Suresi 58. Ayet

  • E fe mâ nahnu bi meyyitîn(meyyitîne).
  • اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ
  • (58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”

37-Sâffât  Suresi 59. Ayet

  • İllâ mevtetenel ûlâ ve mâ nahnu bi muazzebîn(muazzebîne).
  • اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ
  • (58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”

37-Sâffât  Suresi 60. Ayet

  • İnne hâzâ le huvel fevzul azîm(azîmu).
  • اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ
  • Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

37-Sâffât  Suresi 61. Ayet

  • Li misli hâzâ fel ya’melil âmilûn(âmilûne).
  • لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ
  • Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

37-Sâffât  Suresi 62. Ayet

  • E zâlike hayrun nuzulen em şeceretuz zakkûm(zakkûmi).
  • اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ
  • Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

37-Sâffât  Suresi 63. Ayet

  • İnnâ cealnâhâ fitneten liz zâlimîn(zâlimîne).
  • اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ
  • Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

37-Sâffât  Suresi 64. Ayet

  • İnnehâ şeceretun tahrucu fî aslil cahîm(cahîmi).
  • اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ
  • O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

37-Sâffât  Suresi 65. Ayet

  • Tal’uhâ ke ennehu ruûsuş şeyâtîn(şeyâtîni).
  • طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ
  • Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

37-Sâffât  Suresi 66. Ayet

  • Fe innehum le âkilûne minhâ fe mâliûne min hel butûn(butûni).
  • فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ
  • Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

37-Sâffât  Suresi 67. Ayet

  • Summe inne lehum aleyhâ le şevben min hamîm(hamîmin).
  • ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَم۪يمٍۚ
  • Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

37-Sâffât  Suresi 68. Ayet

  • Summe inne merciahum le ilel cahîm(cahîmi).
  • ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ
  • Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

37-Sâffât  Suresi 69. Ayet

  • İnnehum elfev âbâehum dâllîne.
  • اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ
  • Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

37-Sâffât  Suresi 70. Ayet

  • Fe hum alâ âsârihim yuhreûn(yuhreûne).
  • فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
  • Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

37-Sâffât  Suresi 71. Ayet

  • Ve lekad dalle kablehum ekserul evvelîn(evvelîne).
  • وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ
  • Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

37-Sâffât  Suresi 72. Ayet

  • Ve lekad erselnâ fî him munzirîn(munzirîne).
  • وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ
  • Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

37-Sâffât  Suresi 73. Ayet

  • Fanzur keyfe kâne âkibetul munzerîn(munzerîne).
  • فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ
  • Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

37-Sâffât  Suresi 74. Ayet

  • İllâ ibâdallâhil muhlasîn(muhlasîne).
  • اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟
  • Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.

37-Sâffât  Suresi 75. Ayet

  • Ve lekad nâdânâ nûhun fe le ni’mel mucîbûn(mucîbûne).
  • وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ
  • Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!

37-Sâffât  Suresi 76. Ayet

  • Ve necceynâhu ve ehlehu minel kerbil azîm(azîmi).
  • وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ
  • Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

37-Sâffât  Suresi 77. Ayet

  • Ve cealnâ zurriyyetehu humul bâkîn(bâkîne).
  • وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ
  • Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.

37-Sâffât  Suresi 78. Ayet

  • Ve tereknâ aleyhi fîl âhirîn(âhirîne).
  • وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ
  • Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

37-Sâffât  Suresi 79. Ayet

  • Selâmun alâ nûhın fîl âlemîn(âlemîne).
  • سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ
  • Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun!

37-Sâffât  Suresi 80. Ayet

  • İnnâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
  • اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
  • İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

37-Sâffât  Suresi 81. Ayet

  • İnnehu min ibâdinel mû’minîn(mû’minîne).
  • اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ
  • Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı.

37-Sâffât  Suresi 82. Ayet

  • Summe agraknel âharîn(âharîne).
  • ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ
  • Sonra biz, diğerlerini suda boğduk.

37-Sâffât  Suresi 83. Ayet

  • Ve inne min şîatihî le ibrâhîm(ibrâhîme).
  • وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ
  • Şüphesiz İbrahim de O’nun taraftarlarından idi.

37-Sâffât  Suresi 84. Ayet

  • İz câe rabbehu bi kalbin selîm(selîmin).
  • اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ
  • Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.

37-Sâffât  Suresi 85. Ayet

  • İz kâle li ebîhi ve kavmihî mâzâ ta’budûn(ta’budûne).
  • اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ
  • Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 86. Ayet

  • E ifken âliheten dûnallâhi turîdûn(turîdûne).
  • اَئِفْكًا اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ
  • “Allah’ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 87. Ayet

  • Fe mâ zannukum bi rabbil âlemîn(âlemîne).
  • فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
  • “O hâlde, âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?”

37-Sâffât  Suresi 88. Ayet

  • Fe nazara nazraten fîn nucûm(nucûmi).
  • فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ
  • (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi.

37-Sâffât  Suresi 89. Ayet

  • Fe kâle innî sakîm(sakîmun).
  • فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ
  • (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi.

37-Sâffât  Suresi 90. Ayet

  • Fe tevellev anhu mudbirîn(mudbirîne).
  • فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ
  • Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.

37-Sâffât  Suresi 91. Ayet

  • Ferâga ilâ âlihetihim fe kâle e lâ te’kulûn(te’kulûne).
  • فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ
  • İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?”

37-Sâffât  Suresi 92. Ayet

  • Mâ lekum lâ tentıkûn(tentıkûne).
  • مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ
  • “Ne diye konuşmuyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 93. Ayet

  • Ferâga aleyhim darben bil yemîn(yemîni).
  • فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَم۪ينِ
  • Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.

37-Sâffât  Suresi 94. Ayet

  • Fe akbelû ileyhi yeziffûn(yeziffûne).
  • فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ
  • Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.

37-Sâffât  Suresi 95. Ayet

  • Kâle e ta’budûne mâ tenhıtûn(tenhıtûne).
  • قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ
  • İbrahim, şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 96. Ayet

  • Vallâhu halakakum ve mâ ta’melûn(ta’melûne).
  • وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
  • “Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.”

37-Sâffât  Suresi 97. Ayet

  • Kâlûbnû lehu bunyânen fe elkûhu fîl cahîm(cahîmi).
  • قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ
  • Kavmi, “Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi.

37-Sâffât  Suresi 98. Ayet

  • Fe erâdû bihî keyden fe cealnâ humul esfelîn(esfelîne).
  • فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ
  • Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.

37-Sâffât  Suresi 99. Ayet

  • Ve kâle innî zâhibun ilâ rabbî seyehdîn(seyehdîni).
  • وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ
  • İbrahim, şöyle dedi: “Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir.”

37-Sâffât  Suresi 100. Ayet

  • Rabbi heb lî mines sâlihîn(sâlihîne).
  • رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ
  • “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”

37-Sâffât  Suresi 101. Ayet

  • Fe beşşernâhu bi gulâmin halîm(halîmin).
  • فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ
  • Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.

37-Sâffât  Suresi 102. Ayet

  • Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne).
  • فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ
  • Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.

37-Sâffât  Suresi 103. Ayet

  • Fe lemmâ eslemâ ve tellehu lil cebîn(cebîni).
  • فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ
  • (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”

37-Sâffât  Suresi 104. Ayet

  • Ve nâdeynâhu en yâ ibrâhîm(ibrâhîmu).
  • وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ
  • (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”

37-Sâffât  Suresi 105. Ayet

  • Kad saddakter ru’yâ, innâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
  • قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
  • “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”

37-Sâffât  Suresi 106. Ayet

  • İnne hâzâ le huvel belâul mubîn(mubînu).
  • اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُب۪ينُ
  • “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”

37-Sâffât  Suresi 107. Ayet

  • Ve fedeynâhu bi zibhın azîm(azîmin).
  • وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ
  • Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.

37-Sâffât  Suresi 108. Ayet

  • Ve tereknâ aleyhi fîl âhirîn(âhirîne).
  • وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ
  • Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

37-Sâffât  Suresi 109. Ayet

  • Selâmun alâ ibrâhîm(ibrâhîme).
  • سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ
  • İbrahim’e selâm olsun.

37-Sâffât  Suresi 110. Ayet

  • Kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
  • كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
  • İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

37-Sâffât  Suresi 111. Ayet

  • İnnehu min ibâdinel mû’minîn(mû’minîne).
  • اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ
  • Çünkü o mü’min kullarımızdandı.

37-Sâffât  Suresi 112. Ayet

  • Ve beşşernâhu bi ishâka nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).
  • وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ
  • Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

37-Sâffât  Suresi 113. Ayet

  • Ve bâreknâ aleyhi ve alâ ishâk(ishâka), ve min zurriyyetihimâ muhsinun ve zâlimun li nefsihi mubîn(mubînun).
  • وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟
  • Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

37-Sâffât  Suresi 114. Ayet

  • Ve lekad menennâ alâ mûsâ ve hârûn(hârûne).
  • وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ
  • Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.

37-Sâffât  Suresi 115. Ayet

  • Ve necceynâ humâ ve kavme humâ minel kerbil azîm(azîmi).
  • وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ
  • Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

37-Sâffât  Suresi 116. Ayet

  • Ve nasarnâhum fe kânû humul gâlibîn(gâlibîne).
  • وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ
  • Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

37-Sâffât  Suresi 117. Ayet

  • Ve âteynâ humel kitâbel mustebîn(mustebîne).
  • وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ
  • Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.

37-Sâffât  Suresi 118. Ayet

  • Ve hedeynâ humes sırâtal mustekîm(mustekîme).
  • وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ
  • Onları doğru yola ilettik.

37-Sâffât  Suresi 119. Ayet

  • Ve tereknâ aleyhimâ fîl âhirîn(âhirîne).
  • وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ
  • Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.

37-Sâffât  Suresi 120. Ayet

  • Selâmun alâ mûsâ ve hârûn(hârûne).
  • سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ
  • Mûsâ’ya ve Hârûn’a selâm olsun.

37-Sâffât  Suresi 121. Ayet

  • İnnâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
  • اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
  • Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

37-Sâffât  Suresi 122. Ayet

  • İnne humâ min ibâdinel mû’minîn(mû’minîne).
  • اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ
  • Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler.

37-Sâffât  Suresi 123. Ayet

  • Ve inne ilyâse le minel murselîn(murselîne).
  • وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ
  • Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi.

37-Sâffât  Suresi 124. Ayet

  • İz kâle li kavmihî e lâ tettekûn(tettekûne).
  • اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ
  • Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

37-Sâffât  Suresi 125. Ayet

  • Eted’ûne ba’len ve tezerûne ahsenel hâlikîn(hâlikîne).
  • اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ
  • (125-126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 126. Ayet

  • Allâhe rabbekum ve rabbe âbâikumul evvelîn(evvelîne).
  • اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ
  • (125-126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”

37-Sâffât  Suresi 127. Ayet

  • Fe kezzebûhu fe inne hum le muhdarûn(muhdarûne).
  • فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
  • Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.

37-Sâffât  Suresi 128. Ayet

  • İllâ ibâdallâhil muhlasîn(muhlasîne).
  • اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ
  • Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.

37-Sâffât  Suresi 129. Ayet

  • Ve tereknâ aleyhi fîl âhirîn(âhirîne).
  • وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ
  • Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.

37-Sâffât  Suresi 130. Ayet

  • Selâmun alâ ilyâsîn(ilyâsîne).
  • سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ
  • İlyas’a selâm olsun.

37-Sâffât  Suresi 131. Ayet

  • İnnâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
  • اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
  • Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

37-Sâffât  Suresi 132. Ayet

  • İnnehu min ibâdinel mû’minîn(mû’minîne).
  • اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ
  • Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.

37-Sâffât  Suresi 133. Ayet

  • Ve inne lûtan le minel murselîn(murselîne).
  • وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ
  • Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.

37-Sâffât  Suresi 134. Ayet

  • İz necceynâhu ve ehlehû ecmaîn(ecmaîne).
  • اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ
  • (134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

37-Sâffât  Suresi 135. Ayet

  • İllâ acûzen fîl gâbirîn(gâbirîne).
  • اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ
  • (134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

37-Sâffât  Suresi 136. Ayet

  • Summe demmernel âharîn(âharîne).
  • ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ
  • Sonra da diğerlerini yok ettik.

37-Sâffât  Suresi 137. Ayet

  • Ve innekum le temurrûne aleyhim musbihîn(musbihîne).
  • وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ
  • (137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

37-Sâffât  Suresi 138. Ayet

  • Ve bil leyl(leyli), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
  • وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
  • (137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

37-Sâffât  Suresi 139. Ayet

  • Ve inne yûnuse le minel murselîn(murselîne).
  • وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ
  • Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi.

37-Sâffât  Suresi 140. Ayet

  • İz ebeka ilel fulkil meşhûn(meşhûni).
  • اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ
  • Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.

37-Sâffât  Suresi 141. Ayet

  • Fe sâheme fe kâne minel mudhadîn(mudhadîne).
  • فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ
  • Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.

37-Sâffât  Suresi 142. Ayet

  • Feltekamehul hûtu ve huve mulîm(mulîmun).
  • فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ
  • Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

37-Sâffât  Suresi 143. Ayet

  • Fe lev lâ ennehu kâne minel musebbihîn(musebbihîne).
  • فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ
  • (143-144) Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

37-Sâffât  Suresi 144. Ayet

  • Le lebise fî batnihî ila yevmi yub’asûn(yub’asûne).
  • لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
  • (143-144) Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

37-Sâffât  Suresi 145. Ayet

  • Fe nebeznâhu bil arâi ve huve sakîm(sakîmun).
  • فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ
  • Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık.

37-Sâffât  Suresi 146. Ayet

  • Ve enbetnâ aleyhi şecereten min yaktîn(yaktînin).
  • وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ
  • Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

37-Sâffât  Suresi 147. Ayet

  • Ve erselnâhu ilâ mieti elfin ev yezîdûn(yezidûne).
  • وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ
  • Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

37-Sâffât  Suresi 148. Ayet

  • Fe âmenû fe metta’nâhum ilâ hîn(hînin).
  • فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ
  • Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

37-Sâffât  Suresi 149. Ayet

  • Festeftihim e li rabbikel benâtu ve lehumul benûn(benûne).
  • فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ
  • Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

37-Sâffât  Suresi 150. Ayet

  • Em halaknel melâikete inâsen ve hum şâhidûn(şâhidûne).
  • اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ
  • Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

37-Sâffât  Suresi 151. Ayet

  • E lâ innehum min ifkihim le yekûlûn(yekûlûne).
  • اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ
  • (151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

37-Sâffât  Suresi 152. Ayet

  • Veledallâhu ve innehum le kâzibûn(kâzibûne).
  • وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
  • (151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

37-Sâffât  Suresi 153. Ayet

  • Astafel benâti alel benîn(benîne).
  • اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ
  • Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?

37-Sâffât  Suresi 154. Ayet

  • Mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).
  • مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
  • Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz!

37-Sâffât  Suresi 155. Ayet

  • E fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
  • اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ
  • Hiç düşünmüyor musunuz?

37-Sâffât  Suresi 156. Ayet

  • Em lekum sultânun mubîn(mubînun).
  • اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ
  • Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?

37-Sâffât  Suresi 157. Ayet

  • Fe’tû bi kitâbikum in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
  • فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
  • Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!

37-Sâffât  Suresi 158. Ayet

  • Ve cealû beynehu ve beynel cinneti nesebâ(neseben), ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarûn(muhdarûne).
  • وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
  • Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

37-Sâffât  Suresi 159. Ayet

  • Subhânallâhi ammâ yasifûn(yasifûne).
  • سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ
  • Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

37-Sâffât  Suresi 160. Ayet

  • İllâ ibâdallâhil muhlasîn(muhlasîne).
  • اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ
  • Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir.

37-Sâffât  Suresi 161. Ayet

  • Fe innekum ve mâ ta’budûn(ta’budûne).
  • فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ
  • (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.

37-Sâffât  Suresi 162. Ayet

  • Mâ entum aleyhi bi fâtinîn(fâtinîne).
  • مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ
  • (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.

37-Sâffât  Suresi 163. Ayet

  • İllâ men huve sâlil cahîm(cahîmi).
  • اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ
  • (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.

37-Sâffât  Suresi 164. Ayet

  • Ve mâ minnâ illâ lehu makâmun ma’lûm(ma’lûmun).
  • وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ
  • (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.”

37-Sâffât  Suresi 165. Ayet

  • Ve innâ le nahnus sâffûn(sâffûne).
  • وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ
  • “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.”

37-Sâffât  Suresi 166. Ayet

  • Ve innâ le nahnul musebbihûn(musebbihûne).
  • وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
  • “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.”

37-Sâffât  Suresi 167. Ayet

  • Ve in kânû le yekûlûn(yekûlûne).
  • وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ
  • (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.”

37-Sâffât  Suresi 168. Ayet

  • Lev enne indenâ zikren minel evvelîn(evvelîne).
  • لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
  • (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.”

37-Sâffât  Suresi 169. Ayet

  • Le kunnâ ibâdallâhil muhlasîn(muhlasîne).
  • لَكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ
  • (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.”

37-Sâffât  Suresi 170. Ayet

  • Fe keferû bih(bihî), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
  • فَكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
  • Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

37-Sâffât  Suresi 171. Ayet

  • Ve lekad sebekat kelimetunâ li ibâdinel murselîn(murselîne).
  • وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ
  • Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

37-Sâffât  Suresi 172. Ayet

  • İnnehum le humul mensûrûn(mensûrûne).
  • اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ
  • “Onlara mutlaka yardım edilecektir.”

37-Sâffât  Suresi 173. Ayet

  • Ve inne cundenâ le humul gâlibûn(gâlibûne).
  • وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ
  • “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.”

37-Sâffât  Suresi 174. Ayet

  • Fe tevelle anhum hattâ hîn(hînin).
  • فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ
  • O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37-Sâffât  Suresi 175. Ayet

  • Ve ebsirhum fe sevfe yubsirûn(yubsirûne).
  • وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
  • Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.

37-Sâffât  Suresi 176. Ayet

  • E fe bi azâbinâ yesta’cilûn(yesta’cilûne).
  • اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
  • Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?

37-Sâffât  Suresi 177. Ayet

  • Fe izâ nezele bisâhatihim fe sâe sabâhul munzerîn(munzerîne).
  • فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ
  • Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

37-Sâffât  Suresi 178. Ayet

  • Ve tevelle anhum hattâ hîn(hînin).
  • وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ
  • Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

37-Sâffât  Suresi 179. Ayet

  • Ve ebsir fe sevfe yubsirûn(yubsırûne).
  • وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
  • (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.

37-Sâffât  Suresi 180. Ayet

  • Subhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn(yasifûne).
  • سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ
  • Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

37-Sâffât  Suresi 181. Ayet

  • Ve selâmun alel murselîn(murselîne).
  • وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ
  • Peygamberlere selâm olsun.

37-Sâffât  Suresi 182. Ayet

  • Vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
  • وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
  • Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Sistemli Evden Eve Taşımacılık

Vaktin Çağrısı

Kahramanmaraş şehirlerarası nakliyat