• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Yâsîn  suresi ❭
  • Tefhim-ul Kuran ❭
  • Yâsîn  suresi ❭
  • Yâsîn  Suresi Türkçe Meali


  • Yâsîn  1: Yâsin.
  • Yâsîn  2: Andolsun hikmetli Kur´an´a,
  • Yâsîn  3: Gerçekten sen, gönderilen (peygamber)lerdensin.
  • Yâsîn  4: Dosdoğru olan bir yol üzerinde.
  • Yâsîn  5: (Kur´an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah´) ın indirmesidir.
  • Yâsîn  6: Babaları uyarılıp korkutulmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarıp korkutman için (gönderildin).
  • Yâsîn  7: Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık onlar inanmazlar.
  • Yâsîn  8: Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
  • Yâsîn  9: Biz onların önlerinde bir sed, arkalarında da bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
  • Yâsîn  10: Kendilerini uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.
  • Yâsîn  11: Sen ancak, zikre (Kur´an´a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah´)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarıp korkutursun. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele!
  • Yâsîn  12: Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini de biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık olan bir kitapta tesbit edip korumuşuz.
  • Yâsîn  13: Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
  • Yâsîn  14: Hani biz onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat onlar ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: «Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz.»
  • Yâsîn  15: Dediler ki: «Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylemektesiniz.»
  • Yâsîn  16: Dediler ki: «Rabbimiz, gerçekten sizin için gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilmektedir.»
  • Yâsîn  17: «Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur.»
  • Yâsîn  18: Onlar dediler ki: «Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acıklı bir azab dokunacaktır.»
  • Yâsîn  19: Dediler ki: «Uğursuzluğunuz, sizinle birliktedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz.»
  • Yâsîn  20: Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: «Ey kavmim, elçilere uyun» dedi.
  • Yâsîn  21: «Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.»
  • Yâsîn  22: «Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O´na döndürüleceksiniz.»
  • Yâsîn  23: «Ben, O´ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.»
  • Yâsîn  24: «O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum.»
  • Yâsîn  25: «Şüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin.»
  • Yâsîn  26: Ona: «Cennete gir» denildi. O da: «Keşke benim kavmim de bir bilseydi» dedi.
  • Yâsîn  27: «Rabbimin beni bağışladığını ve beni ağırlananlardan kıldığını.»
  • Yâsîn  28: Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
  • Yâsîn  29: (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
  • Yâsîn  30: Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
  • Yâsîn  31: Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice kuşakları yıkıma uğrattık? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
  • Yâsîn  32: Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
  • Yâsîn  33: Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle de onlar ondan yemektedirler.
  • Yâsîn  34: Biz, onda hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık.
  • Yâsîn  35: Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?
  • Yâsîn  36: Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.
  • Yâsîn  37: Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen onlar artık karanlıkta kalıvermişlerdir.
  • Yâsîn  38: Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.
  • Yâsîn  39: Ay´a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).
  • Yâsîn  40: Ne güneşin aya erişip yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
  • Yâsîn  41: Onların soylarını dolu gemilerde (ana rahimlerinde) taşımamız da kendileri için bir ayettir.
  • Yâsîn  42: Ve kendileri için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
  • Yâsîn  43: Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de onlar kurtulabilirler.
  • Yâsîn  44: Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
  • Yâsîn  45: Onlara: «Önünüzde olandan ve arkanızda olandan korkup sakının, belki esirgenirsiniz» denildiğinde, (dinlemeyip küfre saparlar)
  • Yâsîn  46: Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeye görsün, mutlaka ondan yüz çeviricidirler.
  • Yâsîn  47: Ve onlara: «Size Allah´ın rızık olarak verdiklerinden infak edin» denildiği zaman da, o küfre sapanlar iman edenlere dediler ki: «Allah´ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.»
  • Yâsîn  48: Ve derler ki: «Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?»
  • Yâsîn  49: Onlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip dururken o kendilerini yakalayıverir.
  • Yâsîn  50: Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
  • Yâsîn  51: Sûr´a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp giderler.
  • Yâsîn  52: Demişlerdir ki: «Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu, (öyle oluyor ki) Rahman (olan Allah)ın va´dettiğidir, (demek ki) gönderilen (peygamber)ler de doğru söylemiş.»
  • Yâsîn  53: O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
  • Yâsîn  54: İşte bugün, hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yapmakta olduklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.
  • Yâsîn  55: Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, ´sevinç ve mutluluk dolu´ bir meşguliyet içindedirler.
  • Yâsîn  56: Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
  • Yâsîn  57: Orada taptaze meyveler onların ve istek duymakta oldukları her şey onlarındır.
  • Yâsîn  58: Çok esirgeyen Rabb´dan onlara bir de sözlü «Selam» (vardır).
  • Yâsîn  59: «Ey suçlu günahkârlar, bugün siz bir yana çekilin!»
  • Yâsîn  60: «Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: -Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;»
  • Yâsîn  61: «Bana kulluk edin, doğru olan yol budur.»
  • Yâsîn  62: Andolsun o, sizden birçok insan kuşağını saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?
  • Yâsîn  63: İşte bu, size vadedilmiş olan cehennemdir.
  • Yâsîn  64: Küfre sapmalarınıza karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
  • Yâsîn  65: Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazanmakta olduklarını da elleri bize söylemekte, ayakları da şahitlik etmektedir.
  • Yâsîn  66: Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
  • Yâsîn  67: Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne de geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
  • Yâsîn  68: Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
  • Yâsîn  69: Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık olan bir Kur´an´dır.
  • Yâsîn  70: (Kur´an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve küfre sapanların üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
  • Yâsîn  71: Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece onlar, bunlara malik oluyorlar.
  • Yâsîn  72: Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.
  • Yâsîn  73: Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?
  • Yâsîn  74: Yardım görürler umuduyla, onlar Allah´tan başka ilahlar edindiler.
  • Yâsîn  75: Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
  • Yâsîn  76: Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, onların saklamakta olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
  • Yâsîn  77: İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.
  • Yâsîn  78: Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: «Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?»
  • Yâsîn  79: De ki: «Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.»
  • Yâsîn  80: Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
  • Yâsîn  81: Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini de yaratmağa kadir değil mi? Hiç tartışmasız (öyledir). O, yaratandır, bilendir.
  • Yâsîn  82: Bir şeyi dilediği zaman, O´nun emri, ona yalnızca: «Ol» demesidir; o da hemen oluverir.
  • Yâsîn  83: Her şeyin melekûtu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Ve siz O´na döndürüleceksiniz.
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat