• Anasayfa ❭
  • Kuran Meali ❭
  • Necm  suresi ❭
  • Tefhim-ul Kuran ❭
  • Necm  suresi ❭
  • Necm  Suresi Türkçe Meali


  • Necm  1: Battığı zaman yıldıza andolsun;
  • Necm  2: Sahibiniz (olan peygamber) şaşırıp sapmadı ve azmadı.
  • Necm  3: O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
  • Necm  4: O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
  • Necm  5: Ona (bu Kur´an´ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
  • Necm  6: (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
  • Necm  7: O, en yüksek bir ufuktaydı.
  • Necm  8: Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
  • Necm  9: Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı.
  • Necm  10: Böylece O´nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
  • Necm  11: Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
  • Necm  12: Yine de siz görmüş olduğu üzerinde onunla tartışacak mısınız?
  • Necm  13: Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü.
  • Necm  14: Sidretü´l-Münteha´nın yanında.
  • Necm  15: Ki Cennetü´l-Me´va onun yanındadır.
  • Necm  16: Sidreyi örten örtmekte iken,
  • Necm  17: Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) taşmadı.
  • Necm  18: Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanını gördü.
  • Necm  19: Gördünüz mü? Haber verin; Lât ve Uzza´yı,
  • Necm  20: Ve üçüncü (put) olan Menât´ı(n herhangi bir güçleri var mı)?
  • Necm  21: Erkek (evlat) sizin, dişi de O´nun mu?
  • Necm  22: Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
  • Necm  23: Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (kuru ve keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah onlarla ilgili ´hiçbir delil´ indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uymaktadırlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
  • Necm  24: Yoksa insana ´her arzu edip dilekte bulunduğu´ şey mi var?
  • Necm  25: İşte, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah´ındır.
  • Necm  26: Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah´ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
  • Necm  27: Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
  • Necm  28: Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.
  • Necm  29: Şu halde sen, bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
  • Necm  30: İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Hiç şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O´dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O´dur.
  • Necm  31: Göklerde ve yerde olanlar Allah´ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yapmakta oldukları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
  • Necm  32: Ki onlar büyük günahlardan, çirkince utanmazlıklardan kaçınırlar, ufak tefek günahlar bundan müstesnadır. Hiç şüphesiz Rabb´in, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir, hatta sizi topraktan yarattığı ve siz daha annelerinizin karınlarında cenin halinde bulunduğunuz zaman bile. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, kimin takva sahibi olduğunu en iyi bilendir.
  • Necm  33: Şimdi, o yüz çevirmekte olanı gördün mü?
  • Necm  34: Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
  • Necm  35: Gaybın ilmi onun yanındadır da o mu görüyor?
  • Necm  36: Yoksa Musa´nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
  • Necm  37: Ve vefa eden İbrahim´in (sahifelerinde) olan da.
  • Necm  38: Doğrusu, hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
  • Necm  39: Ve doğrusu insana da kendi (emek ve) çabasından başkası yoktur.
  • Necm  40: Şüphesiz kendi (emek ve) çabası da görülecektir.
  • Necm  41: Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
  • Necm  42: Elbette son varış Rabbine olacaktır.
  • Necm  43: Doğrusu, güldüren ve ağlatan O´dur,
  • Necm  44: Doğrusu, öldüren ve dirilten de O´dur.
  • Necm  45: Doğrusu, çiftleri, erkek ve dişiyi, yaratan da O´dur.
  • Necm  46: Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.
  • Necm  47: Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş´et) de O´na aittir.
  • Necm  48: Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip hoşnut kıldı.
  • Necm  49: Doğrusu, ´Şi´ra (yıldızı)nın´ Rabbi de O´dur.
  • Necm  50: Doğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı da O yıkıma uğrattı.
  • Necm  51: Semûd´u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.
  • Necm  52: Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
  • Necm  53: Altı üstüne gelen (Lût kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
  • Necm  54: Böylece ona (o topluma) sardırdığını sardırdı.
  • Necm  55: Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden kuşkuya düşmektesin?
  • Necm  56: Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
  • Necm  57: O yaklaşmakta olan yaklaştı
  • Necm  58: Onu Allah´ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiçbir güç yoktur).
  • Necm  59: Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?
  • Necm  60: (Alaylı) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
  • Necm  61: Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.
  • Necm  62: Hemen, Allah´a secde edin ve (yalnızca O´na) kulluk edin.
  • Vaktin Çağrısı
    Güncel
    Dini Hayat