• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Sâd  suresi ❭
  • Tefhim-ul Kuran ❭
  • Sâd  suresi ❭
  • Sâd  Suresi Türkçe Meali


  • Sâd  1: Sâd, Zikir dolu Kur´an´a andolsun;
  • Sâd  2: Hayır; o küfredenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
  • Sâd  3: Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.
  • Sâd  4: İçlerinden kendilerine bir uyarıcı korkutucunun gelmiş olmasına şaştılar. Kâfirler dedi ki: «Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.»
  • Sâd  5: «İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.»
  • Sâd  6: Onlardan önde gelen bir grup: «Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) da kararlı olun; çünkü asıl istenen budur» diye çekip gitti.
  • Sâd  7: «Biz bunu diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.»
  • Sâd  8: «Zikir (Kur´an), içimizden ona mı indirildi?» Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.
  • Sâd  9: Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
  • Sâd  10: Yoksa göklerin yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkân ve güç bularak göğe) yükselsinler.
  • Sâd  11: Onlar, burada, (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).
  • Sâd  12: Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı,
  • Sâd  13: Semud, Lût kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar da, (Allah´a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
  • Sâd  14: Hepsi de peygamberleri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
  • Sâd  15: Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
  • Sâd  16: (Alaylı alaylı) Dediler ki: «Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver.»
  • Sâd  17: Onların söylemekte olduklarına karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud´u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah´a) yönelip dönen biriydi.
  • Sâd  18: Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle birlikte (Allah´ı) tesbih ederlerdi.
  • Sâd  19: Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi de onunla (Allah´ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip dönmekte olanlar idi.
  • Sâd  20: Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
  • Sâd  21: Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud´un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
  • Sâd  22: Davud(un yanın)a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; onlar dediler ki: «Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet.»
  • Sâd  23: «Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen «Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat» dedi ve bana konuşma (tarzın)da üstün geldi.»
  • Sâd  24: (Davud) Dedi ki: «Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip de salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.» Davud, gerçekten bizim onu denemeden geçirdiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rükû ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.
  • Sâd  25: Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
  • Sâd  26: «Ey Davud, gerçek şu ki, biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah´ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah´ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmalarından dolayı onlar için şiddetli bir azab vardır.»
  • Sâd  27: Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, küfredenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o küfretmekte olanlara.
  • Sâd  28: Yoksa biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?
  • Sâd  29: (Bu Kur´an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
  • Sâd  30: Biz Davud´a Süleyman´ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah´a) yönelip dönen biriydi.
  • Sâd  31: Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.
  • Sâd  32: O da demişti ki: «Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.» Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.
  • Sâd  33: «Onları bana geri getirin» (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
  • Sâd  34: Andolsun, biz Süleyman´ı denemeden geçirdik. Tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
  • Sâd  35: «Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.»
  • Sâd  36: Böylece biz, rüzgârı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
  • Sâd  37: Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.
  • Sâd  38: Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
  • Sâd  39: «İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.»
  • Sâd  40: Şüphesiz, onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
  • Sâd  41: Kulumuz Eyyub´u da hatırla. Hani o: «Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu» diye Rabbine seslenmişti.
  • Sâd  42: «Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik).»
  • Sâd  43: Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere kendi ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
  • Sâd  44: «Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.» Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah´a) yönelip dönen biriydi.
  • Sâd  45: Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim´i, İshak´ı ve Yakub´u da hatırla.
  • Sâd  46: Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.
  • Sâd  47: Ve gerçekten onlar, bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
  • Sâd  48: İsmail´i, Elyesa´ı ve Zülkifl´i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
  • Sâd  49: Bu, bir zikr´dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
  • Sâd  50: Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.
  • Sâd  51: İçinde yaslanıp dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler.
  • Sâd  52: Ve yanlarında da bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
  • Sâd  53: İşte, hesap günü size va´dedilen budur.
  • Sâd  54: Hiç şüphesiz bu, bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.
  • Sâd  55: Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
  • Sâd  56: Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o.
  • Sâd  57: İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
  • Sâd  58: Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.
  • Sâd  59: (Müşrik olan hakim güçlere:) «İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.» (denilir)
  • Sâd  60: (Onlara uyanlar) Derler ki: «Hayır, sizler; asıl size merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak.»
  • Sâd  61: Derler ki: «Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, onun ateşteki azabını kat kat arttır.»
  • Sâd  62: Ve derler ki: «Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.»
  • Sâd  63: Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?»
  • Sâd  64: Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişip tartışması kesin olan bir gerçektir.
  • Sâd  65: De ki: «Ben, yalnızca bir uyarıcı korkutucuyum. Ve bir olan, kahreden Allah´tan başka ilah da yoktur.»
  • Sâd  66: «Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.»
  • Sâd  67: De ki: «Bu (Kur´an), büyük bir haberdir.»
  • Sâd  68: Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
  • Sâd  69: «Mele-i A´lâ (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiç bir bilgim yoktur.»
  • Sâd  70: «Bana ancak, benim yalnızca apaçık bir uyarıcı korkutucuyum diye vahyolunmaktadır.»
  • Sâd  71: Hani Rabbin meleklere: «Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım» demişti.
  • Sâd  72: «Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman da siz onun için hemen secdeye kapanın.»
  • Sâd  73: Meleklerin hepsi topluca secde etti;
  • Sâd  74: Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve (böylece) kafirlerden oldu.
  • Sâd  75: (Allah) Dedi ki: «Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?»
  • Sâd  76: Dedi ki: «Ben ondan daha hayırlıyım, sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.»
  • Sâd  77: (Allah) Dedi ki: «Öyleyse ordan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın.»
  • Sâd  78: «Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerindedir.»
  • Sâd  79: Dedi ki: «Rabbim, öyleyse onların dirilip kaldırılacakları güne kadar bana süre tanı.»
  • Sâd  80: Dedi ki: «O halde sen, (kendilerine) süre tanınanlardansın.»
  • Sâd  81: «Bilinen vaktin gününe kadar.»
  • Sâd  82: Dedi ki: «Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp kışkırtacağım.»
  • Sâd  83: «Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.»
  • Sâd  84: (Allah) «İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim» dedi.
  • Sâd  85: «Andolsan, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.»
  • Sâd  86: (Ey Peygamber) De ki: «Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.»
  • Sâd  87: «O (Kur´an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dır.»
  • Sâd  88: «Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.»
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat