• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Kıyâmet  suresi ❭
  • Tefhim-ul Kuran ❭
  • Kıyâmet  suresi ❭
  • Kıyâmet  Suresi Türkçe Meali


  • Kıyâmet  1: Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
  • Kıyâmet  2: Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
  • Kıyâmet  3: İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
  • Kıyâmet  4: Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymağa güç yetirenleriz.
  • Kıyâmet  5: Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de ´fücurla sürdürmek ister.´
  • Kıyâmet  6: «Kıyamet günü ne zamanmış» diye sorar.
  • Kıyâmet  7: Ama göz ´kamaşıp da kaydığı,´
  • Kıyâmet  8: Ay karardığı,
  • Kıyâmet  9: Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
  • Kıyâmet  10: İnsan o gün der ki: «Kaçış nereye?»
  • Kıyâmet  11: Hayır; sığınacak herhangi bir yer yok.
  • Kıyâmet  12: O gün, ´sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar) ´ yalnızca Rabbi´nin katıdır.
  • Kıyâmet  13: İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
  • Kıyâmet  14: Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir;
  • Kıyâmet  15: Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
  • Kıyâmet  16: Onu (Kur´an´ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.
  • Kıyâmet  17: Hiç şüphesiz, onu (kalbinden) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir.
  • Kıyâmet  18: Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
  • Kıyâmet  19: Sonra muhakkak onu açıklamak bize ait (bir iş)tir.
  • Kıyâmet  20: Hayır; siz çarçabuk geçmekte olan (dünya)yı seviyorsunuz.
  • Kıyâmet  21: Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz.
  • Kıyâmet  22: O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
  • Kıyâmet  23: Rablerine bakıp durur.
  • Kıyâmet  24: O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış, ekşimiştir.
  • Kıyâmet  25: Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.
  • Kıyâmet  26: Hayır; can köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,
  • Kıyâmet  27: «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.
  • Kıyâmet  28: Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu kavrayıp anlamıştır.
  • Kıyâmet  29: (Ölüm korkusundan) Ayaklar da birbirine (ayak ayağa) dolaştığında;
  • Kıyâmet  30: O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.
  • Kıyâmet  31: Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
  • Kıyâmet  32: Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
  • Kıyâmet  33: Sonra da çalım satarak yakınlarına gitmişti.
  • Kıyâmet  34: Sen buna müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
  • Kıyâmet  35: Yine buna müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
  • Kıyâmet  36: İnsan, ´kendi başına ve sorumsuz´ bırakılacağını mı sanıyor?
  • Kıyâmet  37: Kendisi, dökülüp akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
  • Kıyâmet  38: Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir ´düzen içinde biçim verdi.´
  • Kıyâmet  39: Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.
  • Kıyâmet  40: (Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat